Siyasetin kalbine inen mana

04.06.2010 01:29

Bejan Matur

'Manaları kelimelerin kalbine indiren o Allah'a hamdolsun' diyor İbn-i Arabi. Mananın kelimenin kalbine doğmadığını biliyor.

Manayı kelimeye kavuşturmanın aracı şiirdir. Dinlerin ve dinlerin müjdecisi peygamberlerin mana için var oldukları zaten tartışılmaz.

Söz böylece varolur. İnsana cenneti mana açar. Ama yitirilir.

Kelime zamanla tekrarın ve içeriksizliğin girdabına girer. Mana ile doğan kavramların, içinin boşalması insanı çoraklaştırır; merhamet, adalet, şefkat gibi kavramlar içeriğinden uzaklaşıp birer kabuk halini aldıkça, siyasetçinin, slogancının, din tacirinin dilinde kitleleri uyutmanın aracına dönüşür.

Ne zaman ki tarihsel kırılmalar yaşanır, içeriğini kaybetmiş kavramlar anlama kavuşur. 'Yıldızın parladığı an'lardır onlar.

Akdeniz'de önceki gün yıldızın parladığı bir an yaşandı. Mükemmel bir kurgu yapılsa belki tutturulamayacak olan ölçü, kendiliğinden varoldu.

Son üç gündür sarf edilen merhamet, şefkat, adalet ve dahi hukuk kelimeleri siyaset sahnesinde manasına kavuşmuş kavramlar olarak varlar.

Başbakan'ın, Dışişleri Bakanı'nın dilinde bu kavramlar siyasetin yeni içeriğini müjdeliyor. Sadece içeride değil, dünya siyasetinde de model olabilecek yeni bir duyarlık bu.

Birleşmiş Milletler'de belki de ilk defa zikredilen, medeniyet, kadim, merhamet, zulüm kelimeleri, kalbine manası inmiş kavramlar olarak vücut buluyorlar. Bu kavramları üreten dünya algısını siyasete taşıyan tavır muhataplarında karşılığını yaratacaktır. Aksi, yaşanan kırılmanın doğasına aykırı olur.

Bu siyasetin kökleri Başbakan'ın Meclis kürsüsünden dillendirdiği şu ifadede gizli: 'Türkiye yeniyetme, köksüz bir devlet değildir.'

Bir geleneğe yaslanmanın, geleneğin verdiği güveni dünya değerleri ile buluşturmanın, siyasete katabileceklerini gösteriyor bu.

Türkiye'nin Filistin konusundaki hassasiyetini anlamakta zorlananlar, tarihsel bağların anlamını, düşünsel geleneği görmezden geliyorlar.

Arapların, aynı ırk olmaktan kaynaklanan yakınlığına vurguyla 'neden Araplar değil de biz?' serzenişinde bulunanlar şunu unutuyor: Daha düne kadar Filistin de, İsrail de, Osmanlı anlam dünyasının içindeydi. Düşünsel gelenek böyle oluşur çünkü.

Türkiye'nin Filistin konusunda söz söylemeye hak görmesi de aynı hassasiyetin devamı. Savunmasız, yoksul, çaresiz Filistin'i merhametsiz bırakmak, onu şefkatle sarmalamamak, geçmiş kültürel kodları sahiplenen bir siyasetin tercihi olamaz. Bölgede yeniye işaret eden, çare üreten siyaset de ancak bu düşünsel mecradan doğar.

Tabii böyle bir siyasetin, kuru sloganlarla hedefine ulaşmayacağı da ortada. O nedenle, tabandan gelen sivil desteği bu tabloyu tamamlayan bir olgu olarak görmek gerekiyor.

Siyasetteki duyarlıkla, kamuoyu duyarlığının birbirini tamamlaması yaşanan son krizi anlamlı hale getirdi. Yardım gönüllülerinin tavrı, cesareti ve vicdani gücü ilk defa bu düzeyde siyasi irade ile buluştu. Hükümetin siyasetine mana kazandıran o cesarettir.

Bu son olayda mana siyasetin kalbine inmiştir. Karşılık bulmuştur. Bu nedenle iddia edildiğinin aksine, yardım götürmek üzere yola çıkanların eylemi aslında politiktir. Gemidekilerin siyasetle doğrudan bir bağı elbette kurulmaz ama Akdeniz'deki eylemin bu kadar etkili olması haklı politik içeriği sayesinde olmuştur.

Gazze için yola çıkmak, dur denildiğinde durmamak, yardımı Gazze'ye bizzat ulaştırmayı istemek; bütün bunlar hükümetin iradesiyle buluşunca farklı bir tablo oluştu.

Yeni politik insani değerler üreten, gücün her şey olmadığını, adaletin, merhametin, vicdanın belirleyici olduğunu söyleyen bir siyaset bu.

Tabii siyaseti tavırsızlık haline getiren, dengelere göre hareket edenlerin bu yeni durumu anlaması çok zor.

Bu yenilik sayesinde dış dünyada haklı ve meşru olan Türkiye'nin, iddia ettiği rolde başarılı olması için, aynı kavramların içini içeride de doldurması gerekir.

Siyasete vicdan kazandıran değerlerin samimiyetle sahiplenilmesi karşısında hiçbir ordu duramaz çünkü.

ZAMAN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim