Sınıftaki sinir: Güldal ve Abdüllatif

10.04.2008 05:03

Perihan Mağden

Benim daha önceleri de köşemde çıtlattığım 'Bi Sınıf'a Girince Sinir Olduğun Çocuklar' (söyle bakalım: kim onlar?) kuramım var ki,
belki de hayat tamamen böyle psikolojinin esasında, sınırlarını ihlâl eden kuramlarla dönüyor-dur- Bilemeyeceğim.
Girersin işte sınıfa: en önde bir 'haz'a hanfendi' kız oturuyor. Bizim lisede vardı, üniversitede vardı. Bunlar diyelim Avusturya Lisesi ya da Dame de Sion'andan çıkma olurlar. 16'larında, 36'larında gösterirler. Daha doğrusu 'dururlar'. Başarıyla.
Edaları, konuşurken kaş kaldırmaları, çorapları, çantaları (ben takarım çantalarına+çoraplarına+kabarık fön saçlarına; bakar bakar takarım) 'İşte hayatta konuşmicam/görüşmicem kız!'
olursun. Hatta bunlarla göz teması da kuramam. Kendime mukayyet olayım- diye.
Nasıl bazı kız ya da oğlanlarla kırçıllı paltoları, yenmiş bitmiş tırnakları, ucu künt ayakkabıları ve çok daha esrarengiz (subliminal) nedenlerle ve 'Eğlenceli bu ağbi! arkadaş olunası' olursan- Bunlarla da 'bırrrr' olursun. Bırrrr. Bırrrrrr.
Bazıları, diyelim tuttuğum ders notları iyi diye (bazı derslerde inanmayacaksınız ama: öyleydi) gullümüm iyi diye ya da bi çakıp bi de yer çakmasın diye; artık hangi oportünist nedenleyse zorlan ve hileyle benle görüşüp konuşmayı (1 nevi ahbap olmayı) başarmışlardır, başarırlar.
Ama taşıma suyla değirmen dönmez. 'U can take a horse to the water; but NOT make him drink it!' Kovboyların dediği üzre.
Sonunda hayatınızdan kara bulutlar gibi dağılıp gittiklerinde; ağzınızda kekremsi bi tat ve 'Amma da kullandı!' hissiyatlanması. Kalır.
İşte bu 'Sınıftaki Kıllar' hayatın herr alanında geçerli. Sevdiğimiz manifaturacılar var, ayağımız geri giderek dükkânından girdiğimiz ayakkabıcılar.
(Girme o zaman- değil mi?)
Politikada da bakarım uzaktan birilerine. Zaten işin sırrı UZAKTAN bakabilmekte.
Biz de kokteyl/promosyon/ açılış/davet dolanıp Bu Tarz Şahsiyetler'le tanışıyor olsaydık onlar hakkında 'gönlümüzce' yazabiliyor olamazdık. (Sonuç olarak: biz de ana-baba evladıyız. Bazıları beni Kurtlar'ın kaçırıp büyüttüğünü zannetse de.)
Kardeşim ben dakka 1'den itibaren, yani CHP'den (Kutsal Dul Kontenjanı'ndan) milletvekilliğiyle 'taltif' edilmesinden beri, kılım Güldal Mumcu'ya. Açıklamalara 'muhtaç' buluyorum vekilliğini.
Meral Akşener'le hoplaya kol kola 'Kadın Meclis Başkanı Frak'ı Nasıl Olur? Hangi Mahir Terziye Bu Saçmalık Dokutulur?' fotoları çektirmeler, sonra Kadın Modeli Frak'la Meclis yönetip inci kolyeli/asık suratlı (halk arasında: vakur)/böyle 'burnundan kıl aldırmayan' edalar, işveler, çok 'ağırlıklı' görüntü çalışmaları yani.
Güldal Mumcu; hani hakkında alakasız 1 yazıda 2 çift laf ettim diye Ertuğrul Özkök'e Don Kuşat'lanıp, yanındaki Sanço Paçoz'unun da "Bu sataşmanın ardında kaynanaya dil uzatma var" diye komplolandığı O Saygıdeğerlik/Dil Uzatılmazlık Abidesi. (Hatırlarsınız!)
Şöyle 1 hadiseye Meclis Başkan Vekili olarak 'imzasını' atıyor: 301. maddenin (en nihayet!) değiştirilmesi için verilen kanun teklifini İMZALAMIYOR- Ki: AK Parti Barroso'ya 'Bakın ıslah ettik 301'i diye 1 kutu lokum uzatamasın.
Zaten 301'in değiştirilmesine 'karşı' olduğunu biliyoruz 'sosyaldemokrat' ('nasyonel sosyalist' desek?) CHP'nin. Dolayısıyla partisinin ulusalcı/safsatacı/özgürlüklerin kısıtlanmasına (büsbütün) yancı çizgisiyle 'uyum' içinde 1 tıkanıklık yaratıyor Güldal Mumcu.
Genel Başkanı Baykal da "Güldal hanım imzalamasın. Meclis Başkanı Toptan gelince kendisi imzalayıp sevk etsin," buyuruyor nitekim.
Ben son seçimde CHP yerine MHP'ye oy veren (E. Toroğlu/Hıncal Uluç Tayfası'nı) sonnn derece 'tutarlı', 'bütünlüklü', 'hakikatçi' buluyorum artık. CHP, Avrupa Birliği'ne KOŞULSUZ ŞARTSIZ KARŞI olduğunu açıklasa da;
rahata erse.(Böyle 1 Lavabo Aç Eylem onların 'Confusion will be my epitaph' çizgisi için fazla direkt kaçar gerçi. Eşyalarının tabiatı: kargaşadan medetçi.)
Gelelim Sınıftaki Kıl Çocuklar'dan Abdüllatif Şener'e. 'Ekonomiden sorumlu devlet bakanı' sıfatıyla hemen hemen hiçbir işe elini sürmemesiyle meşhur olan Şener, geçenlerde MKYK'ya damladı.
Zira felaket sayıda kamera vardı. Ve Kendisinden Acayip Ümitli Olan 'kaliteli insan' Şener'in durup pozzz kesmesi ve de "Ben bu partiye çok emek verdim. Gece-gündüz çalışarak kurdum" demesi icap etmekteydi.
Şöyle küçük ve hızlı adımlarla merdivenleri çıkıp sonra aniden durup yarım profil/tam profil/tam ön: kameraların ve başka mercilerin onu pek sevip istediğine dair, özenle baktığı badem bıyıklarına olduğu kadar, güveni var Şener'in.
Güzel bir hanım olan Güldal Mumcu için 'Kaş göz/Gerisi söz' iltifatını tedavüle sokacak isek 'Ortaya Karışık 1 Politikacı Portresi' diye de başlıklayabileceğimiz Abdüllatif Şener için 'Poz pozzzz/Gerisi boşş söz' diye bir ihtiyaçtan tayyare yaratıklandırabiliriz.
Şener'in BÜYÜK SIRRI da ismini herrrr acayip kapı arkasından/kamera önünden ısrarla fısıldattığı BU günlerde ortaya çıktı!
"Sizi bir belge vererek uyarmıştım" diyerek Recep Tayyip Erdoğan'ı 'uyarmış olmasının' arkasındaki belge neymiş- BİLİN BAKALIM?
"AK Parti'nin irticai faaliyetlerinin izlenip bildirilmesini" isteyen Yargıtay Başsavcılığı'nın yazısıymış bu (kıymeti Şener'den menkûl) belge!
Kendini 'Badem Adam' olarak kameraların önünde görüp görüp pek beğenen Şener'e; MKYK'sına filan artistik patinajla tebelleş olduğu partisinin, duyduğu (tahmini duyguları) çok beğendiğim bir Türkçe Pop parçasının sözleriyle, tercüme etmek isterdim.
Ama etmiciiiim.
Sadist.

Radikal gazetesi

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim