1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Sivas Olayları ve Bir Mazlumun Ölümü
Sivas Olayları ve Bir Mazlumun Ölümü

Sivas Olayları ve Bir Mazlumun Ölümü

Ailesi korkudan Mehmet Dayı yazmış tahtanın bir yüzüne, diğerine “C.E.”... Ne acı bir servis. Ölü soyuculuğu bu düpedüz.

A+A-

“2 Temmuz 1993 günü Sivas’ta düzenlenen tezgahta darağacına çekilen, haksızlıkla zindanlara doldurulan ve bu topraklardan uzaklaştırılan bir topluluğun üyelerinden ilki hüzünlü bir şekilde hayatını kaybetti.”

Sitemiz yazarı Süleyman Ceran, Sivas Olaylarının bir numaralı sanığı diye gösterilen Cafer Erçakmak’a yaşatılan zulmü yazdı:

BİR GARİP ÖLMÜŞ DİYELER

Süleyman Ceran / Haksöz-Haber

1993 yılında yaşanan Sivas Olayları pek çok mağdur doğurdu. Otelin içinde boğularak yahut Arif Sağ ve korumaları tarafından vurularak öldürülen insanlar vardı. Şehrin değişik yerlerinde askerin rastgele açtığı ateş sonucu da hayatını kaybedenler oldu. Birinci derecede bu kişilerin aileleri derin bir üzüntüye gark oldular. Bu anlaşılabilir bir durumdur, katlanılması elbette zor olmalıdır. Allah sabır versin.

Diğer tarafta da olaydan günler sonra ihbarlarla, görüntülerle ve şikâyetlerle adeta “karpuz seçer” gibi seçilen yüzden fazla insan toplatıldı. İslami kimliği şehirde bilinenlerden bazıları, nedensiz olarak içeri alındı. Arananlar oldu. Dönemin siyasal yargısının meşhuriyeti göz önüne alındığında çoktan idam fermanlarının imzalandığını düşünen kimi kişiler çareyi yurt dışına çıkmakta buldular ve dünyanın değişik yerlerine dağıldılar.

Hakikaten de tutuklananları ve ailelerini oldukça zorlu bir süreç bekleyecekti. Hükümet devirme gücüne sahip medyanın linçine tabi olan tutsaklar çoktan idama mahkûm edilmiş, amel defterleri aşırılarak çoktan cehennemlik oldukları yazılmıştı. Medya dünya ve ahret biletlerini kestiği “gerici faşistlerin” üzerinde adeta tepindi durdu. Tutsakların ev ve iş yerleri, sosyal güvenceleri afişe edilmiş, daha sonradan geçekleşecek kimi saldırılara davetiye çıkarılmıştı. DHKP-C örgütü, Sivas mazlumlarının taşındığı cezaevi aracına bombalı saldırı düzenlemişti, unutuldu gitti. Kimse sesini çıkaramadı.

Kafkaslardan Ortadoğu’ya, Afrika’dan Avrupa’ya kadar pek çok ülkeye savrulan Sivas mazlumlarını uzun yıllar sürecek, yokluklarla, zorluklarla, yalnızlıklarla dolu ama en çok da hapisten ağır hasret ve gurbet acısı bekleyecekti. Aralarından buna dayanamayıp teslim olanlar oldu. Pek çoğu takip edildi, fotoğraflandı, medyaya servis edildi hayatları. Teslim olmaya mecali kalmayan biri vardı: Cafer Erçakmak. Dönemin belediye meclis üyesi, kaynakçı Cafer Usta 54 yaşında çıktığı gurbetten, 72 yaşına dayandıktan sonra ölmek için memleketine döndü. 2011 yılının 7 Temmuz’unda çat kapı evine gelen Cafer Erçakmak’ı kızı bile tanıyamadı. Nasıl tanıyabilirdi ki? Ayrıldıkları zaman kızı henüz beş yaşında idi. Geldikten birkaç gün sonra da vefat etti adamcağız.

Ahmet Turan Alkan, şahsi tanışıklığı olduğu Cafer Erçakmak için 2 yıl evvel “Ah Abim” adlı bir yazı yazmıştı. Yazıda Alkan, 2 Temmuz günü gördüğü Erçakmak için şöyle diyordu:

“(Belediye Başkanı Temel Karamollaoğlu bir konuşma yapacak ve meclis üyesi Cafer Erçakmak da kablo taşıyor. S.C.) - Çocuklar şu fişi takacak bir priz gösterin acele; Başkan'ın konuşma yapmasını istiyor emniyetçiler, yardım edelim!

Bir ara göz göze geliyoruz; diyorum ki: "Cafer Abi, canım abim, ortalık tekin değil, ortalıkta çok görünmesen; bak biz biraz sonra evlerimize gideceğiz; sen de öyle yapsan; karışık işler oluyor buralarda..."

- He gardaş, diyor, şu konuşmayı yapsın da Temel Bey, ahali bekliyor!

Tekrar telâş ile merdivenlerden inip kayboluyor. Az sonra belediye otelinin köşesinde bir minibüsün üstünde görüyorum Temel Bey'i, "Yapmayın, etmeyin, ayıptır" diye konuşuyor, şahidim. "Yuuh in aşağı!" diye bağırıyor otel önündeki kalabalık; buna şahidim.”

O gün Aziz Nesin arkasında iken el kol hareketleri yaptığı görünen Cafer Erçakmak’ın...
 

YAZININ DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ...

 

HABERE YORUM KAT