1. YAZARLAR

  2. Melih Altınok

  3. Sosyal sorumluluk kermesi değil sivil itaatsizlik eylemi
Melih Altınok

Melih Altınok

Yazarın Tüm Yazıları >

Sosyal sorumluluk kermesi değil sivil itaatsizlik eylemi

A+A-

Gazze eyleminin hemen ardından bu işin enternasyonalist bir nitelik taşıdığı ve mevzuun ulus-devletin meşruiyetini tartışmaya açacak küresel çapta bir dizi eylemliliğin fitilini ateşlemesini umduğumu yazmıştım. İlerleyen günlerde sol, demokrat ve İslami çevrelerden bazı kalemlerin de bu minval üzre görüşleri dile getirdiklerini görünce umudum bir kat daha arttı.

Ancak olayın sıcaklığı ve ölümlerin yaşanması nedeniyle olsa gerek, iflah olmaz bir kaç “vicdansız” dışında dillendirilmeyen “hırsızın hiç suçu yok mu” teranesi, son günlerde sözüm ona nesnellik zırhıyla ön plana çıkmaya başladı.

Bizler bu insansız ve soğuk dilin, ceberut devletin canlara mal olan gövde gösterileri sonrasında fütursuzca kullanılmasına fazlasıyla aşinayız ne yazık ki.

Bu yüzden Eğinlerin, Zilelilerin zırvalarına kulaklarımız zaten tıkalı da, kendini solda tarif eden okurlardan ve aydınlardan aldığım itidal telkin eden mesajları anlamlandırmakta gerçekten zorlanıyorum. Çoğunluğunun ana fikrini şu cümleyle özetlemek mümkün:

“Takıldık İslamcıların peşine Allah sonumuzu hayretsin!”

Öncelikle bu eylemin arkasında duran sol-sosyalist kesimlerin, politik jargonla ifade edersek, kuyrukçuluk yapmadıklarını söyleyeyim. Sol, yapması gerekeni yapıyor; bir lütuf sözkonusu değil. Solu, nevi şahsına münhasır sığ bir yerellik içerisinde değil de evrensel normlara göre yorumlayan herkes, gönül rahatlığıyla bu eylemi desteklemeli. Avrupa’nın dört bir yanında sol çevrelerin benzeri eylemler için hazırlık içinde olmaları bunun açık bir kanıtı.

Kaldı  ki uzun bir dönem Türkiye solu için eylem okulu işlevi gören Filistin mücadelesinde, Hamas ipleri ele almadan önce önderliği üstlenen FKÖ döneminde de İslami motifler süreçten hiçbir zaman eksik olmamıştı. Bu halkın büyük çoğunluğu Müslüman işte arkadaş, ne yapacaksınız!

Fethullah Gülen’in geçtiğimiz günlerde eylemle ilgili açıklamalarıyla taşıdığı paralelliği gülerek fark ettiğim, yöntem üzerine soldan gelen eleştirileriyse daha da şaşırtıcı buluyorum. İsrail devletinin bu tarz eylemler karşındaki bilinen tepkisinin yok sayılarak aktivistlerin kurban edildiği ya da İsrailli yetkilerle işbirliği içerisinde bu eylemin gerçekleştirilmesi gerektiği şeklinde önerileri kimse kusura bakmasın ama tek kelimeyle boş buluyorum.

32 ülkeden aktivistin gerçekleştirdiği bu eylem bir sosyal sorumluluk projesinin kermesi değil, enternasyonalizm vurgusu enikonu hissedilen bir sivil itaatsizlik eylemiydi. Devam edenler de öyle.

Dolaysıyla, eğer sorun Gazzelilere 500 kilo çimentoyu ya da 100 kg. süttozunu ulaştırmak olsaydı, dağıtım organizasyonunun sevk ve idaresi için İsrailli yetkililerle işbirliği yapmak gerçekten de en akılcı yöntem olurdu. Ne var ki aktivistlerin amacı, Gazzelilerin bir günün kurtarmak değil, Filistinlilere daha özgür ve müreffeh bir hayatın kapılarını açacak yolun taşlarını döşemekti.

Amaç, Gazze’ye hukuksuz bir ambargo uygulayan, insani değerleri, uluslararası anlaşmaları ve teamülleri yok sayarak katliamlar gerçekleştiren İsrail zulmüne dikkat çekmekti. Hülasa konu gemilerin yükünün bekası değil, eylemin insani politik hedefiydi. Rota da İHH’nın o çokça dillendirdiği slogandaki gibi, Gazze değil insanlıktı, enternasyonalizmdi yani.

Hikmet Kıvılcımlı’nın deyişiyle “İnce sinekkaydı kıl kesen” dostlara naçizane tavsiyem, konuya bu geniş perspektife bakmalarıdır.

“Yok, eylemin en çok dikkatimizi çeken noktası, Hürriyet’in her zamanki gibi bir taşla iki kuş vurmak amacıyla yayımladığı fotoğraflardaki ağlayan İsrail askerine karşı aktivistlerin sert tavrı ve şiddeti reddeden doğrudan eylem modelinin zafiyete uğratılmış olmasıdır” diyorsanız da, tek söyleyebileceğim, şefkatinizin ve mükemmeliyetçiliğinizin çok ürkütücü olduğudur.

Ama dert başka ve bunu sizler de biliyorsunuz.

melihaltinok@gmail.com

TARAF

YAZIYA YORUM KAT

1 Yorum