Solun sol politikalarda tek rakibi AKP

09.10.2009 18:09

Melih Altınok

Son yazımda, yeni sol parti girişimlerine dair aldığım duyumlardan ötürü umutlu olduğumdan bahsetmiştim. Ancak iyi niyetimin, söz konusu projenin somut ayrıntılarından (zaten belli de değil) değil, bazı siyasilerin ve akademisyenlerin dillendirdikleri iradeden kaynaklandığının altını çizmek istiyorum.

İsterseniz bu şerhe ihtiyaç duymamın nedenleri üzerine biraz konuşalım.

TBMM açılış resepsiyonunda Ufuk Uras’la ayaküstü sohbet etme imkânı buldum. Uras, yeni sol partinin bir çatı partisi olmayacağını, bu nedenle, ilkesel olarak oluşumun öznesi olmak için yan yana gelmek kararında olan yapılara, “Partinizi bırakın da gelin” çağrısında bulunduklarını dile getirdi. Yeni sol parti girişiminde yer alacaklarını ifade eden SHP Genel Başkanı Hüseyin Ergün ve DSİP’ten Roni Margulies de Uras’ın bu yaklaşımını destekler nitelikte konuştular.

Bugüne kadar ki mekanik yan yana gelişlerin başarısızlığı düşünüldüğünde, Uras’ın ve adını andığım isimlerin bu yaklaşımlarının son derece yerinde olduğu çok açık. Ne var ki önümüzde kapı gibi ÖDP deneyimi duruyor.

ÖDP’nin kurulduğu günleri anımsayın. Aydınlar, siyasiler, öğretmenler, işçiler, ev kadınları.. demokrat ve özgürlükçü bir sol söylemde ortaklaşmayı başarabilmişlerdi. Yalnızca Devrimci Yol ‘geleneği’nden gelenler değil, fraksiyonu ne olursa olsun pek çok insan bu yeni partiye destek vermişti. Müthiş bir umut ve heyecan dalgası esiyordu ülkede. Herkes TİP deneyimine atıfta bulunuyordu. Medya da iltifat etmişti partiye. Hatta gazetelere ve köşe yazarlarına bakılsa, ÖDP’nin Meclis’e girmesi an meselesiydi. Tüm bunlara karşın, parti ilk seçim deneyiminde ancak 250 bin kadar oy alabildi. Olsundu. Yola devamdı.

Ancak kısa bir süre sonra partiden kopmalar başladı. Eski yapılarını geride bırakıp ÖDP’ye gelenler, yaktıkları gemileri tamir etmeye koyuldular. Bugün ÖDP yalnızca eski Dev-Yol’cuların bir kesiminin partisi artık.

Hâsılı, sorun yalnızca eski yapıların terk edilmesiyle alakalı değil. Yan yana gelen kesimlerin, müşterekleri politika zemini olarak içselleştirebilmeleri çok önemli. Ama daha da önemlisi, bu müşterek politikaların ve onların şekillendirdiği söylemin seçmen tarafından da kabul görebilecek nitelikte olması. Çünkü son tahlilde oy alabilmek için biraraya gelen insanların arasındaki en kuvvetli harç, seçmenlerin ilgisi.

Dolayısıyla genel politikanın, parti ve örgüt yöneticilerini ikna edebilmesi kadar, halkın taleplerini ne oranda karşıladığı da hayati. Bu nokta çok önemli. Zira bugünkü atmosfer, ÖDP’nin kuruluş dönemindeki havadan çok farklı.

İktidarda, yolsuzluklarının, hukuksuzluğunun ve faili meçhullerinin ayyuka çıktığı Çillerler yok. Kabul edin ya da etmeyin, onca hatasına karşın, iç savaşı bitirmek için cesur açılım projeleri üreten, darbecilere karşı açık tavır takınan, özgürlüklerden bahseden bir parti iki dönemdir yüzde 40’lara varan oy oranıyla siyasal iktidarı elinde bulunduruyor.

Bu bakımdan, nicedir mücadeleyi siyasal iktidara çemkirmenin dayanılmaz hafifliğine indirgeyen Türkiye’deki solun işi çok zor. Demokrasi, barış ve özgürlük talebindeki kitlelere seslenen solun, askerî ve sivil elitlerin statükosuna karşı mücadele ettiği imajını geniş kesimlere kabul ettirmeyi başarabilmiş AKP’den daha ileri bir söylem tutturması gerekiyor.

Ancak başarı için bu da tek başına yeterli değil. Çünkü yalnızca ileri sol politikalar ve söylemler talep eden kitlenin oranı da oldukça sınırlı. Seçim barajı yüzde 5’e düşürülse bile, sadece bu taleplerle sol partiye yönelecek seçmenlerin bu sınırı aşması şimdilik çok zor. Bu da insanların ehvenişer mantığıyla CHP’ye yönelmesinin en önemli nedeni.

Bu noktada DTP alternatifi gözardı edilmemeli. DTP Genel Başkanı Ahmet Türk de partisinin geçen hafta sonu düzenlenen kongresinde bu konunun altını çizdi. Türk, partisinin Türkiye’deki sol parti açığının giderilmesi noktasında önemli bir işlev göreceğini dile getirdi.

Biliyorum, pek çok solcunun kafasında DTP’de siyaset yapmanın olanaksızlığına dair bir önyargı var. Kabul, son seçimlerde yaşanan Baskın Oran vakası gibi olayların bu bakış açısındaki etkileri de gözardı edilemez. Ne var ki, AKP gibi sol politikaların bayraktarlığını adım adım alan güçlü bir rakibin daralttığı alanı genişletmek için, tüm arazlarına karşın geniş bir halk desteği sağlamış olan DTP alternatifi de gözardı edilemeyecek kadar güçlü bir mecra.

Eğer haftaya araya başka bir gündem girmezse bu konuya devam edelim derim.

TARAF

  • Yorumlar 1
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim