Sınırsız Şebbiha

19.05.2012 09:17

Yaser ez Zeatira

Lübnan'ın Trablus kentinde bazı Sünniler ile Aleviler arasında yaşanan çatışmalar, Suriye rejiminin devrime karşı olan savaşının sadece Suriye içiyle sınırlı kalmadığını ve dış sahalara taştığını teyit ediyor.

Görünen o ki Lübnan bu savaşın tek sahası olmasa da en önemli sahalarından biri. Sabah akşam, görsel ve yazılı medya araçlarında, radyolarda makaleler, yorumlar, açıklamalar ve televizyon söyleşileriyle insanı yakalayan "medya Şebbiha'sı" da cabası. En önemlileri de internet ve sosyal paylaşım siteleri ağı kanalıyla gerçekleşiyor.

Bu tür bir Şebbiha [Suriye'nin özel askerî timlerine verilen isim] birçoklarının düşündüğü gibi direniş üzerinde durarak tutumunu meşrulaştıran solcu ve milliyetçi bir çerçeveyle sınırlı kalmayıp Suriye'deki savaşı, geçmiş dönemdeki kazanımlarını korumanın adresi haline getiren mezhepçi çerçeveye daha güçlü ve geniş şekilde dönüşüyor. Bu çevreler Beşşar Esed'in düşüşünde farklı düzlemlerde bu kazanımların gerilemesini görüyorlar. Trablus'ta yaşananlar Suriye devrimine destek veren ne varsa hepsini kovalamakla temsil ediliyor. Özellikle Lübnan, Suriye rejimine dokunabilecek her faaliyeti pratik olarak yasaklayan bir ülke oldu.

Ülke, Beyrut havaalanından başlayarak sınır ve geçiş koridorlarının çoğunluğuna kadar Hizbullah'ın pratik kontrolü boyun eğdiği için Suriye rejimi destekçileri bütün alanlarda muhaliflerin peşine düşmektedir. Lübnan'da kaçırılan ve Suriyeli yetkililere temsil edilenlerin hikâyeleri artık sayılamıyor. Lübnan hükümeti, zayıf Sünni başbakanıyla Suriye içinde yaşananlardan 'uzak durma' politikasını yürütürken toprak üzerinde güçlü şekilde hareket eden Hizbullah unsurları ve korkunç güvenlik ağı, bu politikayı uygulamamaktalar, hatta gece gündüz Lübnan sahasında Suriye devrimiyle dayanışma şekillerini engellemeye çalışmaktalar ve böyle bir konuya karışanların peşine düşmekteler.

Lübnan hükümetinin bütün bu gerçekleri yalanlama yönündeki vurguları diğer tarafın açıkladığı gerçekler karşısında bir tür saçmalık gibi görülüyor. Hiç kimse pratik açıdan Suriye rejimine karşıt bir fikir taşıyarak Lübnan'a girmeye cesaret edemiyor. Daha da kötüsü İran destek manzumesinin bir parçası olarak Hizbullah'ın farklı araçlarla rejimi desteklemesinde kendini gösteriyor.

Sınırları geçen en önemli Şebbiha unsurları Türkiye, Lübnan ve diğer komşu ülkelerde Suriye sınırı dışındaki muhalefetin peşine düşülmesinde ve müdahale edilmesinde ortaya çıkıyor. Bu durum, safları arasındaki müdahalelerin boyutu sebebiyle rejimin zulmünden kaçarak Suriye içinden kaçtıklarını açıklayanlara güveni zorlaştırıyor. Hatta rejim tarafından gelen açık mesajlar Suriye muhalefetinin faaliyetlerine izin veren ülkeleri bu tutumlarını değiştirmedikleri takdirde hedef tahtasında olacakları yönünde tehdit ederken herkes, rejimin muhaliflere ve destekçilerine karşı suikastlarda ve patlamalarda bulunma gücünü biliyor.

Avrupa ve uluslararası sahalar, rejimin Şebbiha güçlerinin günlük faaliyetlerinden uzak görülmüyor. Dışarıda rejime karşı faaliyet gösteren nice muhalif veya gencin içerideki aileleri tehdit edildi. Hatta bir şekilde hedef alındı. Bu da rejimin dışarıdaki Şebbiha güçlerinin dünya başkentlerindeki muhalif faaliyet şekilleriyle ilgili gönderdiği raporlar kanalıyla gerçekleştiriliyor.

Bu, rejimin kendisinin, arkasındaki İran ve müttefiklerinin yürüttüğü mezhep temelli sınır ötesi bir savaştır. Özellikle de bu müttefiklerin ezici çoğunluğu, hâlâ Suriye'deki savaşın kaybedilmesi düşünülemez bir ölüm-kalım savaşı olduğu fikriyle hareket etmektedir. Bütün bunlar ömrünü biraz uzatsa da bu suçlu rejime hiçbir şey katmaz. Suriye halkının ısrarının rejimin suçlarından ve zulmünden daha büyük olduğu herkesçe görüldü. Arapların ve uluslararası toplumun zayıflığı bu ısrarın gücünü eksiltmez. Rejim Şebbiha'sı dış komployu kınayarak bağırıp çağırdığı zaman akil insanlar kahkahalara boğuldular. Amerikan ve Batı tutumu Suriyelilere laftan başka bir şey vermezken herkes, Suriyelilerin kendi savaşlarını, temiz kanlarıyla verdiklerini biliyor.

*Ürdün gazetesi Ed Düstur 15 Mayıs 2012

ZAMAN

 

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim