1. YAZARLAR

  2. HAMZA TÜRKMEN

  3. Sistem İçi Araçlar ve Kimliksel Yeterlilik!..
HAMZA TÜRKMEN

HAMZA TÜRKMEN

Yazarın Tüm Yazıları >

Sistem İçi Araçlar ve Kimliksel Yeterlilik!..

A+A-

Toplumu değiştirme yolunda devrimciliğin ufku iktidar hedeflidir.

Devrimcilik zulüm sisteminin çökertilmesi, tağutun devrilmesi için önemli bir araçtır.

Devrimcilik vaat, edebiyat, teşvik değil; bedel ister.

Ancak devrimcilik toplumun değişim-dönüşümünde iktidar merkezli bir dayatmayı içerir. Sıkı kuralcı, sert ve gerektiğinde kanlı.

Oysa dayatma sünnetullah’a uygun değildir. Ganimet amaçlı fetihçilik de.

Zaten ‘devrimcilik’ ifadesi ‘revolution’un çevirisi. Özcesi, mevcut sistemi yıkmak.

Yıkılanın yerine hangi ideoloji veya çıkar çevresi hâkim olursa, yöneten de o olur.

Oysa dinde zorlama olmaz.

İslami ölçüler evrenseldir.

İslam için ıslah hedefi ve iknada merhalecilik asıldır.

Yani bozulanı, fıtri ve vahyi bağlarını kopartanları (müfsidler’i), yeniden düzeltmek, fıtri ve vahyi ölçülerle buluşturmak inkılâbı (ıslah’ı) bir bilinç ve kulluk görevidir.

Kur’an’ın mirasçılarından kendilerine zulmedenleri de yeniden imana davet etmek yükümlülüğü önceliklidir.

Devrimcilik ilhamını Batılı paradigmadan alan bir başkaldırı kültürüdür.

Oysa Adem aleyhisselama öğretilen ‘kelimeler’den bu yana Müslimlerin hayat tercihlerindeki akidleri ‘La’ hitabıyla başlar. Ve ‘ilahe illallah’ ile bütünleşir.

Her türlü tuğyana, şirke, zulme, sömürüye ve cahiliyyeye ‘La’; yani ‘Hayır’.

‘La intifadası’ ancak vahiyle ölçülenirse; yani fıtrat ve Kur’an ile buluşursa sahih bir inkılâptan ve ıslah hareketinden bahsedilebilir... Ödünç bir kavram olarak kullanılan ‘devrimcilik’ de işte o zaman anlam kazanır.

İnkılâp çizgisinde gerçek dönüştürücüler yani muslihler, biz insanlara örnek olan Resullerdir ve onların istikametini takip eden sıddıklar, salihler, şehidlerdir.

Bizim devrimciliğimiz secde ile başlar.

Secde, her tür zulme ve zorbalığa, bid’at ve sapıklıklara karşı Rabbimiz için tanıklaştırdığımız kulluk bilincimizin tezahürüdür. Secde ve salat, bizi her türlü fahşaya/sapkın aşırılıklara karşı tavır almaya sevk eder.

Ancak bugünkü Müslümanların önemli bir kısmının muhayyelesinde yer tutan devrimcilik, romantizmi çağrıştırmaktadır.

Devrimci romantizm ile yaşayanlarımızın bir kanadı, sistem içi mücadele araçlarını önemsemeyen bir hayalcilik içindedirler.

Bu süreçlerde önümüze çıka çıka Ali Şeriati’nin Şiilik ve gençlik yıllarının heyecanıyla konumunu abarttığı ve tertil fıkhı ile ölçümlenmemiş Ebuzer-i Gifari vakıası çıkmaktadır.

Bu vakıa, kendine göre muhalefette ve sözü söylemekte öne fırlayan, ama birlikte iş yapma ve karar alma süreçlerine bağlılıkta şura şartlarını içselleştirmemiş bir fevriliktir.

Romantik devrimci eğilimin diğer kanadı da sistem içi araçların nasıl kullanılacağını İslami ölçüler içinde kavramayan; veya Resullerin bu konuda nasıl davrandıklarının vahyi ve uygulamalı ölçülerini anlayıp güncelleyemeyen davranışlar içine yönelmektedirler.

Oysa başta Resulullah (s) olmak üzere ilk öncülerimiz Mekke Cahili sisteminin bazı uygun araçlarını şura iradesi ile kullanmışlardı. Himaye, panayırlar, davet ve eman kurumu gibi; Ebu Bekr (r) ve benzerlerinin müşriklerin ticari saldırmazlık akdine dayanan îlâf kurumunu kullandıkları gibi; Habeşistan Necaşi’sine ait sığınma hukuku gibi…

Bu tür sistem içi araçların hiç biri İslam’a ait değillerdi.

Ama Resul ve Resul ile birlik olanlar cahili sistemin araçlarındaki kirleri değil, tevhidi bilinçleriyle aidiyetlerini gizlemeden ve karşıtına yağcılık yapmadan imkânları kullandılar.

Mekke’de Kur’an’ın taşıyıcısı Müslimler, sistem içi araçları kullanma imkânlarını yitirdiklerinde hicret etmişlerdi. Sonra da haklarını ve zaruretlerini korumak için kıtal…

Bu konu, 1970’li yılların ortalarından beri yükselen Türkiye İslami uyanış sürecinde gereği gibi gündemleşemedi.

Bilinmeli ki cahili sistemlerin araçları, çevreyi merkeze katmayı amaçlar.

Tevhidi bilinci ve metodik kavrayışı, sistem içi araçların nasıl kullanılacağına yetmeyenler HDP, CHP, MHP ya da ulusçuluk, sol, liberalizm, antikapitalizm gibi vesayetiçi kuruluş ve cahili ekollere savrulmalar yaşamaktadırlar.

Ulus sistemlerin cahiliyesinde dernekler, vakıflar, yayın organları, ticarethaneler veya AK Parti İslami özneler değildirler; sistem içi araçlar olarak görülmelidirler.

Tartışılacak veya değerlendirilecek olan bu araçları kullanan öznelerin İslamilik anlayışlarının ve ‘kimliksel yeterlilik’lerinin vesayeti ve eklemlenmeyi aşacak nitelikte olup olmadıklarıdır.

YAZIYA YORUM KAT

1 Yorum