1. YAZARLAR

  2. Ali Bayramoğlu

  3. Şirvanlar, Beşikçiler, ölüm ve hayat...
Ali Bayramoğlu

Ali Bayramoğlu

Yazarın Tüm Yazıları >

Şirvanlar, Beşikçiler, ölüm ve hayat...

A+A-

İki keskin uç arasında sıkışıp kalmak, faydacı siyasetler karşısında yorulmak, buna rağmen farklı bir alan açmaya, o alanda durmak, o alanı konuşturmak için çaba sarfetmek...

Değerli ama zor bir çabadır bu.

Pek çok siyasi konuda karşımıza çıkar. Bu konularda ara alanlarda duran aydınlar, sanatçılar, kanaat önderleri, gazeteciler ana alanlardan gelen çift yönlü öfkenin kurbanı olurlar...

Kürt sorunu, taraflarıyla bu tür siyasi meselelerin en önde gelenlerindendir...

Pek çok acıya, ölüme, trajediye yol açmıştır.

Devam ediyor...

Hem de çok yönlü bir şekilde...

Son dönemlerde Orhan Miroğlu, Şirvan, Muhsin Kızılkaya, Mehmet Metiner arka arkaya PKK'dan ciddi tehditler aldılar, susmaya davet edildiler...

Kişiler ve olaylar farklı ama neden tek:

PKK'nın çizdiği "resmi Kürt" davranışının dışına çıkmış olmaları...

Kendilerine has duruş ve çıkışlarıyla PKK'nın tekelinde olan alan dışında bir alan oluşturmaları, bu tekeli tehdit etmeleri...

Peki bu insanlar değil midir, aynı zamanda devlet tarafından, kamu otoritesi tarafından takip edilen, yargılanan, örselenen...

Kürtlerin dünyaca ünlü ozan ve sanatçısı Şirvan 36 yıldır Kürt meselesinden dolayı, bu takipten dolayı sürgünde yaşıyor.

Miroğlu, Kürt olduğu için, Kürt meselesinden dolayı Diyarbakır Hapishanesi cehennemini soludu, bu yüzden JİTEM tarafından kurşunlandı, ölümden döndü...

Geçenlerde ömrünün 17 yılını, yazdıkları, kitapları, görüşleri yüzünden mahpusta geçirmiş İsmail Beşikçi, yeni bir yazısında "Kürdistan" kelimesini kullandığı için yine hapse mahkum oldu.

Aynı Beşikçi bir dönem PKK'nın da hedefi olmamış mıydı?

Beşikçi'nin geçen Ekim ayında bir makalesinde yazdıklarını özellikle hatırlatmak isterim...

Şöyle diyordu:

"1990-91 yıllarında, koğuştaki arkadaşlar Saliha Şener'den söz ederlerdi. Saliha Şener'in polis ve asker karşısındaki direngenliği, nizamiye kapılarındaki mücadelesi, tutuklu ailelerini örgütlemedeki hünerleri, açlık grevlerindeki duruşu zengin olgularla anlatılırdı...

"O kadar hayranlıkla, o kadar övgü dolu sözlerle söz ederlerdi ki, o ana kadar Saliha Şener'i bilemediğim için mahcubiyet duyardım. 1990'ların ortalarındaysa aynı arkadaşlar, Saliha Şener'i bir ajanın anası olarak, bir emperyalist işbirlikçisinin anası olarak anlatmaya başladılar. 'Kör Saliha' denerek, ajan oğluyla işbirliği içinde olan bir kadın olarak söz etmeye başladılar..."

"PKK içinde, Mehmet Şener gibi yüzlerce infaz var. Oğulları, kızları devlet güçleri tarafından öldürülenler, köyleri yakılıp yıkılanlar, faili meçhullerle karşılaşanlar şu veya bu şekilde haklarını arayabiliyor, seslerini duyurabiliyorlar. Oğulları, kızları kendi arkadaşları tarafından, PKK tarafından infaz edilenler ise bir sessizliğe gömülmüş, hayattan tamamen kopmuşlardır. Bu aileler için başvurulacak bir makam yoktur..."

Devamı şöyleydi yazının:

"PKK, örgütlerinin isimlerinde, yazılarında, konuşmalarında, 'demokratik' sözcüğünü çok kullanıyor. Bu sözcüğü çok kullanarak demokrat olduğu izlenimini yaratmaya çalışıyor. Demokratik ulus, demokratik vatan, demokratik özerklik vs. sözcüklerini sık sık kullanarak demokrat olamazsınız. Demokrat olmanın tek ölçütü vardır. O da ifade özgürlüğüdür. İfade özgürlüğü yaşama geçmeden demokrat, demokratik olamazsınız..."

Beşikçiler, Miroğlular, Şirvanlar...

Gücün tarihini temsil etmiyor olabilir ama, bilin ki demokratik değerler varlıklarını tarih boyunca onlar gibi insanlara borçlu olmuştur...

Kürt sorunu bir gün çözülecekse, hakem, güç dengesi değil, demokratik değer sistemi olacaktır...

YENİ ŞAFAK

YAZIYA YORUM KAT