Sivil darbe!

28.03.2010 00:25

Hamdullah Öztürk

Anayasa paketi ile zorlu bir sürece girildi. Eğer başarıyla sonuca gidilebilirse, muhtemelen tarz-ı siyaset de değişecek. Türkiye gerçekten halkın seçtiği kişiler tarafından yönetilir olma yolunda ilk ciddi adımını atmış olacak.

Garip ama bu adımlar, Türkiye'yi 1924 Anayasası'ndaki yere götürecek. Makara, 86 yıl geriye sarılarak, milletin egemenliği adına, dev bir "ilerleme" sağlanmış olacak!

Milletin egemenliği açısından 1924, 61 ve 82 anayasaları gözden geçirilirse, darbeler vasıtasıyla hâkimiyetin milletten alınarak, bürokrasiye nasıl devredildiği açıkça görülüyor.

Yüksek yargıdan gelen açıklamalar, bürokrasinin, darbelerin lütuf ve ihsanı olarak elinde bulduğu iktidar nimetini devretmek istemediğini gösterdi. Zaten bugüne kadar, kim elindeki iktidar nimetini kendi rızasıyla devretti ki, bürokratlar devretsin? Parti kapatma tehdidinin gölgesinde, birbiri ardınca gelen açıklamalar o yüzden sürpriz değil.

Sürpriz, Deniz Bey'in açıklamalarında! Sayın Baykal, apar topar getirilen değişiklik paketini, kapatma davasından kurtulmaya yoruyor. "Velev ki, öyle olsa" ne değişir ki? Bir siyasi parti olarak CHP, halkın üst üste ve tek başına iktidara taşıdığı bir partinin, darbe anayasaları ve kurumları vasıtasıyla kapatılmasını sindirebiliyor mu? Kapatmaya maruz kalan bir parti, savunma hamlelerinden vazgeçip, beyaz mendil sallayarak teslim mi olmalı? Ya da AK Parti'nin yerinde CHP olsaydı ne yapardı?

Diyelim ki CHP iktidara geldi. 12 Eylül darbesini yapanları yargılamakta ısrar eden bir parti olarak, darbe mahsulü anayasa ve onlarla gelen kurumların elindeki güce teslim mi olacaktır? Milletin kendisine verdiği vekâleti, Numan Bey'in tabiriyle "bürokratik oligarşiye" mi devredecektir?

Hayır; tam olarak öyle değil; onun da ötesi... Ayışığı-Yakamoz darbe planlarındaki şemaların açıkça ifade ettiği bir şey. "Artık darbe dönemi geride kalmıştır. Türk ordusu kalkıp da bu devirde darbe mi yapar?" sözlerini ortaya atanların saklamaya çalıştığı şey: Serbest Fırka ve Terakki Perver Cumhuriyet Fırkası'nın kapatılmasını örnek alıp, tek parti iktidarında bütün değişiklikleri halkın seçtiği vekillere yaptırma modeli. O yüzden Sezer, "Üçüncü Adam" ilan edildi. Bazıları "İkinci Atatürk" havasına sokuldu. Sivil darbe asıl bu olacak; derenin taşıyla, derenin kuşlarını vurmak, darbelerin yeni evresini oluşturacaktı. Ama olmadı.

28 Şubat'la, başta askeriye olmak üzere dindarları bürokrasiden silmek, üst bürokrasi ve kilit noktalara "güvenilir" insanları koyabilmek için sahte ihbarlar ve istihbarat duyumlarıyla insanlar yerlerinden edilerek bürokrasi tahkim edildi. Ardından siyasi partilerin itibarı yerle bir edilerek siyaset enkaz alanı haline getirildi. AK Parti hesap dışı olarak denkleme girince, Danıştay cinayetiyle başlayan süreç başlatıldı. Milletin önünde devletin bakanları kovalandı. Meslektaşlarının "irtica" yaftalarıyla nasıl çizildiğini seyrederek, koltuklara oturanlar, Danıştay'daki kanı görünce meselenin ciddiyetini fark etti.

Şimdi bu farkındalık, bir sivil kılıfın kaçınılmazlığını daha da fazla hissettiriyor. Umutlar CHP-MHP koalisyonuna bağlanıyor. Koalisyonun bekleneni verebilmesi için ortamın alabildiğine gerilmesi gerekiyor. CHP, Ergenekon'a, millete eylem planı yapanlara açıktan destek vererek rolüne ısındığını herkese ilan ediyor. MHP'nin böyle bir role soyunup-soyunmayacağını, soyunursa milletten umduğunu bulup-bulamayacağını zaman gösterecek.

Anayasa paketi, darbelerin sivil görünümlü evresini de geçebilmek açısından önemli bir aşama. Hâkimiyetin millete ait olduğuna inanan ve darbelerin her türlüsüne karşı çıkanlar için bu paket, yeterli olmasa da önemli bir adım.

ZAMAN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim