1. YAZARLAR

  2. Mehmet Altan

  3. Sınır ötesi operasyon ve AK Parti
Mehmet Altan

Mehmet Altan

Yazarın Tüm Yazıları >

Sınır ötesi operasyon ve AK Parti

A+A-

İç içe yaşadığım güncel gelişmelerden, palamarı koparıp sığındığım öğle kaçamağından döndüğümde. Başbakan Erdoğan, İstanbul’da partisinin genişletilmiş il başkanları toplantısında konuşuyordu.

Kendisini rahat, emin ve en önemlisi “demokratik açılım” konusunda çok kararlı gördüm.

Türkiye gibi, “çözüm” arayanların önüne her türlü kütüğün atıldığı ve atılabileceği bir ülkede “kararlılık”, en temel ve önemli konudur.

Nitekim bir gece önce de Erdoğan’ın “yolumuza kararlı şekilde devam ediyoruz, geriye dönüş söz konusu değil” demesi bana umut vermişti.

***

Başbakanın bu sözleri ve tavrı, hem “demokratik açılımın” muhakkak böyle bir irade istemesinden dolayı önemliydi, hem de nefes almak için sıyrılıp firar ettiğim öğleye kadar olan gelişmelerdendi.

Bir iki gün önce de demokratik açılıma destek olmak üzere “süresi 17 Ekim’de bitecek ‘sınır ötesi’ tezkeresinin yenilenmemesi görüşünün ağırlık kazandığını” okumuştum.

Doğrusu, olası böyle bir karar, sürecin daha selametle aşılması açısından bana da mantıklı gelmişti.

Ayrıca, AK Parti’nin “sınır ötesi operasyona” direndiğinde bölgede oyunun arttığını, tersini yapınca da oyunun düştüğünü de görmüştüm.

Ne var ki, dün sabah bir gazetenin arka sayfalarında Türk Silahlı Kuvvetleri’ne sınırötesi operasyon yetkisi veren tezkerenin süresinin uzatılması talebinin 14 Eylül’de Başbakanlık’a gönderildiğini okudum.

Öğleye doğru bu haber bir kez de Genelkurmay Başkanlığı’nca teyit edildi.

Hükümetin mutlak tavrını bilmediğim için iki gün önceki haber ile dünkü gelişmeleri sağlıklı bir şekilde okuyamadım.

Hükümet böyle bir sınır ötesi harekâttan yana mıydı, değil miydi?

Askeri bürokrasi kendinden menkul bir manevra mı içindeydi, yoksa bu sivil otoritenin bilgisi içinde rutin bir gelişme miydi, anlayamadım. Rutin bir gelişme ise manşete çıkan haber doğru değildi.

***

Ankara’da, halkın vergileriyle satın alınan silahların ne için ve ne amaçla alındığını her sağlıklı demokraside olduğu üzere kamuoyuna açıklamak gibi bir adet olmadığından, aklımı karıştıran bir diğer konu da satın alınacağı söylenen Patriot füzeleriydi.

ABD’den 7,8 milyar dolara Patriot füze savunma sistemi alınacağı ve bunun İran’a karşı kullanılacağı iddialarını Türkiye maalesef ABD üzerinden duymuştu.

Genelkurmay bu iddiaları yalanladı ve 13 değil 4 füze bataryasının alınmasının hedeflendiğini belirtti.

Hâlbuki...

ABD, Bush döneminin en tartışmalı projelerinden biri olan füze savunma kalkanını askıya alındığını açıklamış, Başkan Obama, füze kalkanını yerleştirileceği Polonya ile Çek Cumhuriyeti’nin liderlerini arayarak, projeyi uygulamaktan şimdilik vazgeçtiklerini bildirmişti.

Patriot füzeleri tam bu aşamada gündeme geldi.

***

ABD’de yayımlanan The Washington Times Gazetesi’ne konuşan Avrupalı bir diplomat ise...

Washington’un Polonya ve Çek Cumhuriyeti’ne füze savunma sistemi yerleştirmekten vazgeçme kararının, Türkiye’ye 7,8 milyar dolar değerinde Patriot PAC-3 füze bataryası ve bağlantılı sistem satma kararını açıklamasının hemen ardından geldiğini hatırlattı.

Kısacası, dış basının ABD, İran ve Türkiye üçgeninde, “yani füze kalkanı” etrafında geliştiğini iddia ettiği ve her şeyi etkileyecek olan iddialar konusunda da kesin bir şey öğrenemedik.

Buranın güya vatandaşıyız.

Askeriye de dâhil, tüm devlet harcamaları da bizim ödediğimiz vergilerle yapılıyor.

Ama ne olup bittiğinin tüm detaylarını mantıklı bir şekilde bize anlatan hiçbir yetkili yok.

***

Zaten konuşmasına denk geldiğim Başbakan Erdoğan’ın dik ve kararlı olmasını bundan dolayı önemsedim.

Kendinden emin ve rahat görünmesine de bundan dolayı sevindim.

Sınır ötesi harekâttan silah alımına, silah alımından “füze kalkanının” yeni versiyonu konusunda hiçbir şeyin doğrusunu bilmediğimiz, askeri otorite ile sivil otorite ilişkilerinin birbirinin içine girdiği, kimi zaman da devlet içi egemenlik savaşlarına dönüştüğü bu ülkede, hiç olmaz ise Başbakan Erdoğan’ın “Kürt açılımı” konusunda tavizsiz yürüyeceğine kendi ısrarlı beyanlarını duyarak şahit oluyorduk.

Bu kararlı barış yürüyüşü, bunca çelmeli bilinmezlik içinde daha da önem kazanıyordu...

STAR

YAZIYA YORUM KAT