1. HABERLER

  2. HABER

  3. Sivas Davası Bilirkişi Raporu Kepazeliği Ortaya Koydu
Sivas Davası Bilirkişi Raporu Kepazeliği Ortaya Koydu

Sivas Davası Bilirkişi Raporu Kepazeliği Ortaya Koydu

Bilirkişinin 108 kişi hakkındaki raporunun mahkemece değerlendirmeye dahi alınmadığı belirtildi.

A+A-

Haber: MURAT ALAN

Akit’in ele geçirdiği raporda 8 saatlik video kaydı ve binlerce fotoğrafı inceleyen 5 uzmanın, idam cezası alan 33 sanık dahil 108 kişiden sadece 7’sini teşhis edebildiği görülürken, hazırlanan raporun DGM ve Yargıtay tarafından dikkate alınmayıp sümenaltı edildiği ortaya çıktı.

İdamla yargılanan sanıklardan hiçbirinin otel yakınında dahi saptanamadığı belirtilen bilirkişi raporu ile ilgili Avukat Hüsnü Tuna, “O dönem bunun çok üzerine gittik ama mahkeme bir türlü kabul etmiyordu. Sanıkların görüntülerde bulunmadığını vurgulamamıza rağmen ne DGM’ler, ne de Yargıtay bu raporları görmek istemedi” dedi.

BİLİRKİŞİ RAPORU YAŞANAN KEPAZELİĞİ ORTAYA KOYDU

Sümenaltı edilen bilirkişi raporunun Ankara 1 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından tayin edilen uzmanlarca hazırlandığı belirtiliyor. Akit’in ulaştığı raporda, Ali Ar, Süleyman Demir, Soner Atakan, Kazım Naillioğlu ve Hasan Çelik’in isimleri bulunuyor. 05.02.1994 tarihli raporda, uzmanların sabah 10.00’dan akşam 20.00’a kadar 11 saat boyunca aralıksız video ve fotoğrafları incelediği, daha sonra izlenen görüntülerle sanıkların fotoğraflarının tek tek karşılaştırıldığı vurgulanıyor.

Mahkemenin gönderdiği 108 sanığa ait “önden ve cepheden çekilmiş fotoğraflar”dan sadece 7’sinin eşleşme sağladığı, bu kişilerden 5’inin de otel yakınında dahi bulunmadığı ifade ediliyor.

BİLİRKİŞİYE MÜDAHALE EDEMEYİNCE, KAMU TANIKLIĞI DEVREDE

Bilirkişinin 108 kişi hakkındaki raporunun mahkemece değerlendirmeye dahi alınmadığı belirtildi. Birçok sanığın o dönem avukatlığını üstlenen konu hakkında yazdığı eserlerle bilinen Hüsnü Tuna ise lehte delillerin değerlendirilmediğini belirtti. Tuna “Maalesef bilirkişi raporlarına itibar edilmedi. Mahkeme bir türlü kabul etmiyordu, defalarca uyarmamıza, kamu tanıklarının tanıklığının tek başına yeterli olmadığını, sanıkların görüntülerde bulunmadığını vurgulamamızı rağmen, ne DGM’ler, ne de Yargıtay bu raporları görmek istemedi. Daha doğrusu sanıklar lehine hiçbir delil değerlendirilmeye alınmadı. Bilirkişiye müdahale edemeyince, Emniyetin teşhislerine sarılıp kamu tanıklarının tanıklığına bel bağladılar. Sanıklar lehine somut deliller ise görmezden gelindi” diye konuştu.

MÜEBBET YİYENLER ORADA BİLE DEĞİL

1993/106 sayılı dava dosyasına dönemin mahkeme başkanı Muammer Ünsoy tarafından konulan bilirkişi raporunda yer alan bazı ifadeler ise şöyle:

“Bilirkişiler Ali Ar, Süleyman Demir, Soner Atakan, Kazım Naillioğlu ve Hasan Çelik’in yeminleri yaptırıldı. Bilirkişilere önce ana dosya K1.2 ve DZ929 da fotoğraflar tutanağındaki teşhisle ilgili fotoğraflar ile mahkememizce çekilen fotoğraflar gösterildi. Ve sırası ile teşhise geçildi.

Sanık Mehmet Yılmaz’ın duruşmasında çekilen DZ. 40 ön sıradan üç numaradaki fotoğrafı ile video kasetten yaptığımız incelemede kati bir tespit yapmamız mümkün olmadı.

Sanık Vahit Kaynar’ın duruşmasında çekilen DZ. 29 ön sıra dört numaralı fotoğrafı ile video kasetlerdeki çekilen fotoğraflar arasında yapılan incelemesinde şahsı kati ve net olarak bulmamız mümkün olmadı.

Sanık Murat Songur’un DZ. 12 ön sıra fotoğrafı ile diğer fotoğraflarının çekilen video ve resimlerle eşleşmesi sağlanamadı.

Sanık Mevlüt Atalay’ın duruşmada çekilen DZ. 15 ön sıra iki numaralı fotoğrafları ile video kasetten çekilen fotoğraflar incelendiğinde, bu şahsın tespit edilmesi mümkün olmamıştır.

Sanık Bülent Düvenci’nin duruşmada çekilen DZ. 37 ön, bir numaralı fotoğrafı ile video kasetten çekilen fotoğrafla ve diğer fotoğrafların incelenmesi neticesinde yapılan tespitimizde, bu şahsı da tespitimiz mümkün olmamıştır.

Sanık Yusuf Ziya Bliş’in mahkememizde çekilen DZ. 23 ön sıra 3 numaralı fotoğrafı ile video kasetten çekilen fotoğraflardan bu şahsın tespiti mümkün olmamıştır.

Sanık Kenan Kale’nin duruşmada çekilen DZ. 12 ön 5 numaralı fotoğrafıyla çekilen video kaset fotoğrafları ve diğer fotoğrafları arasında eşleşme sağlayamadık. ...”

Uyduruk bir sloganı idama gerekçe yaptılar!

Sivas olaylarının ardından başlatılan soruşturma sonunda Kayseri DGM, sanıklardan 94’ü hakkında 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’na muhalefet, Sivas Ağır Ceza Mahkemesi sanıklardan 78’i hakkında “yangın çıkartarak 35 kişiyi öldürmek, 45 kişiyi öldürmeye tam kalkışmak” Sivas Asliye Ceza Mahkemesi ise sanıklardan 102’si hakkında 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet suçlarından dava açmıştı.

Sanıklar hakkında Sivas ve Kayseri’de açılan üç ayrı dava, daha sonra Seyfi Oktay ekibi tarafından Ankara’ya kaydırılmıştı. Ankara’da Ağır Ceza Mahkemesi ve Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülmesi gereken davaların dosyaları, ilgili mahkemeler tarafından Ankara DGM’ye gönderildi.

Ankara DGM ise Ağır Ceza Mahkemesi ve Asliye Ceza Mahkemesi’nden gelen dava dosyaları ile birlikte Kayseri DGM’den gelen dava dosyalarını görevsizlik kararı vererek Yargıtay’a gönderdi.

Dosyaların Yargıtay’a gitmesinden sonra Yüksek Mahkeme, Şenal Sarıhan’ın dilekçesinde belirttiği uyduruk bir sloganı gerekçe göstererek “sanıkların eylemlerinin TCK’nın 146. maddesi kapsamında değerlendirilmesine ve davaya bakmakla görevli mahkemenin Ankara DGM olduğuna” karar verdi. Bu sayede sanıkların idamla yargılanmasının yolu açılmış oldu.

YENİ AKİT 

HABERE YORUM KAT

1 Yorum