Sınıflı toplum üzerine...

15.12.2009 00:58

Atilla Özdür

Çocukluğumuzda kamu binalarının duvarlarının süsü idi, ‘Birimiz hepimiz’ sloganı... Okullarımızda da tepemizin üzerinde dururdu bunlar... Sınıfsızlık, tabii ki bir ütopya idi... İslâm toplumlarında da sınıfsızlık esastır...

Allah’ın huzurunda niyet edilip bir de tekbir getirildi miydi, meslekleriyle yaş ve kemal anlamında hayat kıdemleri bakımından farklı basamaklardaki cümle müminler, aşure kazanındaki bakliyatın posizyonunu alırlardı imamefendinin arkasında...

Amma ne çare, kurulu müesses hayat tarzı, sınıflılığı dayatarak yerleştirdiği için, sınıfsızlık, Müslüman çevrelerinde de ütopyalaştı...

İster camili mescitliler olsun, kiliseli havralıların arasında olsun, ister kendilerini kökten Allahsız addeden athe’ler cenahında olsun, sınıf realitesi, demokrasinin olmazsa olmazıdır...

Özellikle, liderler demokrasisinin...

Arz talep kanunu, piyasanın en başta gelen önemli belirleyicisidir... Çokluğun olduğu yerde ortalığı pislik kaplar... Emek arzı eğer talepten fazla ise, ücretler düşer. Mahsulün yokluk senelerindeyse domates ve şeftalide, istavrit ve palamutta fiyatlar yükselir...

Tuzla’daki ölümlü iş kazalarının önlenememesi, daha doğrusu önlenmemesi, emek arzının talebe nisbet yüksekliğindendir. İş arayan açların, karnı tok sırtı peklerin kontrol ve denetimindeki istihdam hacminden büyük olması...

Faruk Çelik, Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na gelince Tuzla mezarlığıyla ilgilenme ihtiyacını hissediyor...

Burada 21 büyük işveren 53 de bunlara tabi küçük işveren, yani taşeron mevcut... 14 işyeri vergi dairesiyle ilişiksiz. 21’inin de Sosyal Güvenlik’te kayıtları bulunmuyor... Kısacası, 74 işyerinden 35’sinin bir kısmı tam, bir kısmı da yarım porsiyon olmak üzere, korsan...

Korsanlık demek, hırsızlık, ahlaksızlık vs, vs...

Devlet gücü Tuzla mezarlığını bu ahlak dışı sınıflı yapısından temizlemeğe, güç yetiremiyor. Çünkü siyasetin finansörlüğünde sermaye bütünüyle pay sahibi...

Gemi inşa sanayii, diğer sanayi dalları ve tedavül dünyasının diğer sektörlerleri gibi, sermaye sınıfının bir alt katmanı... Madencilik de aynı dünyanın bir başka alt katmanı ve hep birlikte bir sınıf dayanışması içinde birbirlerinin siyaseten destekleyiçileri...

Meclislerde bankacının, madencinin, marketçinin, inşaatçı, sütçü peynirci ve büyük toprak sahiplerinin yer almasına karşılık, bunların işyerlerinde emek sarf edip ter dökenlerin bulunmaması, işçinin siyasetin finansörlüğüne güç yetirememesinden...

Hal ve keyfiyet böyle olunca, maden ocaklarının da, Tuzla gibi mezarlığa dönüşmesi, hiç kimsenin ilgisini uzun soluklu kılmıyor...

‘Ahh vahh’lar, ‘emekliğinine de üç ay kalmıştı garibanımın’, ‘yeni de evlenmişti karısı beş aylık hamileydi’ gibisinden trajedya tüccarları, kısa bir süreliğine ortalıkta fink attıktan sonra, mezarlıklar derin bir sessizliğe ve karanlığa gömülüyor...

Geçen yıl İstanbul Davutpaşa’daki iş merkezlerinin birinde havai fişek üreten maliye ve sosyal güvenlik kaçkını bir işyerinde meydana gelen patlama sonucu 23 kişi ölmüş ve 120 kişi de yaralanmıştı... Belediyelerimiz, mebuslarımız, hükümetteki bakanlarımız ve politika bezirganlarımızla trajedya tüccarlarımız, kısa soluklu ahlayıp vahladıktan sonra sınıflı toplum ahlaksızlığının defterini kapattılar...

Beş yıl kadar oluyor, Bursa’nın Misi köyü civarındaki kapıları pencereleri kilitlenmiş bir tekstil atölyesinde çıkan yangın sonucu gece vardiyasına kapatılan beş kadın işçi cayır cayır yanmıştı...

Ne oldu...

Bir düzine kadar AKP’li Bursa mebuslarından hangisi, hem kayıtdışı, hem gece vardiyasında ve hem de kapıları pencereleri kilitli bu işyerinde çalıştırılan kadın işçilerin hak ve hukukunun peşine düşmeyi kendine dert addetti...

DTP Van mebusu Fatma Kurtulan, maden ocaklarının durumu hakkında hükümeten bilgi istiyor... Hükümet adına konuşan Sosyal Güvenlik Bakanı da bilgi verirken,

2006 yılında yapılan teftişler sonucu maden işletmelerinde 13000 kadar eksiklik tesbit edildiğini bildiriyor... Bursa’daki de eksikleriyle birlikte patlıyor...

Eksiklikler niye tamamlanarak ortadan kaldırılmıyor ya da kaldırılamıyor... Devletin denetim ve icra organlarıyla denetime tabi tutulan sermayenin aynı sınıfın içerisinde yer alıyor olmaları... Bu birlikteliğe kabaca, ‘sermaye, politika ve bürokrasi’ ittifakı deniliyor... Bermuda şeytan üçgeni gibisinden bir şey...

Hangi sektörde olursa olsun hayati önemi haiz emniyet mekanizmalarındaki ihmal ve adamsendeciliğin sonucu meydana gelen ölüm çiçekleri, emek tarlasında gonca veriyorlar... Çünkü emek hem bol, hem çok hem de ucuz, bedavadan beş aşağı...

AKP Bursa mebuslarından Ali Kul’a desek mesela, kendileri mihraplardan minberlerden Ankara’da hizmete davet edildiler...

Kendi seçim bölgesinde kimi tekstil fabrikaları üç vardiya tam gün ve tam hafta ve tam tatilsiz... Kimi boya apre işyerlerindeyse iki vardiya tam gün tam hafta günde 12 saat mesai...

İlgilenir mi dersiniz... Fatma Kurtulan daha atik davranırsa şaşılmasın...

Faks: (0212) 632 83 06

VAKİT

  • Yorumlar 1
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim