Sizin gibi temenni ediyor, sizin gibi görmüyorum!

02.07.2008 03:19

Ali Bulaç

Pazartesi Ecevit Kılıç'ın benimle yaptığı konuşma SABAH'ta yayınlandı. Tepkiler geleceğini bekliyordum, ilk tepkiler Ahmet Taşgetiren ve Ergun Babahan'dan geldi. Her ikisi benim gibi düşünmediklerini söylüyor, oysa ben tam da onlar gibi düşünüyorum, sadece resmi onların gördüğü gibi görmüyorum. İzah edeyim:

Geçen hafta bu köşede sosyal olayları anlamaya ve yorumlamaya çalışırken şu dört sorunun eşliğinde düşünmemiz gerektiğini yazmıştım: "Ne oldu, ne oluyor, ne olabilir ve ne olmalıdır?" Buna "4 N" diyorum. Röportajda Hocaefendi'nin beraatının onanması ve AK Parti'nin kapatılma davasını ilk üç soru çerçevesinden ele aldım: Taşgetiren ve Babahan ise "Ne olmalı?" deyip fikir yürütüyorlar. Ben de onlar gibi "partiler kapatılmamalı" diyorum, bunu defalarca yazdım. Taşgetiren ve Babahan'la dördüncü soru çerçevesinde "temennilerimiz" de aynı, yani "inşallah kapatılmaz, böyle bir şeyi asla temenni etmem" diyorum. Her iki yazar, kapatmaya kesin gözüyle bakıp fikir yürütüyorlar, bense yüzde 50 kapatılır, 50 kapatılmaz düşünüyorum. Yani dava ortada görünüyor.

Pekiyi, ortadaki resim öyle mi? Hayır: Dediğim şu: "Yargı, karar verdiğinde elindeki hukuki donelere bakar. Fakat hepimiz biliyoruz ki aynı zamanda yargı kararlarının politik bir boyutu da vardır. Bu sadece Türkiye'ye özgü değil. Ülkenin içinden geçtiği sosyal ve politik konjonktürü de göz önünde bulundurur... Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun bu durumu göz önünde bulundurarak bir karar verdiğini söylemiyorum. Fakat bu kararın şu anda içinden geçmekte olduğumuz politik süreçle ilgili bir okunması icap ederse; yüzde 50'nin üzerinde seçmeni olan iki partinin kapatılmakla yüz yüze olduğu bir dönemde Hocaefendi'yle ilgili alınan bu karar yargıya olan güveni daha çok artırmıştır. Yargının elini güçlendiren, onunla ilgili güvenilirliği artıran bir faktör oldu. Buradan şu meşru sonucu çıkarabilir miyiz? Eğer Anayasa Mahkemesi AK Parti'nin kapatılması yönünde karar verirse genel olarak yargıya yöneltilen eleştirilerde bir azalma olur mu? Tabii ki olabilir. Kendiliğinden böyle bir sonuç çıkarabiliriz. Evet, yargıya olan tepkiler az olur. Bu kararın böyle bir tesiri vardır, olacaktır da."

Yazarlarımız benim bu değerlendirmeyle "AK Parti'yi kapatmak istiyorsanız kapatın, fazla tepki olmaz" demeye getirdiğimi söylüyorlar. "El insaf!" derim, bu bir suizandır. Bu bir "okuma biçimi"dir. Bunun ne kadar doğru bir okuma olduğunu ancak olaylarla test edebileceğiz. Yani -inşallah kapatılmaz- ama şayet AK Parti kapatılırsa hangi "nitelik ve boyutlar"da tepki doğacağını sağ kalırsak beraber göreceğiz.

Taşgetiren ve Babahan, gazetenin "Hocaefendi'ye yakınlığıyla bilinen" ibaresinin altını çizip "benim ne derece yakın" ve elbette "Hocaefendi adına konuşmaya yetkili olduğumu" soruyorlar. İmaya gerek yok. Hocaefendi'ye tabii ki yakınlığım var, onun inancına, davasına kendimi çok yakın hissediyorum, Erbakan Hoca'ya, rahmetli Esat Coşan Hocaefendi'ye, Mahmut Hocaefendi'ye, hiç tanımadığım Menzil şeyhine ve içeride ve dışarıda diğer bütün muhterem zatlara bu yakınlığı duyuyorum. Bana göre Fethullah Hocaefendi her yüz senede bir yetişen bir değerdir. Ama ben Hocaefendi adına görüş beyan edecek seviyede yetkili değilim, hiçbir zaman olmadım. Benim bildiğim onun adına yetkili olanlar avukatları ve onursal başkanı olduğu Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'dır. Ben, sadece kendi adıma konuşurum, görüşlerim hiç kimseyi ilzam etmez. Haddimi bilirim.

Bir başka husus, 4 yıldır AK Parti'nin başına bunların geleceğini yazdım, televizyon ekranlarında yüksek sesle söyledim: Eğer AK Parti, siyasî ve toplumsal desteği tavan yapmış iken, siyasal ve idari sistemin demokratikleştirilmesi yönünde yasal ve anayasal temel değişiklikleri yapsaydı hem sistemi normalleştirir hem başına bunlar gelmezdi. Bugün bağırıp çağırmak, ağlamak, hayaletlerle savaşmak bana konunun özüyle ilgisi olmayan salt politik bir mücadele, 'rant getirici polemik' işi gibi geliyor. Bana ikna edici gelmiyor. Taşgetiren ve Babahan'ı konunun özüne davet ederim.

Zaman gazetesi

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim