Ali İhsan Karahasanoğlu

Ali İhsan Karahasanoğlu

Yazarın Tüm Yazıları >

Soru ne, cevap ne?

A+A-

Soruluyor: “1980 öncesinde anarşist eylemlere katılan bir kişi ile, bir emniyet müdürünün yakın arkadaşlığı normal bir olay mıdır?”

Cevap veriliyor: “Emniyet’teki cemaatleşme deşifre edildiği için bunlar başına geldi!”
Soruluyor: “Sabıkası olan bir kişinin adına kayıtlı telefonu, bir emniyet müdürünün kullanması doğru mudur?”
Cevap veriliyor: “Yaşanan olayların arkasında, Fethullah Gülen cemaatinin Emniyet’te kadrolaşması yatıyor!”
Soruluyor: “Hanefi Avcı’nın evinde, ruhsatlı iki, ruhsatsız bir kalaşnikof silah bulunmuş! Bu kalaşnikof da neyin nesi?”
Cevap veriliyor: “Evde yapılan aramanın sebebi, Emniyet’teki olaylara eleştiri getirerek açıklamalar yapılmasına gözdağıdır!”
Soruluyor: “Avcı’nın evinde, kendi resminin yapıştırılmış olduğu, başka isme doldurulmuş sahte pasaport çıkmış?”
Cevap veriliyor: “Avcı, 30 Eylül’de konuşacağını açıkladı, tüm bunlar o yüzden başına geldi!”
Soruluyor: “2009 Eylülü’nde telefonlarının dinlendiğini anlayan emniyet müdürü, neredeyse bir yıl niye beklemiş? Kitap yazmaya bile Mart ayında başladığını söylediğine göre, 6 ay neyi beklemiş?”
Cevap veriliyor: “Tüm bunların sebebi, malum kitabın yazılması!”
Soruluyor: “Bir emniyet müdürünün, sabıkalı birisinin evinde, nikahsız olarak bir kadınla buluşmasında hiçbir anormallik yok mudur?”
Cevap veriliyor: “Tüm bunların sebebi o kitap!”
Soruluyor: “Genelkurmay savcısına gidiyorsun, İstanbul’daki savcıya niye ifade vermeye kendi rızanla gitmiyorsun?”
Cevap veriliyor: “Ah o kitap! O kitap yüzünden tüm bunlar!”
Söyler misiniz, sorular ve verilen cevapların birbirini karşıladığını söylemek mümkün mü?
Sorular ne?
Cevapları ne?
Ne alakası var, bu sorulara cevap gibi takdim edilen karşılıkların?
Bir ilgisi var mı?
Emniyet’te bir cemaat etkisi vardır yoktur bilemeyiz.. Ama velev ki Emniyet’te bir kadrolaşma var, bunun karşılığında, bir emniyet müdürü, evinde ruhsatsız kalaşnikof silah bulundurma hakkı mı kazanır?
Diyelim ki Emniyet’te bir cemaat yapılanması var.
Bu sebeple, emniyet müdürlerinin, sahte isimle pasaport çıkartma hakları mı doğmuş oluyor? Bir başkası ile evli iken, nikahsız olarak, tartışmalı bir hanımla birlikte olma hakkı mı kazanılıyor?
Emniyet’te yapılanma var diye, bunun karşılığında, emniyet müdürlerine böyle suçlar işleme hakkı mı verilmiş olunuyor?
Nasıl bir mantıktır bu?
Herkes kendisine sorulana cevap verse ya..
Hanefi Bey, niye kendi cep telefonundan değil de, sabıkalı bir adamın cep telefonundan konuşma ihtiyacı hissediyor?
Evli iken, boşanmadan niye bir başka kadınla ilişki kurmaya kalkışıyor?
Niye kalaşnikof silah bulunduruyor?
Niye sahte pasaport temin ediyor?
Niye tutuklanmış kişilere kefil oluyor?
Ve bizzat kendi ismi ekseninde bunları yapan bir emniyet müdürü, daha tespit edilmemiş başka kişiler ekseninde kim bilir neler yapmıştır?
Emniyet’te haksız bir kadrolaşma varsa, muhatapları hesabını versin.
Ama böyle bir iddia ortaya atanlar da, kendi suçlarını temize çıkartmasınlar..
Emniyet’te gerçekten kadrolaşma olsaydı, kendisi yıllarca kızak görevde iken, 2003’de aktif göreve getirilmezdi..
2000’de kızakta olan, 2001’de, 2002’de kızakta olan Hanefi Avcı, suçlama yaptığı 2003 döneminde aktif göreve getiriliyorsa, bunun adı nasıl “cemaat yapılanması” oluyor?
Hanefi Bey, kendisini de cemaat yapılanması içinde mi görüyor?
Ve en önemlisi, Hanefi Bey gözaltında iken bile, elinde cep telefonu ile dolaşıyor. O gazeteciye telefon açıyor, bu gazeteciye mesaj geçiyor..
Hatta tutuklandığında, “Haklılığımız ortaya çıktı” diye, müjde veriyor!
Ne yapacaktılar yani?
Siz kitap yazdınız diye, sahte pasaportu yok mu sayacaklardı?
“Emniyette cemaat kadrolaşması var” dediniz diye, örgüt evindeki emniyet müdürünü görmezlikten mi geleceklerdi?

VAKİT

YAZIYA YORUM KAT