1. HABERLER

  2. EYLEM

  3. BİNGÖL

  4. Sol Faşist Saldırılar Bingöl Üniversitesi’nde Protesto Edildi
Sol Faşist Saldırılar Bingöl Üniversitesi’nde Protesto Edildi

Sol Faşist Saldırılar Bingöl Üniversitesi’nde Protesto Edildi

Bingöl Üniversitesi İslami Gençlik Platformu, tarafından yapılan çağrıyla bir araya gelen öğrenciler son zamanlarda Rus saldırıları ve üniversitelerde sol-sosyalist grupların Müslümanlara karşı düzenlediği saldırılar hakkında basın açıklaması yaptı.

A+A-

Eylemin sunumunu yapan Furkan Kılıç, Arkadaşlar! Bilindiği üzere emperyal güçlerin Ortadoğu projeleri bağlamında birçok mazlum ve savunmasız insan hayatını kaybetti ve halen bu kıyım sürmekte. Şimdilerde o mazlum ve savunmasız insanlar ise Rusya zulmü ile karşı karşıyalar. Bugün burada toplanma amacımız, Rusya’ya ve diğer emperyal güçlere karşı, oradaki kardeşlerimizin yalnız olmadıklarını duyurmaktır, ayrıca sol-sosyalist grupların üniversitelerde Müslümanlara yönelik saldırılarını en ağır şekilde kınıyor ve artık üniversiteleri kendi yerleşkeleri olarak görmekten onları men ediyoruz. IŞİD bahanesiyle bacılarımıza, kardeşlerimize saldıran bu zihniyete açık ve net bir dille şunu söylemek istiyorum: çenede bir iki tutam sakalla, üzerinde sosyalist ve komünist kıyafetleri olan her genç kendini aydın zannetmesin. Ve bizim, aydınlar diye hitap ettikleri kişilerinden asla korkmayacağımızı bilsinler.

Eylem Tekbirler ve “İslami Hareket Engellenemez”, "Müslüman Uyuma Kardeşine Sahip Çık", "Zalimlere Karşı Müslümanlar El Ele", "Berxadan Jiyane Jiyan İslames" loganlarıyla devam etti. Plartform adına ortak basın açıklamasını Murat Artar okudu.

Açıklamanın ardından Nasrullah Obuz tarafından “Yallah Irhal Ya Beşar”  marşı söylendi.

1-056.jpg

2-055.jpg

3-058.jpg

4-048.jpg

6-030.jpg

7-023.jpg

8-018.jpg

9-015.jpg

10-011.jpg

11-007.jpg12-008.jpg

Basın Metni

Sakın Allah'ı zalimlerin yaptığından habersiz sanma, O sadece onları gözlerin dehşetten fırlayacağı güne saklıyor (İbrahim Suresi 42.Ayet)

Rus saldırılarını ve sol-sosyalist saldırıları kınıyoruz.

Bugün burada, “Haksızlık ve zorbalık karşısında susan dilsiz şeytandır” inancı ile yoğrulmuş bir gelenekten gelen, ümmetin bir azası olan bizler, aramızda çizilen sınırlara inat, yaşanan vahşet ve katliamlara sessiz kalmayacağımızı ifade etmek için toplandık. Ortadoğu’da ve dünyanın çeşitli yerlerinde yapılan haksızlıklara, zulümlere karşı tavrımızı her daim sergileyeceğimizi ve sesimizin her defasında gür bir şekilde duyuracağımızı “Bingöl Üniversitesi İslami Gençlik Platformu” olarak açıkça bildiriyoruz. Kuruluş amacımızı da kısaca özetleyen bu hassasiyetimiz bizleri bir araya getiren asıl unsurdur.

Suriye’de yaklaşık altı yıldır devam eden katliamlar serisine geçtiğimiz günlerde bir yenisi daha eklendi. Katil, diktatör Beşşar Esed’in muhalif gruplara karşı gücünün yetmediği noktalarda, emperyal güçlerden yardım alması alışılagelmiş bir davranıştır. Şimdilerde bu fesad güruhuna bir de Rusya eklendi. Sözde IŞİD operasyonları adı altında, gerek havadan gerekse karadan Suriye’ye rahat bir şekilde giren, Rusya ve diğer batılı ülkelerin derdinin bir IŞİD örgütünü çökertmek değil, alenen sivil halkı katletmek ve katil dikta rejiminin elini güçlendirmek olduğunu görmekteyiz. Şaşırtıcı olan durum ise, IŞİD üzerinde Suriye’ye giren tüm güçlerin saldırıları sonucu, IŞİD'in biraz daha ilerleme kat etmesidir. IŞİD’in yanlış din algısı üzerinden gerçekleştirdiği katliamları bir koz gibi kullanarak, dünyanın her yerinde Müslümanlara yapılan alçakça saldırıları ve zorbalıkları meşrulaştırmaları, batılı güçlerin Müslümanlar üzerindeki art niyetlerini açıkça gözler önüne sermektedir.

Gelinen süreçte, emperyalizmin bölgede hesap yaptığını ve hatta bu konuda bir yarış içerisine girdiklerini görmemek körlüktür; ama bölge diktalarını bu hesapların dışında göstermek ve bu hesaplardan ötürü halkın direnişini yaftalamak, büyük bir basiretsizlik ve haksızlıktır.

Ülkelerinin bölgesel ve milli çıkarlarını korumak adına, savaşa taraf olan devletler, yaşanan trajediden ve ölümlerden sorumludurlar. İç savaşı ve iç katliamları durdurmak için çaba harcamayan dünya devletleri de yapılan tüm katliamlardan sorumludur. İlgili tüm devletler bu yanlış duruşlarını yeniden gözden geçirmelidir.

Başta Müslüman ülkeler olmak üzere, taraflar üzerinde etkili olan devletleri sorumlu davranmaya, yaşananların vebalinden kurtulabilmeleri için bir araya gelerek akan kanı durdurmaya davet ediyoruz. Duyarlı tüm öğrenci arkadaşlarımızı bu gibi katliamları kınamaya ve tepkilerini en üst düzeyde ortaya koymaya davet ediyoruz.

Ayrıca son zamanlarda üniversitelerde çöreklenmiş bir takım çetelerin sistematik olarak Müslüman gençleri hedef aldıklarına şahit olduk.

Üniversiteleri kendi tapulu malları gibi gören, öğretim görevlilerini, dekanları, hatta rektörü bile geride bırakan bu zihniyet, üniversitelerde etkinlik yapmak isteyenlerin kendilerinden izin alınması gerektiği küstahlığını göstermişlerdir. Bahsi geçen sözde çağdaşlar, müslüman kardeşlerimize fiili saldırı cesaretini gösterecek kadar ileriye gitmişlerdir.

ODTÜ’ ve İTÜ’de “Mescid Topluluğu” üye ve gönüllülerinin yaptığı etkinliklere yapılan saldırılara, Ankara Hukuk Fakültesi'nde Kur’an-ı Kerim okuyan “Müslüman Hanımlar Topluluğuna” yönelik gerçekleştirilen saldırılara, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nde İHH’nın yardım standında duran bacılarımıza yönelik, gerçekleştirilen saldırılara şahit olduk.

Bu sosyalist çetelerin artan saldırıları, biz Müslümanların birlik ve beraberlik ruhuna ne kadar ihtiyaç duyduğumuzu bir kez daha gözler önüne sermiştir. Bu alçakça saldırılar karşısında hangi fikir ve kesime mensup olursa olsun, Estauzubillah "Onlar bir zulüm ve saldırıya uğradıkları zaman yardımlaşıp kendilerini savunurlar"(Şuara Suresi 39. Ayet)i gereği tüm Müslüman gençlerin birlik ve beraberlik içerisinde hareket etmesi gerekir.

Bizler bir vücudun azaları olarak, her zaman Müslüman kardeşlerimizin yanında olduğumuzu buradan hatırlatıyor, onlara yapılan saldırıları kendimize yapılmış sayıyoruz. Bu tür baskılarla, kimsenin üniversite içinde bulunan Müslüman öğrencileri yıldıramayacağını, tümmüstekbirlere bildiriyor, nihai olarak Müslüman kardeşlerimize de "İZZET ANCAK ALLAH'IN, RESULÜ'NÜN VE MÜ'MİNLERİNDİR" (Münafikun Suresi 8. ayetini) hatırlatıyor, müslümanlara yönelik yapılan bu faşist saldırıları da lanetliyoruz. Davamızın sonu âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamdetmektir.

HABERE YORUM KAT

2 Yorum