Sökün sahte boruları

15.12.2008 03:47

M. Nedim Hazar

İyinin kötüyü rahatsız ettiği şey, yaptıkları değildir. Aktif bir iyiliğe bile gerek yoktur aslında. Kötünün pasifi bile iyiden hazzetmez. Zira pasifliği bile bir süre sonra kınanacak bir durum olduğunu cümle âleme gösterecektir.

Cebinde trilyonları, cüzdanında milyar dolarları, kocaman binaları, holdingleri olanların hayatı kendi menfaat perspektifinden görmelerinden olsa gerek, fakir de olsa başkasına merhamet edenden hazzetmezler. Şüphesiz istisnalar vardır ama bugünkü durum böyledir. Bugün yardım derneklerine yapılan aforoz kampanyasının temelinde de bu vardır.

Sadaka kültürü merhametin tetiklediği bir yardımlaşma kültürüdür. Varken vermek (bazılarına göre olmasa da) zaten kolaydır, önemli olan Ebu Bekir Efendimiz'in dediği gibi 'yokken verebilmektir!'

Bayram günü TRT Ana Haber bültenini izlerken birbiri ardına yayınlanan ölüm ve felaket haberleri beni az daha boğuyordu. Şüphesiz gerçeğin göz ardı edilmesi değil talep, lakin en azından coşkulu bir bayram akşamı bayramın ruhuna uygun haberleri vermek mümkün olamaz mıydı?

Neler yok ki şu kısacık bayram tatili haberlerinde?

Ailesini doğrayan ruh hastaları, babasını vuranı olay yerinde vuran adamlar, hırsızlar, caniler, vurguncular, soyguncular, kapkaççılar vesaire... Sadece bir günde yaşanan bunca adli olaya bakıp bile toplumun en temel hastalığının teşhisini koymak mümkündür: Merhametsizlik!

Bakmayın siz TV ekranında ve gazete sayfasında atıp tutan bilim adamı kılıklı zavallılara. Mesele ne eğitimdir, ne öğretim. Müfredatı istediğiniz kadar doldurun ve istediğiniz üniversiteden mezun edin insanları, yine çözüm değildir bugünkü tabloya. Bakınız işte, profesör olan öz annesini bıçakla doğrayan kız hem de hukuk öğrencisi değil miydi?

Teröriste, dağdaki zavallıya kızıp öfkelenmek mümkün. Lakin onların ardındakilerin cahil ve eğitimsiz olduğunu mu düşünüyorsunuz? Hatırlayın bir yetiştirme yurdunda yaşananları...

Tepki gösterenlere bakıp, şaşırmıştım açıkçası. Eğitimsizliğe bağlayandan tutun da, kadrolaşmaya kadar bir dolu gerekçe sıralanıyor. O minik bedenlerde patlayan terlik tekleri, hamam tasları, süpürge sapları bu görüntüler sayesinde birazcık sarsınca vicdanları, nasıl da derinden bir sızı rahatsız edivermişti bütün toplumu. Oysa işin kökeninde, en derininde ne eğitim var ne kadro. Meselenin 'püf' noktası insanlığın şefkatsiz ve merhametsizliği...

Necip Fazıl okur musunuz? Reis Bey isimli oyunundaki ağır ceza reisinin meşhur tiradını hatırlar mısınız peki:

"Üzerimde hakkı olmayan tek insan göremiyorum, bu dünyada. Benim anlayışıma göre her fert, başı ucuna, 'Suçlu benim, herkes suçsuz!' levhasını asmalıdır. Merhamet, harikulâde bir şey, içinde hayat kaynayan kazan...

Gökler merhamet dolu... Yağmurun yalnız suyunu toplayabiliyoruz; ruhundan uzağız! Hâlbuki ne güzel isim koymuşlar ona: Rahmet... Âlem bu temel üzerinde... Eğer toprağa, tohuma, hatta kire, lekeye merhamet olmasaydı, su olur muydu? Rengi rahmet, sesi merhamet, pırıltılı, şırıltılı su...

Ne duruyorsunuz? Sökün sahte su borularını, ev ev merhamet şebekesini kurun! Tepelerdeki çatıları da yıkın, göklerle temasa geçin!.. O zaman göreceksiniz ki, acı su borularından kendi kendisine tatlı su akacak ve başlar üstünde güneşe yol veren kubbeler yükselecek."

Okumadınız mı bayramdaki cinayetleri? Kendi çocuğunu, karısını öldürecek kadar vahşileşti insanoğlu. İçimizdeki Kabil'in tutsağı olduk hepimiz. Nasıl da acımasız, nasıl da vicdansızız pekala biliyorsunuz.

Garip değil mi, bir yandan bilmem nerede ölen kuş sürüleri için merhamet suları akıtırken vicdanlarımız, diğer yandan kendi evlatlarımızın kafasını yerlere çarpıyoruz. Çocukları terlikle döven, yaşlıların kafasına tabak vuran o kimsesizler yurdu elemanları TV ekranındaki acıklı bir olayı gördüğünde üzülmüyor mu sanıyorsunuz?

Sokaklardan taşan, halıların altına süpürdüğümüz kirli kabahatlerimiz bizi yaralıyor. Bizi mahveden, o masum çocukların çığlıkları kadar vicdansızlığın post-modern gösterisidir. Ki bu yüzden rahatsız oluyor bazıları bu yardım derneklerinin merhamet kollarından...

Ağır ceza reisi haykırıyor işte: Sökün sahte boruları, ev ev merhamet şebekesi kurun!

ZAMAN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim