MURAT AYDOĞDU

MURAT AYDOĞDU

Yazarın Tüm Yazıları >

Sofra

A+A-

Herkes bir topluluk içerisinde yaşar ve herkes bir diğeri ile toplumsal ilişkilere girer, alışveriş yapar.

Ve Dünya, İnsanoğlu için kocaman bir topluluk ve kocaman bir sofra.

Kozmopolit ve heterojen bir o kadar da politik üniversite öğrencilerinden oluşan, renkli gurup, aylak aylak dolaşırlarken hummalı bir fikir teatisine girişiyorlar.

İçlerinden mülayim görünüşlü ve sade giyimli olanı caddenin köşesindeki “Papa Jones Pizza Salonu” yazısına bakarak söyleniyor;

-Ne biçim isim, şöyle elime biraz para geçsin “Hacı Hasan’ın Pide Salonu” diye bir yer açacağım.

Yanındaki genç bilmiş eda ile itiraz ediyor;

-Ha Avrupalı, ha Arap ne fark eder? Kendi kültürünü yansıt biraz. Bence “Bumin Han’ın Yemek Evi” daha iyi bir isim.

Uzun boylu ama bir o kadarda neşeli olanı daha hararetli sesle itirazı yükseltiyor;

-O senin kültürün kardeş. Ben olsam “Berivan ŞerainAşxani” yazardım.

İçlerinden muzip olanı atılıyor;

-Aman sizde! Hiç biriniz sokağın dilini bilmiyorsunuz “Bilo Ağa Kebap Bahçesi” en çok müşteri çekeni olur.

Savruk ve düşük belli kotlu genç alay edercesine takılıyor;

-Bilo, sen hala arabesk kalmışsın, olum sokağın yeni dili “Sıtkı Dayını Tıkıntısı” ismini ister.

En şık giyimlisi sakin sakin tartışmaya katılıyor;

-Arkadaşlar, biraz entelektüel olun. Globalleşiyoruz, Dünyadan kendinizi soyutlayamazsınız. Marka önemli, bence en favori markanın şubesini açmalı.

Hepsi birden itiraz ediyor;

-Hadi oradan, Kültür Emperyalizmidir bu.

Neden sonra gurup en arkadaki sessiz ve sakin arkadaşlarını fark ediyorlar. Tartışmaya hiç katılmıyor ama gurubu dikkatle dinliyor.

Topluluk, sanki doğal hakemmiş gibi ona dönüyor;

-Sen ne diyorsun Kasım?

Kasım pek tartışmaya istekli olmasa da sakince mırıldanıyor;

-Ne isim koyarsanız koyun, ben hiçbirisiyle kavga etmem.

Hep beraber çullanıyorlar Kasım’a, herkes bir ucundan tutmuş eleştiriyor, fikrini karşı önerilerle çürütüyor, sakıncalarını belirtiyorlar. Hepsi de kendince “Kültür Emperyalizmi” tanımı yapıyor. Kasım sakince cevaplıyor;

-Evet, o tanımın ikinci kelimesine ben de karşıyım ama birinci kelimesi ile sorunum yok!

“Nasıl Yani” diye itirazlar daha da hararetle yükseltiliyor. Kasım yine sakin;

-Ah kardeşlerim! O Emperyalizm dediğiniz tahakküm duygusu İnsanın doğasında var. En ulvi değerlere de sahip olsanız bunu diğerlerine dayattığınızda o değer bozulur.

Guruptan tuzak bir soru geliyor;

-Şimdi sen, mesela hangisine giderdin?

- Temiz olanına, tanıdığıma, dürüst ve güvenilir olanına, hesaplı olana, kaliteli olana, bana, daha önemlisi başkalarına iyi davranana. Ne bileyim işte spontan işte. O anda hangi şey benim için anlamlı ise ona göre bir karar verirdim. Ama asla zalimin sofrasına oturmam.

Ve herkes kendine bir sofra bulur.

 

“Düşmanlarımın önünde bana sofra kurarsın,

Başıma yağ sürersin,

Kâsem taşıyor.

Ömrüm boyunca yalnız iyilik ve sevgi izleyecek beni,

Hep RAB'bin evinde oturacağım.” 23. Mezmur, 5

YAZIYA YORUM KAT

1 Yorum