1. HABERLER

  2. EYLEM

  3. SİVAS

  4. Sivas'ta Mısır Cuntası Protesto Edildi
Sivasta Mısır Cuntası Protesto Edildi

Sivas'ta Mısır Cuntası Protesto Edildi

Sivas Özgür-Der üyeleri Mısır şehitlerimiz için meydandaydı.

A+A-

Darbeci sisi yönetiminin bu sabah nahda ve adeviyye meydanlarında gerçekleştirdiği katliamların ardından , Sivas Özgür-Der üyeleri Mısırlı şehitlerimiz için bugün Sivas Kent Meydanı'nda bir açıklama yaptı.

Sivas kent meydanında toplanan özgür-der üyeleri "Darbeye Sessiz Kalanlar Bu Katliamın Suç Ortaklarıdır", "Katil sisi döktüğün şehitlerin kanlarında boğulacaksın", "Mısırda katliam var duyuyor musunuz", "Firavunlar Musaların yürüyüşünü durduramaz", "İslam düşmanı darbecilere karşı, bütün ümmet tek yürek", "İslami hareket engellemez", "Mısırda ,Suriye de gazze de her yerdeyiz", "Allaha verdiğimiz sözden dönmeyeceğiz" dövizlerini açtı.

Sık sık tekbirler getiren Özgür-Der üyeleri; "İçerde Dışarıda Zorbalığı Parçala", "Defol Sisi Seninleyiz Mursi", "Şehitlerin Yolunu Sürdüreceğiz", "Suriye Den Mısıra Direnişe Bin Selam", "Seyyid Kutup Elbenna Selam Olsun İhvana", "İslami Hareket Engellenemez", "Birruh Bidem Nefdiyke Ya İslam", "Yalla İrhal Ya Sisi", "Yalla İrhal Ya Beşşar" "Hasbinallah Ve Nimel Vekil" sloganlarını attı.

Açıklamayı Sinan Ceran gerçekleştirdi.

Şehitler için dualar, edildi darbeci katiller bir kez daha lanetlendi.

Ceran'ın açıklamasının ardından Süleyman Kurşun'un yaptığı dua ile açıklama sona erdi.

sivas_misir_eylem.jpg

sivas_misir_eylem-(2).jpg

sivas_misir_eylem-(4).jpg

sivas_misir_eylem-(5).jpg

sivas_misir_eylem-(6).jpg

sivas_misir_eylem-(9).jpg

sivas_misir_eylem-(11).jpg

sivas_misir_eylem-(12).jpg

Açıklamanın tam metni aşağıdadır:

KATİL SİSİ; DÖKTÜĞÜN ŞEHİTLERİN KANINDA BOĞULACAKSIN!

14 Ağustos 2013 - Çarşamba

Mısır'ın başkenti Kahire'deki Adeviyye ve Nahda meydanlarındaki darbe karşıtlarına bu sabah itibarı ile güvenlik kuvvetleri müdahale etti. Güvenlik güçleri, biber gazı ve plastik mermi kullandı. Müslüman Kardeşler, saldırıda gerçek mermi kullanıldığını açıkladı.

Mursi taraftarları ise kendilerini taş ve molotofkokteyleriyle savunuyor. Güvenlik güçleri, 40 gündür meydanda bulunan çadırları kaldırmaya başladı.

Güvenlik güçleri, Mursi taraftarlarının çadırlarını kaldırırken, Müslüman Kardeşler'in (İhvan) birçok liderini de gözaltına aldı. İçişleri Bakanlığı'ndan General Abdülfettah Osman, "Müslüman Kardeşler'in birçok liderini gözaltına aldık. Ancak isimlerini kamuoyuna duyurmak için henüz erken" dedi.

Darbeyi Red ve Meşruiyete Destek için Ulusal İttifak Hareketi liderlerinden Salah Sultan, Rabiatül Adeviyye Meydanı'ndaki gösteri platformundan "Allahım yağmurlarını indir. Allahım rüzgarlarını gönder. Senden başka kimsemiz yok, bize yardım et" şeklinde dua etti.

Tekbir seslerinin yükseldiği gösteri platformundan "Allah bize yeter" sloganları atılıyor.

85.Buruc Suresini bu açıdan bir kez daha okumalıyız. Surede özetle dünyevi olarak ezilen mü'minlerin kendilerini ezen mücrimlere olan üstünlüğü, Rabbimizin onların durumuna şahit olduğu ve ahirette gerçek kurtuluşa erişecekleri, mücrimlerinse tevbe etmemeleri halinde gerçek zarara uğrayacakları anlatılmıştır.

Buruc Surenin bilhassa 12'den 22'ye kadar olan ayetlerinde Rabbimizin zulüm odaklarını gözetlemekte olduğu ve gerekli gördüğü anda onlara bizzat müdahale ederek dünyada da azablandırabileceğinin vurgulanmış olması, ümmetçe şu yaşadığımız zorluk ve sıkıntı günlerinde bizlere ümit vermektedir. Asıl sorun güçlü yada zayıf olmak, sorunlar yumağında yada sorunsuz konumda olmak değildir. Asıl sorun, her daim hakkın yanında ve haklı olabilmektir. Ateş hendeklerine mü'minleri doldurup yakan güçlü ama haksız ve zalimlerden olmaktansa, hendeklerin içinde yanan güçsüz ama haklı mü'minlerden olmaktır gerçek sorunsuzluk.

Şu vakıayı peşinen kabul etmeliyiz, Müslümanlar olarak sorunlarımız çok, hatta pek çoktur. Hatta bir sorunlar yumağı içindeyiz desek abartmış olmayız. 1400 küsur yıllık süreçte birikmiş olan sorunlarımızın üzerine her geçen gün yeni - çağdaş sorunların eklenmekte olduğu da bir vakıadır.

Üstelik sorunlarımız tek yönlü değil, çok yönlüdür. İtikadi, ameli, ahlaki, ibadi, ekonomik, sosyal, siyasi, etnik, mezhebi vs. vs. pek çok yönden sorunlarımız olduğu gibi, bu çeşitli yönler birbirleriyle alakalı ve çoğu iç içe geçmiştir.

Bu sorunlarımız kolayca çözülebilecek, bir hamleyle alt edilebilecek, bu günden yarına üstesinden gelinebilecek sorunlar değildir üstelik. Ciddi analizler neticesi oluşturulacak çözüm haritalarının ciddiyetle uygulanmasıyla orta ve uzun vadede çözülebilecek sorunlardır.

Peşinen kabullenmemiz gereken bir gerçekte şudur. Bizler bu dünyada sorunsuz bir cennet hayatı yaşamak için yaratılmadık. Tam tersine, sorunları doğru bir şekilde çözmeye gayret etmekle imtihan edilmek için yaratıldık. Yani sorunlarımız aslında imtihanlarımızdır.

Bu nokta da ısrarla üzerinde durulması ve bir an bile unutulmaması gereken bir gerçek daha vardır. Bizler bu imtihandan sorunları çözerek değil, çözmek için üzerimize düşeni yerine getirmekle başarıyla geçeceğiz. O nedenle bu sorunlar ne kadar çok ve karışık olursa olsun bizi asla yıldırmamalıdır.

Sorunlarımız ne kadar büyük ve çok olursa olsun, bizim odaklanmamız gereken sorunların oluşması ve çözülmeleri süreçlerindeki sorumluluklarımız olmalıdır. Yani bizleri sorunların oluşması ve devamı değil, bu süreçlerde ki sorumluluklarımız hakkıyla yerine getirip getirmediğimiz kaygısı tedirgin etmelidir.

Elbette sorunlarımızı gerçekçi ve doğru bir şekilde tespit etmeli, kendimizi kandırmamalıyız. Bu tespitin ardından hakka uygun bir çözüm sürecinin parçası olmalıyız mutlaka. Fakat sorunlarımızın altında ezilmemeli, daima ümit var olmalıyız.

Çünkü biz sorunsuz bir dünya için değil, sorunsuz bir ahiret için uğraşıyoruz. Dünyadaki sorunları çözmek arzu ve uğraşımız dünya için değil, ahiret içindir aslında.  Bu durumda, sorunları çözmek için üzerimize düşeni yapabiliyorsak, asıl sorunumuz olan ahiret sorunumuzu çözüyoruz demektir.

Eğer bizler sorunları çözmeyi sadece kendimiz üzerine düşen ve dünyada mutlaka gerçekleştirmemiz gereken bir sorumluluk olarak kabul edersek, bu sorunların altında kalmamız, belimizin bükülmesi kaçınılmazdır. Lakin sorunları çözmede tek mutlak otoritenin Allah olduğunu ve bu sorunların çözülmesinin bizim ömrümüzü ve hatta dünyanın ömrünü aşacağını kabullenecek olursak, bu takdirde sırtımızdan tonlarca yük kalkacak, sorunlarla mücadele için dinamizm ve genişlik kazandıracaktır.

Hülasa asıl sorun sorunlarımız değil, bu sorunlara karşı doğru tavır alıp sorumluluklarımızı yerine getirip getiremediğimizdir. Yani asıl sorun dünyadaki sorunlarımız değil, ahiret kurtuluşunu kazanmaktır. Eğer bizi ahirette kurtuluşa eriştirecek iman ve islamımız yoksa, dünyada hiç sorunumuz olmasa, asıl sorun olan ahiret kurtuluşunu kazanamadıktan sonra neye yarar?

HABERE YORUM KAT