‘Sonradan solcu, cip görmüş’ mü?..

16.03.2010 01:53

Atilla Özdür

Sosyalizm veya komünizm zemininde yaygın anlayış biçiminde yer alan din-afyon paralelliğine bakıldığında, genellikle Fatihli Müslümanlar, sol tarafa duvar çeker...

Oysa ayni paralellik, sağın kapitalizm dünyasında daha yaygın ve kavidir... Dünyaya veda turlarını Teşvikiye Şişli Zincirlikuyu köşegenleri üzerinden tamamlayanların yüzde seksen doksanı, ağırlıkla kapitalist ve ağırlıkla da, dinden afyon imbiklediler...
Peyami Sefa’nın ‘Harbiye Fatih’ini defter kalem edinerek başlayalım...
¥
Akif Beki kardeşimize göre, Mehmet Bekaroğlu ve Numan Kurtulmuş’ların şahsında Fatihlilerin, cip içinde gördüklerinin sakallı veya başörtülü olmasından rahatsızlanmalarında mantık aranmamalı...
Çünkü bu tepkilerin solculukla bir ilişkisi bulunmamaktaymış... Akif Beki der ki, ‘Tepkiler düpedüz ayırımcılıktır’... Bu tepkiler, aşağı sınıftan saydıkları Fatihlilerin, cipe layık görülmemesinden kaynaklanıyormuş...
Harbiyeliliğin harf-i tarifini oluşturan başörtüsü ve sakal düşmanlığının kimi Fatihliler tarafından da solculuk sanılarak aynen cip içindekilere yönlendirilmesi, anlaşılır gibi değil imiş...
Akif Beki bir hafta önce soruyordu, ‘Eski mücahitler mütahit oldu, başörtülüler ve sakallılar da otobüsten inip cipe bindi’ türünden klişeler, hakiki solun özgün imalatı mı yahut başka mutfaklarda pişirilip hazır mı servis ediliyor’...
14 Mart’ta da ‘Sol İslamileşiyor mu’ ile bir anlamda ayni konuya geri dönmüş...
Marx cephesinden din, mutsuz halkı olanca ezilmişliğine rağmen kurulu düzeni değiştirmekten alıkoyan bir afyon mudur?.. Din, ikili bir yapıya sahip. Bir yanıyla dünyayı bütün adaletsizlikleriyle meşrulaştırırken, diğer yanıyla da bu dünyayı protesto eden... Hem statükocu hem devrimci...
Sol şuursuz bir salınım halinde, bir o yana bir bu yana savrulup durmakta...
Mealinde devam ediyor...
Kapitalizme dokunmayı gereksiz gördüğünden mi yoksa çekindiğinden mi bilmeyiz, sağ yörüngesinde ilerleyen Akif Beki, Sol ile Müslümanlığın bir anlamda arasını bulmaya çalıştığı, bulunması imkanlarına kafa yorduğu yazısının finaline de şöyle giriyor..
“‘Biri İlahi toplum’, diğeri ‘sınıfsız toplum’ adı altında; her ikisi de dünyevi bir asr-ı saadet ütopyasına(?) sahip. Amma kalkış noktaları çok farklı.
“Bu derin itikat farkı giderilebilir mi?.. Bence asıl sorun şu olmalı... Mesele, Türk solunu, Müslüman halkın değerleriyle barıştırmak ise, bu çelişkiyi gidermeye soyunmak şart mı”...
¥
Fatihlilerin arasında yer alan yine Fatihli cip karşıtlarının kendi semtdaşlarının tavşan pisliği gibisinden ne kokar ne bulaşır olma çemberinde ila nihaye mahkumiyetlerini istedikleri yanlışına kapılmayalım...
Akif Beki, burada feci biçimde yanılıyor... Cip karşıtlığı, ne servet düşmanlığıdır ne de ayırımcılık..
Cip, sıradan bir birikim çarpıklığı simgesidir...
Akşam besmele ile girdiği yatağından kalktığında yine besmele ile rızk kapısını aralamaya çıkan bir ‘mücahid’in, çarpık birikim kanallarında kulaç atmadıkça, cip sahipliği ne mümkün...
Çarpık birikim kanallarını teker teker sıralamaya ne gerek var, ne de başlandığında bitirebilmeye imkan...
Her iktidar kendi zenginini yaratıyor... Bu yaratıcılığın ilkah araçları arasında, adrese dayalı teşvikler ve ihaleler, mutasavver imar değişikliklerine göre önceden gerçekleştirilmiş arazi stoklamaları, her türlü aflar, hibeler ve sendika düşmanlığını da içine alan kayıt kuyut kaçakçılıkları...
Kısacası, mayasında ‘saçı bitmedik yetim hakkı’nın bulunmadığı kısa zaman zenginliğinin haramsız olamayacağı gerçeği, Fatihlileri, kendi semtdaşlarının cip sahipliğine şüphe ile ve kerihçe baktırıyor...
Mesele budur...
¥
Teşvikiye-Zincirlikuyu aksında koltuklanma bahtiyarlığına erişenler tarafından dinin afyon olarak kullanılması, birikimin olmazsa olmazları arasında yer aldığı için, Fatihliler, kapitalizmin cipe bindirilmiş Harbiyeli bahtiyar kulları karşısında sessizliği ihtiyar ederler...
Harbiyeliler nokta-i nazarından helal haram kavramları birer dini kavram olduklarından, rejim tarafından yürürlükten kaldırılmış ve yerine ‘vergisi ödenmiş kazancın kutsallığı’ ikame olunmuştur...
Amma hem Fatihli olunsun, yol olarak da Merkezefendi-Fatih aksını tercih edenler arasında yer alınsın ve de iktidar nimetlerinden semirerek kısa zaman içinde cip süvariliğinde boy gösterilsin...
Bunların üzerine bir de ayrıca, Peygamberi sosyal şekil şartlarından yoksunluğuna rağmen imam nikahı adı kondurulan sahte formülasyonlarla refikalar değil, karılar ikilenip üçlensin...
Bu tefessüh salgınını lanetlemenin, neresi solculuk?..
¥
Not: Akif Beki’nin ‘Asr-ı Saadet ütopyası’ derken, o dönemin her yönünden çağlayan fevkaladeliğine duyduğu hayranlığı dile getirdiğini sanırız...
Faks: 0212 632 83 06

VAKİT

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim