Söyleyene değil, söylenene bakmak

09.11.2009 03:15

Duran Kömürcü

Cuma’dan çıktım. Birkaç delikanlı avukat ziyaretime geldi. O günün şartlarından konuştuk, içlerinden biri arkadaşını göstererek:

 “Bu arkadaş politikada mesafe almış bir arkadaşımız. İleri gelenlerimizdendir. Bir noksanı vardır. Hanımı açık, kızı da başörtüsüz üniversiteye gidiyor. Buna ne dersiniz?”

Canım sıkkındı. Cuma’da hadiseler olmuştu. Bu da tuzu biberi oldu. Kendisine:

“Arkadaşlarımız İslamı içselleştirmemiş, adına da Müslüman denenler olsa gerektir. Mü’min olamamış, imanla sistem arasında kalanlardandır” dedim. Yüzüne baktım, biraz buruştu. Bir şey de demedi, “doğrusun” diyebildi.

Birkaç gün geçince telefonuma bir mesaj düştü. O arkadaştandı. Belli ki hazmedememiş. Yazımın tarzını beğenmemiş. Bana:

“S.a. hocam, ne yazacağımı bilmiyorum diyorsunuz. Bilmiyorsanız niye yazıyorsunuz? Hocam, bırakın yazmayı, sizi tutan mı var? Üslubunuz hiç samimi değil” diyordu.

İnsanoğlu hep böyledir. Kabahatini arayıp tamir etmesi, pişmanlığından dönmesi gerekirken onur meselesi yapar. “Bu bana nasıl söylenir” demeye başlar. Daha sonra da söyleyenin açıklarını arayarak düştüğü durumdan kendisine teselli arar.

Belki üslubum biraz sert olabilir. Daha başka ifade ile anlatılabilirdi. Böyle anlattım. Anlattığım da ayete dayanır.

“Bedeviler inandık dediler. Ey Muhammed, siz inanmadınız, yalnızca Müslüman oldunuz. Çünkü iman kalblerine yerleşmemiştir” buyruğunu dile getirmeye çalıştım.

Sözde inandım demekle özde inanmak farklıdır. Sözde inanırsın. Namaz kılar, oruç tutarsın, farzları da yerine getirirsin. Diğer taraftan da farzları yaparken haramları da işlersin. Bugünün gereği budur. Böyle olması lazımdır dersin. Müslüman olursun. Ama, mü’min olamazsın. İmanın şüphelerle dolu, tereddütlerle kaplıdır.

Mü’min ise; Allah’ın emrinde, peygamberin yolunda olandır. Ayetlerin, emirlerin, hadislerin gösterdiği yolda yürüyendir. Kati naslarda yorum yapmaz ve yapamaz. Allah ne emretti ise ona boyun eğer. Allah’ın gösterdiği yolda yürür.

İnsanları bataklığa sürükleyen hastalıklardan birisi de kibirdir. Kibrin gölgesinde hayatına yön vermesi, “ben en iyiyi bilirim” demesidir. Bunun en iyi örneği de şeytandır. Kibrin arkadaşı, enaniyyetin dostudur.

Kibrin düşmanı da ahiret inancıdır. Hesap, kitap ve sırat, mizana inanıştır. Kibir bizi dünyaya götürür. Her şeyimize bir kılıf buldurur da çırpındıkça batarız. Ahiret inancı ise, bizi bize getirir. “Ne için büyükleniyorsun? Neyine güveniyorsun?” dedirtir. Allah’a kulluğa yönlendirir. Allah:

“Kim dünya hayatını ve süsünü isterse biz onlara amellerini dünyada tamamen öderiz. Bu hususta kendilerine haksızlık yapılmaz.”

“Fakat onlar ahirette öyle olurlar ki kendilerine ateşten başka bir şey yoktur. İşledikleri bütün iyilikler bir hiç olmuştur. Bütün yaptıkları boştur.” (Hud, 15-16)

Arkadaşım, hatasız insan yoktur. Mü’min olmanın özelliği de, hatalarımızdan Allah’a sığınmaktır. Söylenen sözler ne kadar acı olursa olsun seni Rab yoluna çağırıyorsa ona uymak, çizdiği yoldan gitmektir. Söyleyene değil söylenene bakmaktır. Duam sizinledir.

VAKİT

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim