1. YAZARLAR

  2. Melih Altınok

  3. Sol seçmenin makûs talihi
Melih Altınok

Melih Altınok

Yazarın Tüm Yazıları >

Sol seçmenin makûs talihi

A+A-

İyi ya da aksak işlese de demokrasiye sahip ülkelerde siyasi partiler, toplumdaki sosyal tabakaların (social cleavages) aynasıdır. Ancak Türkiye’deki siyasi pratikler, sahne aynı olsa da rollerin başka olduğunu gösteriyor bize.

Çok partili yaşama geçtiğimizden beri, kendisini muhafazakâr demokrat olarak tanımlayan partiler, genel olarak solda tanımlanabilecek politikalarla büyük başarılar yakalıyorlar.

Demokrat Parti, resmî ideolojinin partisi olan CHP’yi, vergiler altında inim inim inleyen köylülere, ithal ikameci politikalarla karneye muhtaç bırakılan kentli yoksullara, “Vatandaş Türkçe konuş” kampanyalarıyla dışlanan azınlıklara ve Kürtlere seslenerek devirmişti.

Turgut Özal da, 12 Eylül sonrası Türkiyelilerin darbecilere tepkisinin sayesinde iki dönem iktidarda kaldı. Kürt sorunu ve dünya ile entegrasyon gibi alanlarda ezberlere cesaretle saldırdı.

AKP ise, iki ileri bir geri tavrına rağmen, Türkiye tarihinde görülmemiş bir şekilde askerî vesayet sisteminde yapısal dönüşümlere yol açacak hamleler yaptı. Ekonomi alanında ise, büyük oranda Avrupa’nın üçüncü yolcu sosyal demokrat politikalarını uyguladı.

Hal buyken, militarizme karşı durmak ve çevreye hitap etmek gibi sol politikalara sarılmak siyasi arenada başarının anahtarıyken, solda sayılan partilerin statükonun yedeğinde merkezin şövalyeliğine soyunmalarında, çağdışı pozitivist aydınlanmacı reflekslerle hareket eden seçmenin payı kuşkusuz ki büyük.

CHP seçmeni olmayan solun geniş bir kesimi ise, demokrasi ve özgürlükler konusunda yukarıda saydığım örneklere rağmen din konusundaki rezervlerinden ötürü bu partilerden uzak duruyorlar.

Ancak son dönemde, Dersimli bir Alevi ve kendisi kabul etmese de Kürt olması gibi etkenler sayesinde, Kemal Kılıçdaroğlu, bu partisiz kesimler arasında da bir heyecan yaratmışa benziyor.

Gelin görün ki bu büyü de bozulmaya başladı. Henüz partinin başına geleli bir ay olmasına rağmen değişim vaat etmediğini pek çok kere açık etti Kılıçdaroğlu.

Son olarak, hizmet alan türbanlı öğrencilerin en temel haklarını savunabilecek kadar bile solcu olmadığını, üstelik de aksi yöndeki haberleri tekzip ederek, açıkça gösterdi.

Akla, Tansu Çiller’in kontrgerilla şefi kurmaylarını alıp cepheleri gezmesini getiren, karakol ziyaretiyse bardağı taşıran damla oldu.

Düşünebiliyor musunuz, alakası olmasa da bir şekilde sosyal demokrat sayılan partinin Gandi’ye benzetilen genel başkanı, kum torbalarının arkasında dikilerek medyaya poz verebiliyor? Üstelik de bunu, iktidardaki muhafazakâr demokrat Başbakan’ın bir askerî mevzide ‘çömelerek’ durmasına nazire olarak yapıyor.

Avrupa Parlamentosu Sosyalist Grup başkan yardımcılarından Hannes Svaboda bir konuşmasında, CHP’nin solla alakası olmadığını, AKP’nin kendilerine CHP’den daha yakın olduğunu söylemişti. Kılıçdaroğlu’nun CHP’nin internet sitesinde bir onur nişanı gibi sergilenen bu fotoğraflarının ardından neler diyeceklerini merak ediyorum. Bakalım CHP’nin üyeliği konusundaki sıkıntıları sır olmayan Sosyalist Enternasyonal nasıl bir adım atacak?

Asıl merak ettiğimse, bugüne değin sahipsizlikten Kılıçdaroğlu’ya “Size baba diyebilir miyim” noktasına gelmiş olan sol seçmenin, Kılıçdaroğlu’yu, tüm bu adımlarına rağmen destekleyerek daha nereye kadar sağa iteleyeceği.

Benim gibi, sola kaymış bir CHP gerçekten arzunuzsa kardeşlerim, o halde ulusalcıların MHP-CHP koalisyonu megalo ideasına ortak olmayı bırakmalısınız. Kılıçdaroğlu’yu milliyetçi bir parti başkanı gibi davrandığında ve konuştuğunda bile inadına desteklememelisiniz.

Böylece en azından CHP’ye sosyal demokrasiyi hatırlatmış, hem de AKP’yi kendine getirmiş olursunuz. Yoksa açılımların durduğu, AB üyeliğinin hayal olduğu, reformların geriye alındığı ‘cinnet’ bir vatanda ulusalcı ve milliyetçi partilerden parti beğenirsiniz kendinize.

TARAF

YAZIYA YORUM KAT