1. YAZARLAR

  2. Özlem Zengin

  3. Siyasi partilerin gizli üyeleri
Özlem Zengin

Özlem Zengin

Yazarın Tüm Yazıları >

Siyasi partilerin gizli üyeleri

A+A-

Geçtiğimiz hafta sonu yapılan olağanüstü kurultay neticesinde CHP yeni parti meclisini belirledi. Parti meclisine girenler arasında düne kadar Radikal’de yazan Binnaz Toprak da var. Binnaz Toprak’ı medyada sık görünen bir akademisyen olarak yıllardır ilgilileri biliyordu.

Kamuoyunda son olarak, ‘mahalle baskısı’ tartışmaları ve Türkiye’de Farklı Olmak üst başlığı altında Din ve Muhafazarkarlık Ekseninde Ötekileştirilenler başlıklı sosyolojik araştırması ile yer almıştı. Bu araştırma üzerine hararetli tartışmalar yapıldı; özellikle Anadolu’daki şehirlerde dindar olmayanlara nasıl baskılar uygulandığı tezi anlatıldı. Kendisi de Radikal gazetesinde öncelikli olarak bu konular çerçevesinde yazdı ve köşesinin adı da Endişeli Modern olarak konuldu.

Genel olarak öykünün bu kısmında, akademisyenlikte, söz söylemekte, yazı yazmakta, araştırma yapmakta, yazmakta hiçbir sorun yok. Bir tek şartla. Nerede durarak söz söylediğini belirtmek, en azından çarpıtmamak kaydıyla...

Bütün boyutlarıyla siyaset yapmanın meşru yeri hiç şüphesiz siyasi partilerdir. Üniversitede, yargıda, medyada, belli bir siyasi partinin “gizli üyesi” olarak siyaset yapmak yerine, legal ve etik olan, bir siyasi parti içinde siyaset yapmak değil midir? Siyasi duruşunu gizleyerek, tarafsızmış, objektifmiş gibi görünerek, meseleleri kendi siyasi algısı etrafında yorumladığı halde “bilimsellik” görüntüsü ile insanları etkilemeye çalışmak en hafif tabirle, bir yanıltma değil midir?

Sosyal eğilimler üzerine önemli veriler sunan çalışmaların sayısı çok az ve doğal olarak gündemi etkiliyor. Bilimsel tarafsızlıkta dengenin kurulamaması, Türkiye’nin temel sorun alanlarıyla ilgili belli görüşleri destekleyen argümanların sunulmasına sebebiyet veriyor. Aslında sosyal siyasi araştırmalar tüm dünyada çoğu zaman seçilmiş sonuca ulaşmayı kolaylaştıran çalışmalar. Hem araştırmanın bilimsel şartlara uygun titizlik içinde yapıldığını, hem de araştırmayı yapanın sadece bir sosyal gerçekliği ortaya çıkarmak konusunda titizliğe sahip olduğunu bilmek, o araştırmayı kabul edilebilir kılıyor. Yoksa “istatistikler yalan söylemez, ama yalan söyleyenler daima istatistikleri kullanır” sözünde ifadesini bulan bir tablo karşımıza çıkmaktadır; “Bilimsellik” özellikle siyasette ve ideolojide en çok istismar edilen kavramlardan biridir.

Bir araştırmanın objektifliği hakkında bir fikir sahibi olabilmemiz için araştırmacının siyasi duruşunun az çok malum olması gerekir. Kanaatimce, sosyal ve siyasal araştırmalarda, araştırmacının duruşu da araştırmaya dâhildir; araştırmanın bir unsurudur. Nasıl geometride açıölçere ihtiyaç varsa, araştırmacının siyasi düşüncesi de ulaştığı sonuçları doğru yerde değerlendirmek açısından açıölçer vazifesini görmektedir.

Bizde, medyada, yüksek yargıda, bürokraside, üniversitede birçok “gizli” CHP’li vardır. Herkesin bir siyasi fikrinin olması elbette normaldir. Kimse siyasi duruşunu, kimliğini açıklamak zorunda da değildir. Ama belli bir siyasi görüşe sahip olduğu, hatta bir siyasi partiye mensup olduğu halde, bunu inkar ederek ya da farklı bir duruş göstermeye çalışarak objektiflik görüntüsü vermek de bir anlamda siyasi görüş açıklamak değil midir?

Bu durumda Binnaz Toprak’ın CHP’ye girmesi, daha önceki çalışmalarını yeniden ve farklı gözle okumamıza yol açar mı, diye sormamız gerekmektedir.

YENİ AKİT

YAZIYA YORUM KAT