1. YAZARLAR

  2. Bülent Korucu

  3. Şiştt! Akıllı olun Nokta'yı unutmayın
Bülent Korucu

Bülent Korucu

Yazarın Tüm Yazıları >

Şiştt! Akıllı olun Nokta'yı unutmayın

A+A-

Emekli Yargıtay Başsavcısı Sabih Kanadoğlu'nun terör örgütü Ergenekon soruşturmasıyla ilgili söyledikleri gerçekten ürpertici. Eski başsavcı, Ergenekon'un sonunun Şemdinli gibi olacağı kehanetinde bulunuyor.

Bu benzetme başından beri Doğu Perinçekgiller tarafından yapılıyor. Hatta soruşturmayı yürüten savcıyı Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulu'na şikâyet bile ettiler. İlk defa duymuyor olmamıza rağmen meydana getirdiği sarsıntı, Kanadoğlu'nun kişiliği ile ilgili. Eskiden yoktu, Vural Savaş'tan beri isimlerin yanına emekli ya da eski yerine 'onursal' yazılıyor. Böylece etkinliklerinin devam ettiği ima ediliyor. Son iki yıldır yaşadığımız hukuk ve siyaset eksenli krizlerin fikir babası olduğu hesaba katıldığında yabana atılamayacak bir 'öngörü' ile karşı karşıya kaldığımız anlaşılır. 'Şemdinli gibi olur' ifadesinden, acaba bir şey oldu, biz mi kaçırdık diye araştırdım. Henüz olan bir şey yok. Hafızalarımızı tazeleyelim. Şemdinli'deki olaylar üzerine sivil mahkeme, savcı Ferhat Sarıkaya'nın meslekten atılmasına rağmen sanıkları iddianame doğrultusunda yargılayıp 39,5 yıl hapis cezası ile cezalandırdı. Temyizde usulen bozulan davaya şimdi askerî mahkeme bakıyor ve henüz herhangi bir karar vermiş değil. Kanadoğlu aslında bir taşla iki kuş birden vuruyor, aynı anda Şemdinli davasının sonucunu açıklamış oluyor. Bu kadar saf olma, kastettiği savcının sonu diyebilirsiniz; ama pekâlâ benim söylediğim gibi de anlaşılabilir. Devam eden soruşturma ve mahkemeyle ilgili beyanat vermenin eski başsavcı ve kıdemli hukukçuyu düşürdüğü zor durumu dile getirmeye zaten gerek yok.

Emekli Savcı Kanadoğlu, sözü yarım bırakmış. Ergenekon terör örgütü soruşturmasını kamuoyu nezdinde takip eden basına da aba altından sopa göstermeliydi. 'Akıllı olun, Nokta Dergisi'nin sonunu unutmayın' dese daha etkili olabilirdi. Nokta Dergisi'nin yaşadığı baskı ve alınan kapanma kararı, Türk basını adına dönüm noktası olabilecek önemde. Basın özgürlüğü hem Anayasa'da hem de uluslararası metinlerde hassasiyetle korunmaya çalışılır. Yayın durdurma ve toplatma alabildiğine zorlaştırılmış durumda. Kapatma ise neredeyse imkânsız. Ancak iyi planlanmış bir psikolojik harekâtla kapanmak zorunda bırakılma mümkün. Nokta'ya yapılan kelimenin tam anlamıyla buydu. Bir haber dergisinin kapanma kararı almak zorunda bırakılması sadece üzüntü değil aynı zamanda kaygı vericiydi.

Gerçi son gelişme yüreklere su serpti. 'Darbe Günlükleri'ni yayınlayan Nokta'nın Genel Yayın Yönetmeni Alper Görmüş, emekli (bakın onursal demiyoruz) Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek'in açtığı iftira davasından beraat etti. Nokta'nın yazdıkları iftira değilse bunun tek hukuki sonucu Görmüş'ün beraatı olmamalı. İftira olmadığı mahkeme kararıyla tescillenmiş iddialar hukukun konusu hali gelmeli.

Savcıların gözünü korkutma operasyonlarından en komiği Adıyaman Gerger'de yaşanıyor. Hakkında 89 tane bölücülük davası açılan bir gazeteci, savcıyı sindirmek için 'Fethullahçı' yaftası yapıştırıyor. Güya savcı Sadullah Ovacıklı, gazeteci Hacı Boğatekin'i 'sen hocaefendi hazretlerine nasıl Feto dersin? Özür dilemezsen seni yakarım' diye tehdit etmiş. Özür dilemeyince dediğini yapıp içeri tıkmış. Bir savcının böyle konuşması için Fethullahçı olması yetmez, aynı zamanda zekâ özürlü olması gerekir. Bu masalı sayfalarına taşıyıp inanmamızı bekleyenlerin zekâlarına ise sözüm yok. Bence onların sorunu kalplerinde.

Zaman gazetesi

YAZIYA YORUM KAT