1. HABERLER

  2. HABER

  3. MAVİ MARMARA

  4. Siyonistler Hayvanca Davrandılar
Siyonistler Hayvanca Davrandılar

Siyonistler Hayvanca Davrandılar

“Geminin güvertesinde çırılçıplak soyulduk. Ölenlerle birlikte aynı yere yatırıldık. Bize bir hayvana bile yapılmayacak şeyler yaptılar. Bizi kelepçelediler. Nasıl bu kadar vahşileştiler, anlayamıyorum. Ali Haydar Bengi kollarımda şehid oldu. "

A+A-

Gazze'ye insanî yardım götüren gemiye yapılan İsrail saldırısında yaralananlardan Eczacı Mehmet Ali Zeybek, saldırı sonrasında İsrailli askerlerin kendilerine "insanlık dışı" davranışlarda bulunduğunu, tedavi gördüğü hastanede ise psikolojik baskı altında tutulduğunu söyledi.

Sağlık Bakanlığı'nın ambulans uçağı ile önceki gün Türkiye'ye getirilerek Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde tedavi altına alınan yaralılardan Diyarbakırlı 28 yaşındaki Zeybek, saldırı anını ve hastanede yaşadıklarını anlattı.

İsrailli askerlerin gelişigüzel çevreye ateş ettiklerini belirten Zeybek, kendisini korumaya çalıştığını ancak kolundan vurularak yaralandığını, kolundaki damarın parçalandığını söyledi.

Yaralandıktan sonra gemideki revire indiğini ve kendisine ilk müdahalenin burada yapıldığını dile getiren Zeybek, İsrailli askerlerin gemideki kontrolü ele geçirdikten sonra kendisini güverteye çıkardıklarını kaydetti. Aşırı kan kaybetmesine rağmen yaklaşık 4-5 saat güvertede güneş altında tutulduğunu ve yarasına herhangi bir müdahalede bulunulmadığını belirten Zeybek, "Beni burada çırılçıplak soydular. Saldırıda ölenler ve diğer yaralılar etrafımdaydı. Ölenleri de benimle birlikte aynı yere yatırdılar. Burada bize bir hayvana bile yapılmayacak şeyler yaptılar. Bizi kelepçelediler. Su istedik, vermediler. Daha sonra son derece kötü şartlarda Hayfa'daki bir hastaneye götürüldüm. Buradaki doktorlar iyiydi. 5 gün boyunca burada tutuldum ama çok büyük psikolojik baskı gördüm. Odamda sürekli iki asker bekledi. Işığı hiç söndürmediler ve sürekli karşılıklı konuştular, şakalaştılar, sigara içtiler. Migrenim olduğunu söylememe rağmen söndürmediler. Bizi kimseyle görüştürmediler. 5 gün boyunca ne yemek yiyebildim, ne de uyuyabildim. Daha sonra, Türkiye'ye nakledileceğimi söylediler. Saat başı gelip, bir saat sonra gideceğimi söylediler ama bir türlü bu gerçekleşmedi. Sürekli gidiş saatimi ertelediler. İntihar etmemi, sadece inancım engelledi.

Uçağa götürülürken, ambulans içinde, sokaklarda dolaştırdılar. O kadar hızlı kullanıyorlardı ki sağa sola savruldum. Bize yaptıkları insanlık dışıydı. Sanki insan olarak yetiştirilmemişlerdi. Biz oraya yardım malzemesi taşıyorduk, kavgaya gitmedik. Hatta etkisiz hale getirdiğimiz askerlerin silahlarını alıp denize attık."

"ALİ HAYDAR KOLLARIMDA ŞEHİD OLDU"

Aynı hastanede tedavisi devam eden Muşlu 33 yaşındaki 3 çocuk babası Mehmet Yıldırım, saldırı anında güvertede bulunduğunu belirterek, "Nasıl bu kadar vahşileştiler, anlayamıyorum. Saldırıda hayatını kaybeden Ali Haydar Bengi, kollarımda şehid oldu. Arkadaşımın vefatı 2 saat sürdü. Müdahale etmedikleri için Ali Haydar 2 saat boyunca kan kaybetti. Bugün olsa yine giderim. 'Arap mısın? Niçin yardıma geldin?' diye sordular. 'Sizi Hitler'den kurtarmak için neden yardım ettiysek, buraya da o yüzden yardım ediyoruz' diye cevap verdim" dedi. Ayağından kurşunla yaralandığını, İsrailli askerlerin buna rağmen yarasını tekmelediklerini ifade eden Yıldırım, Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ndeki tüm sağlık personelinin, yaşadıkları olayları yüreklerinde hissettikleri için kendilerine büyük bir saygı ile yaklaştıklarını dile getirdi.

"ÜZERİMİZE KÖPEKLERİ SALDILAR"

Almanya'da yaşayan 42 yaşındaki inşaat teknisyeni Adem Bakıcı da, ayağından kurşunla yaralandığını, ilk müdahaleyi kendisine gemideki sağlık görevlilerinin yaptığını söyledi. Geminin kontrolünü ele geçirdikten sonra İsrailli askerlerin kendisini güverteye çıkardıklarını ve çırılçıplak soyduklarını anlatan Bakıcı, "Üzerimize köpekleri saldılar. Kendimizden geçince ayılmamız için üzerimize su döktüler. Bu yüzden çok üşüdük" diye konuştu.

Erzurumlu, 52 yaşındaki emekli Canip Tunç ise, hiçbir örgüte ve kuruluşa bağlı olmadığını, sadece insanî yardım için oraya gittiğini ifade ederek, "İsrail beni terörist listesine aldı. Hastanede saç kılım, tükürük örneğim ve kanımı aldılar. Yanıma 8 numarasını koyarak fotoğraflarımı çektiler. Hayatım tehlikede olabilir. İleride başıma bir şey gelirse tüm dünyadaki duyarlı kişilerden bunun hesabını sormalarını istiyorum. Çocuklarıma ve aileme bile zarar verebilirler" diye konuştu. Saldırıda, kolundan silahla yaralandığını söyleyen Tunç, kendisini hastaneye götüren helikopter gelinceye kadar saatlerce çırılçıplak bekletildiklerini anlattı. "Bütün bunlara, Allah'a sığındım, öyle dayanabildim" diyen Tunç, bugüne kadar muhalefet partilerinden hiçbir yetkilinin kendilerini ziyaret etmemesini ise eleştirdi.

Kolumda kurşun var ama yine giderim

Gazze'ye Özgürlük Filosuna yapılan saldırıda yaralanan Ayetullah Tekin: Mavi Marmara gemisi ile Gazze'ye insani yardım götürürken, Siyonist İsrail'in saldırısı sonucunda gazi olan gönüllü Ayetullah Tekin, yaşadığı İsrail vahşetini Vakit'e anlattı. Tekin, kolunda terörist İsrail askerlerinin sıktığı kurşunlar olduğunu söyleyerek, yeni bir gemi konvoyu düzenlenmesi halinde yine gitmekten asla çekinmediğini söyledi.

Mavi Marmara gemisi ile Gazze'ye insani yardım götürecek olan İHH gönüllüsü Ayetullah Tekin, Siyonist İsrail'in kendilerine saldırdıkları anı, yaralanmasını, İsrail hastanelerinde ve cezaevlerinde geçirdiği günlerini ve İstanbul'a gelmesini Vakit'e anlattı. Ayetullah Tekin, şu anda saldırıda yaralanması dolayısıyla Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde tedavi görüyor. Diyarbakır'dan gemiye İHH gönüllüsü olarak katılan Tekin, terörist İsrail'in askerlerinin saldırısı sırasında kaptan köşkünün üstündeki uyduyu korumakla görevli kişilerden birisi olduğunu söyledi.

İsrail'in, dünyaya 24 saat boyunca yayın yapan ve gemi ile irtibatı sağlayan kameraları karartıp, ondan sonra operasyon başlattığını kaydeden İHH gönüllüsü Tekin, ilk olarak askerlerin kendi bulunduğu alana indiğini belirtti. İmkanlar dahilinde kendilerini savunduklarını ifade eden Ayetullah Tekin, askerlerin gerçek mermilerle saldırdığını ve her iki eline mermiler isabet ettiğini kaydederek; "Sağ elimdeki mermilerden teki hâlâ duruyor. Ötekisi ise kolumu delip geçmiş. Sol elimdeki de delip geçmiş" dedi.

Vurulduktan sonra yere düştüğünü kaydeden Tekin, yere düştüğünde çok dua ettiğini, Allah'ın kendisine şehidlik nasip etmesini istediğini ve kelime-i şehadet getirdiğini bildirdi. O sırada saldırının şiddetlendiğini, askerlerin lazerli silahlarla etrafa ateş açtıklarını söyleyen Tekin, çoğu arkadaşının yere düştüğünü belirtti. Yerdeyken iki elini üst üste tutarak kanını durdurmaya çalıştığını belirten Tekin, o esnada lazerle bir askerin kalbine doğru ateş ettiğini kaydetti. Can yeleği sayesinde merminin hedef saptırdığını ve merminin kalbinin aşağısına geldiğini kaydeden Ayetullah Tekin, sonrasında askerlerin yanına geldiğini ve yaralı iki kolunu arkadan plastik kelepçeyle sıkıca bağladıklarını belirtti.

Tekin, bu arada İbrahim Bilgen ile sabaha kadar nöbet tuttuklarını ve Bilgen'in 3-4 metre ilerisinde şehid olduğunu gördüğünü söyledi. Saldırı sırasında terörist askerlerin çok korkak olduğunu ifade eden Ayetullah Tekin, "Her türlü teçhizatı, imkanı, teknolojisi olan askerler bizim yaralı halimizden bile korkuyorlardı. Helikopterleri, botları vardı ama öyle bir titriyorlardı ki birbirlerinin arkasına saklanarak ateş ediyorlardı. Bizim arkadaşlar ise birbirleri ile çekişiyorlardı, birbirilerinin önüne geçiyorlardı aman ona bir şey olmasın bana gelsin diye…"

Askerlerin, kendilerini geminin üzerinde diz üstü oturtarak kendilerini beklettiklerini ve bu sırada kollarından kanlar aktığını vurgulayan Tekin, sabah olmasıyla beraber güneşin doğduğunu ve sıcaktan kollarının simsiyah olduğunu kaydetti. Kollarının kangren olduğunu düşündüğünü kaydeden Ayetullah Tekin, burada askerlere kollarını gösterdiğini ama kelepçeyi çözmediklerinin altını çizdi. Tekin, kolları yaralandıktan tam 6 saat sonra ancak müdahale yapıldığına dikkat çekti. Hastanede üç kişi olduklarını ve iki tane Türkçe bilen doktor olduğunu kaydeden Ayetullah Tekin, doktorun tekinin İzmirli Türk Yahudisi olduğunu ve adının Ümit Filik olduğunu belirtti. Tekin, diğer doktorun ise, İstanbullu bir Yahudi olduğunu ama ismini hatırlayamadığını söyledi.

Hastanede kendisini Mossad ajanlarının sorguladığını söyleyen Tekin, fotoğrafını çektiklerini, kan örneğini ve parmak izini aldıklarını belirtti. Sorguda, "Gazze'ye neden gittikleri?" gibi sorular sorduklarını kaydeden Ayetullah Tekin, ajanların kendisine sınırı ihlal etmiş olduğunu ve bu yüzden 3 ay cezaevinde yatacağını söylediklerini belirtti. Ertesi gün akşama doğru kendisini cezaevine götürdüklerini ifade eden Tekin, ayaklarına kelepçe vurulduğunu söyledi.

Hiç tereddüt etmeden yeni bir gemi filosuyla tekrar gideceğinin altını çizen Ayetullah Tekin, "Bu yaşanan olay bir kırılma noktasıdır. Birincisi; Müslümanların dünya aleminin vahdetine vesile olabilecek bir olaydır. İkincisi; Siyonist İsrail'in çöküşünün başlangıç noktasıdır" dedi.

Hüseyin Kulaoğlu / VAKİT

HABERE YORUM KAT