Sorunun muhatabını seçme lüksü

16.05.2009 04:36

Yasin Aktay

“Siyasette karşınıza çıkan sorunları çözme konusunda muhataplarınızı seçme lüksünüz yok”

Öyle diyordu bir TV programında arkadaşım Bekir Berat Özipek; karşısında Kürt sorunun çözümü için devletin kimleri ciddiye alabileceği konusunda “ideal muhatap” tarif eden muhatabına hitaben. Muhatabının tarif ettiği “taraf” somutlaştığında bunun sorunla hiçbir ilgisi olmadığını da görürsünüz. Sorunla ilgisi olmayanın, çözümünün bir parçası olma şansı olur mu acaba?

İhtilaf veya çatışma halinde olduğumuz tarafları kendimiz seçebilseydik, muhtemelen siyaset diye bir şey de var olmazdı. Tıpkı sorunlarla yüzleşme zamanlamasını da seçemediğimiz gibi…

Genellikle sorunlar çıka gelir ve bizi sınar. Sorun gelip çattığında, “ben bu sorunu beğenmedim” deme lüksünüz yoktur. Adı üstünde sorundur, çözülecektir, ayağınızı sürdüğünüzde, sorunla yüzleşmekten kaçtığınızda o sorun katlanarak büyür sizi yutar.

Kürt sorununu, beğenmeseniz de bir sorundur, Bu sorunu beğenmediği için yüzleşmekten kaçınanlar sorunun katlanarak yıllarımızı esir almasına yol açmaktan başka bir şey yapmış olmadılar.

Kürt sorununu beğenmeme lüksünün kalmamış olduğunu fark ettiğimizde bu sefer bu sorunun taraflarını seçme lüksünü talep etme yanlışına düşüyoruz. Sorunla ilgisiz taraflarla bu sorunu konuşmak sadece entelektüel bilgiye bir katkı yapar ki, o da çok zayıf bir ihtimal.

Şimdiye kadar kendi sorunlarının zamanlamasını yapamadığı halde sorunlardan sorun beğenen devlet politikasının sorunu çözme notasından nasıl uzaklaşılabildiğinin çok iyi örneklerini gördük.

Ne Kürt meselesi ne laiklik ve din meselesi ne Alevilik meselesi konularında şimdiye kadar sorun alanlarını kabul etmeyen devlet politikaları, bu yolla büyümesine yol açtığı sorun alanlarının sonradan karşısına daha da beğenmeyeceği, aynı masaya oturmaktan hiç hazzetmeyeceği tarafları geliştirdiği gerçeğine bile uyanmış değil.

AKP Kürt meselesinin çözümü konusunda fiili tarafları geçersizleşerek Kürtlerin oyunu almak suretiyle sorunun çözümü olabileceğini düşündü. Sorunun beğenmediği taraflarını muhatap almayarak, yeri geldiğinde posta koyarak sorunun alanını da değiştirebileceği vehmine kapıldı. Seçim sonuçları ona bir sorunun bütün taraflarını, tek başına ve aynı anda temsil edemeyeceğini öğretti. Bu dersi almışa benziyor.

Bu dersi aslında AKP'den önce alıp değerlendirme fırsatı yakalamış olan CHP'nin bu fırsatı değerlendirme ufkundan ne kadar uzak olduğunu bu fırsat vesilesinde de sergilemekten uzak kalmıyor. Deniz Baykal Kürt sorunu konusunda kendisi bir açılım yapmadığı gibi bütün ihtilafların bütün taraflarını yok ederek siyaset yapabileceğini vehmetmeye devam ediyor.

“Anayasa Mahkemesinin laiklik konusunda sorunlu olduğuna karar vermiş olduğu bir parti ile hiçbir anayasa çalışmasının yapılamayacağını” ilan etti Baykal. Bu tavrıyla Türkiye'de toplumun ana gövdesini, toplam sorunların tamamının çözümünün tek muhatabını taraf olma vasfından dışlayabiliyor. Siyasetin gerçek taraflarını inkar ettiğiniz zaman siyaseti de inkar etmiş, toplumsal barışın altını oymuş oluyorsunuz.

AK Parti'nin DTP'ye yaptığı, DTP'nin Güneydoğu'da bütün partilere yaptığı, CHP'nin AKP ve DTP'ye yaptığı MHP'nin de DTP'ye yaptığı şey toplamda Türk siyasetinin ciddi ve müzmin hastalıklı bir kalıbını gösteriyor. Belki herkeste ağırlığı ve katılığı biraz fark ediyordur, ama kalıbın niteliği değişmiyor. Ne kadar hoşumuza gitmese de toplumu beraber kurmak, gücü veya imkanları paylaşmak, soruna birlikte çözüm üretmek konusunda ciddi bir zaafımız var.

Siyasetin daha sağlıklı bir zemine oturmasını istiyorsak, kendimizden başkasına uyduramadığımız, hele içine muhaliflerimizi hiçbir şekilde sığdıramadığımız bu kalıbın esnetilmesi gerekiyor. Zira bu davranış kalıbı toplumsal barışın önündeki en büyük engeli oluşturuyor, toplumu sıkıştırıyor, toplum dediğimiz şeyin bir farklılıklar alanı olduğu gerçeğine kör ediyor.

Unutmayalım ne umduğumuz sorunu ne de sorunun umduğumuz taraflarını bulabildiğimize göre, kucağımızda bulduğumuz sorunları bulabildiğimiz muhataplarıyla çözmekten başka çaremiz kalmıyor.

YENİ ŞAFAK

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim