Sivil diktatörlerin eşleri nerelere giremez

04.02.2010 19:46

Yıldıray Oğur

Türkiye’nin en popüler futbolcusu herhalde tartışmasız Arda Turan’dır.

Dünkü Fotospor gazetesinin “Camiye de giderim bara da” diye sürmanşet yaptığı haberde şöyle diyor Arda: “Camiye gidiyorum. İbadet ederim. Bunu söylemek bana zor gelmez. Ama ben gece dışarı da çıkıyorum.”

Camiye gittiğini söylemenin memleketin en popüler futbolcusu için bir tür cesaret meselesi olması, bu “lekenin” de ancak peşinden bara da gittiği söylenince temizlenebilmesi...

Düşünün artık Alevi bir futbolcunun, Kürt bir futbolcunun halini. Onlar es kaza “önümüzdeki maçlara bakıyoruz” falan derken ağızlarından kaçırsalar ne olduklarını, lekelerini, hangi rejime bağlılık yeminleri, Ne mutlu Türküm diyeneler, marşlar, “Benim annem de başörtülüydüler” temizler.

Bunları anlamayan ne anlar ki bu ülkeden. İşte en fazla anlayacağı, eşi askerî hastane sokulmayan bir başbakanın tek parti diktatörlüğüne gittiğini iddia etmek olur.

Bu büyük ayrımcılığa seslerini çıkarmayanları, tarih, dün ortadan kalkışının yıldönümü olan Apartheid rejiminin savunucuları ve yine dün doğum günü olan Rosa Parks’a otobüste yer vermeyenler ile birlikte anacak.

“Türban değil, annelerimiz gibi çeneden fiyonk yapacaksın” diye akıl veren askerî modanın son ütücüsü pek kullanışlı köşe yazarları, sorgusuz sualsiz ırkçılar için özel olarak ısıtılmış cehennemine girecek, belli.

Ama tarih GATA’ya sokulmayan bir gayrımüslim, Alevi, Kürt olsaydı bugün e-mail kutularımızı imza kampanyaları, kınama bildirileriyle dolduracak aydınlara, medyanın herkese etik dersler veren ana damar sosyal demokratlarına, “Kayseri’de iş bulmak isteyenler artık umreye gidiyor” diye rapor hazırlayan politik doğrucu sivil toplumcularına da, bu tasnif de herhangi bir ayrımcılık yapmayacak.

Belki süt banyolarından kızgın kumlara doğru yollanmadan önce son kez onlara “siz de mi bu konularda askerî modaları takip ettiniz, siz de mi eleştiri iğnelerinizi askerî garnizon girişlerine konulan türban iğneliklerine bıraktınız” konulu küçük bildiri okuma fırsatı verilir.

---------------


Kaldırabiliriz Sayın Başbakan, anlatın

Başbakan “Yaşadıklarımızı anlatsam ülke bunu kaldıramaz” diyor.

Mesela, yaşadıklarından biri, dönemin MGK Genel Sekreteri’nin, Başbakan olduğu sırada Abdullah Gül’e “Ben senin yerinde olsam, karının örtüsünü çıkarırım” demesi, Gül’ün herhalde “kurumları yıpratmamak” için hak ettiği cevabı vermeyip “Kendi kararı” demesi üzerine ise “İnsan karısına hâkim olamaz mı” gibi hanzoca bir cevap vermesi olabilir mi? (Bkz. Balbay Günlükleri)

Valla bunun gibi şeylerse kaldırabiliriz herhalde. Anlatın bence Sayın Başbakan.

Biz bir haftadır neleri kaldırdık. Kendi halkını kırmızı düşman kuvveti yapıp savaş oyunu oynayan, güya yalancıktan oynadığı bu oyunda bile “Mahalle adları bile Sofular, Hırka-i Şerif. Bunları tepelemek, İsrail gibi yapmak lazım, irticaya bir kez bulaşan arınamaz, defterleri dürülmeli” gibi konuşmaktan kendini alamayanları kaldırmış bir toplumdan bahsediyorsunuz. Her şey 10 gün öncesi gibi değil.

Bence siz de, sizi gaza getirip aranızı bozmak istemediğim İlker Başbuğ’a şunu sorun lütfen:

Bir asker Allah Allah diyerek düşmana hücum etse. O sırada bir kurşun sağ ayağında patlasa. Allah diyerek yere düşse. Tedavi için acilen Gülhane Askerî Tıp Akademisi’ne kaldırılsa. Acı haberi alıp hastanenin önüne koşan, babaannelerimiz gibi değil de siyasi bir simge olan türbanla başını örtmüş annesinin içeri girmesi için kaç rejim krizi çıkması, kaç muhtıra verilmesi, anayasanın değiştirilmesi teklif dahi edilemeyen kaç maddesinin değişmesi gerekir?

-------------



Bir ihbarda bulunmak istiyorum

Cumhurbaşkanlığı’nın resmî sitesinden bir fotoğraf. Tarih: 27.01.2010. Yer. GATA. Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Mustafa İsen geçen hafta Gülhane Askerî Tıp Akademisi’nde Somali’den getirilen yaralı hastaları ziyaret ediyor. Hasta yakınlarından biri çarşaflı bir kadın. Kara Afrika’ya kadar kovalanasıca kara çarşaf, dâhiliye kliniğine kadar sızmış. Ben vatandaşlık görevimi yapayım. Vardır sizin böyle durumlar için de bir eylem planınız...

TARAF

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim