1. YAZARLAR

  2. Özlem Albayrak

  3. "Şortlu kıza dayak" haberi ve düşündürdükleri
Özlem Albayrak

Özlem Albayrak

Yazarın Tüm Yazıları >

"Şortlu kıza dayak" haberi ve düşündürdükleri

A+A-

Meseleyi twitter'da başlatılan "buhayvanıbulun" kampanyasıyla öğrendim. Haber geçtiğimiz Pazartesi Vatan'da yayınlanmış. "Voleybolcu kıza İETT otobüsünde kısa şort dayağı" başlığıyla verilen habere göre, Beşiktaş kadın voleybol takımının alt yapı oyuncularından Nurcan İbrahimoğlu, İETT otobüsünde şort giydiği için yumruk yemiş.

Doğan Grubu medyasının neredeyse tamamında yeralan habere göre; üzerinde basketbol sporcularının giydiği bir şort bulunan genç kız, 28 Temmuz akşamı Bahçeköy-4. Levent otobüsüne bindi. Yanından geçen bir erkek yolcu ise kızın öne doğru uzatmış olduğu ayaklarına bilinçli şekilde vurdu ve ikisinin arasında bir özür tartışması başladı. Habere göre, erkek yolcu kendisinden özür dilenmesini isteyen kıza "Bu otobüste çıplak bacaklarınla oturamazsın. Toplumun ahlakını bozuyorsun. Terbiyesiz" diye bağırdı ve kızı yumruklayarak dudağını patlattı. Bu sırada olan bitene ise şoför ne de yolcular müdahale etmedi, kızın gittiği Ayazağa Polis Merkezi'nde de kimse kendisiyle ilgilenmedi ve dudağı patlamış olduğu halde kendisine darp raporu verilmedi. Olay duyulduğunda ise sosyal paylaşım sitelerinde kıza yumruk atan adam kastedilerek "buhayvanıbulun" kampanyaları başlatıldı.

Olay gerçekse, sözkonusu şahsın hakikaten bulunup gereken cezanın verilmesi gerekiyor. Ancak, 28 Temmuz'da olmuş olan olayın Ramazan'ın 8. gününde 08 Ağustos'ta haberleştirilmesi insanın aklına Doğan Medya Company'nin özellikle Ramazan günlerine rastlatılan "irtica geliyormuş gibi yapma" hamlelerini hatırlatmıyor değil, hepsi sonradan manipülatif yayınlar olduğu anlaşılan bu tür haberlerle az karşılaşmadık çünkü. Nitekim, örtülü kadın doktor kendisine bakmayı reddettiği için sakat kalan erkek hasta gibi, Erzurum'da oruç tutmadığı için meydan dayağı yiyen üniversiteli genç gibi, kısa etek giydiği için bacağına kezzap atılan lise öğrencisi kız gibi sonradan "uydurma" olduğu anlaşılacak onlarca yalanla dolu olurdu bundan 10 yıl öncesine kadar güzide medyamızın Ramazan sayfaları...

İkincisi, habercilikteki doğrulatma kuralını bu meslekle az çok ilgili olan herkes bilir. Tek kaynaktan edinilerek yapılan haber ne etik, ne de teknik olarak "sağlam" değildir, İbrahimoğlu'nun söyledikleri üzerine kurulan haberin, otobüs şoförü ve yolculardan da görüşleri alınarak verilmesi gerekirdi. Ancak anlaşılan o ki, "yaşam tarzı duyarlılığı adı altında birilerine Ramazan'ı zehir etme geleneğini nasıl eder de yeniden hortlatırız"ın derdine düşmüş olan bazı haberciler işin pek burasında değilmiş.

Üstelik ertesi gün, onbeşyirmibeş ve rotahaber siteleriyle Zaman Gazetesi'nde olayın Doğan Grubu yayınlarında yansıtıldığı gibi olmadığı iddiaları çıktı. Buna göre, sözkonusu otobüsün şoförü ve görgü tanığı Sani Uymaz, Şişli İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne ifade verdi ve olayın İbrahimoğlu'nun anlattığı gibi olmadığını ifade etti. Bu haberlerde, Nurcan İbrahimoğlu'nun yüksek sesle tartıştığı erkek yolcunun "ayağınıza bastığım için özür dilerim" demesine rağmen, adama küfür edip elindeki metale benzeyen cisimle başına vurduğu ifade ediliyor. Tanıklara göre, İETT şoförünün "aracı isterseniz karakola çekeyim, isterseniz polis çağıralım" demesinin ardından İbrahimoğlu aracı terk etti. Nedense aradan bir gün geçtikten sonra da, karakola şikayetçi olmaya gitti.

Doğrusunu söylemek gerekirse, İETT şoföründen yolcusuna, polisinden devlet hastanesi yetkililerine kadar herkesin bir olup, Nurcan İbrahimoğlu'nun yediği dayağı örtbas etmeye çalışması hiç de rasyonel bir durum gibi gözükmüyor. Dikkatinizi çekerim, sözkonusu İETT otobüsünün hattı, Fatih-Sultanbeyli değil, Bahçeköy-4. Levent; yani otobüsteki yolcuların tamamının muhafazakar-gerici-tutucu-ahlak bekçisi-şort ve mini etek düşmanı filan olmasına imkan yok. Bu yolculardan bir kişinin bile, bir kadının bir erkekten haksız yere yumruk yemesi karşısında vicdanen rahatsız olmaması da kanaatimce mümkün değil. Hele ki, sözkonusu yaşam tarzı... O otobüste, laik yaşam tarzı hassasiyetiyle dolu bir kişi bile mi yoktu?

Olay şuraya geliyor: Tanıklar yalancı, otobüs şoförü yalancı, "darp izine rastlanmadı" diye sahte rapor düzenlen Devlet Hastanesi yalancı, polis yalancı; ortak vicdanda benzeri haberlerden defaatle sabıka almış asparagasçı Doğan Medyası doğrucu. Öyle mi?

Hiç sanmıyorum.

Evet, Türkiye'de bir kadın şort giydi diye onu dayak atmaya yeltenecek kazmalar bulunabilir; Erzurum, Kayseri gibi şehirlerde Ramazan ayında sokakta sigara içen kişiye, niyetli olan çoğunluğa saygısızlık yaptığı düşünüldüğü için ters ters bakıldığı da olmuştur belki. Ancak, İstanbul gibi bir şehirde ve bir 4. Levent otobüsünde bir kadının şortu yüzünden yumruk yediği ve otobüsteki yolcuların da buna sessiz kaldığına inanmak, Nurcan İbrahimoğlu'nun yalan söylediğine inanmak kadar zor.

Bundan böyle inanmak mümkün olmayan bir iddia daha var: Doğan Grubu medyasında çıkacak "laik yaşam tarzına saldırı" haberleri.

Kimse onlardan başörtüsü sebebiyle polis tarafından saçlarından sürüklenerek okul kapısından çıkarılan kız öğrenciyle şortluyu; haşemalı olduğu için havuzdan kovulan kadınla mini etekliyi bir tutmasını beklemiyor. Bu, yapabileceklerinden fazlasını ummak olur. Ama şunu da anlamak icap ediyor: Bu toplum artık yalan haberden, yalan habercilerden ve yalan haberlerden usandı. Birileri hala yalan söylemekten usanmıyor, utanmıyor ama "tasfiye" denince, "yeni medyada yalana, manipülasyona, asparagasa yer yok" denince de çok fena bozuluyor.

YENİ ŞAFAK 

YAZIYA YORUM KAT