1. YAZARLAR

  2. Ferhat Kentel

  3. Şimdiki zaman kutsal örtüyü yırtıyor
Ferhat Kentel

Ferhat Kentel

Yazarın Tüm Yazıları >

Şimdiki zaman kutsal örtüyü yırtıyor

A+A-

Türkiye şimdiye kadar neleri konuşamadı? Neleri konuşması engellendi? Bugün neleri konuşmaya çalışıyor? Ve neleri nasıl konuştukça statükocu güçler ve beton milliyetçiliğin çeşitli versiyonları hop oturup hop kalkıyor?

Türkiye “şimdiki zamanı” konuşamadı şimdiye kadar. Şimdi konuşuyor. Hayat konuşuyor; bütünlüğü içinde konuşuyor... Hayatın direnişi, şimdiki zamanın üzerine kapatılmış kutsal örtüyü yırtıyor. Hayat, farklı halleriyle, bütün yoğunluğuyla pıtrak gibi açıyor.

Kutsal örtünün altında kalmış Müslümanlar, Kürtler, Aleviler, sosyalistler ve bu memleketin tüm mağdurları ilk defa sadece kendileri için değil, diğerlerinin hakkı için de konuşmaya başlayınca, kutsal örtüyü çekiştire çekiştire var kılmak isteyenler sağdan soldan galeyana geliyorlar.

Kutsal örtü önce insanları kendilerine yabancılaştırdı. Kürt, Alevi, dindar Müslüman, işçi sınıfı, kısaca hiçbirimiz kendi hasletlerimizi anlatamadık. Başımıza bela gelmesin diye, genel geçer, ortalama bir milliyetçilik, Türklük ve satıhta bir Atatürkçülük vasıtasıyla kendimizi savunduk. Sonra da bizden başkalarına yabancılaştık ve saldırdık.

Şimdiki zaman sadece “şu an” bizzat yaptığımız eylemler değil; şimdiki zaman “bizi şu anda biz yapan herşeyimiz”. Yarın değişecek olan ama şu anda bizi besleyen hafızamız, anamız-babamız, yerimiz, çocukluk hatıralarımız, içimizden şimdiye kadar geçen binlerce söz, kitap, müzik ve tabii ki dilimiz, inancımız, adalet, eşitlik talebimiz, kendimizi sıcak yuvamızda hissettiğimiz cemaatimiz, eski ve yeni dostlarımız, evimiz...

İşte bunların hepsi ve daha birçok şey şimdiki zamanı ve hayatı anlatıyor. Ve insanlar, bu hayatı parçalayan, soludukları havayı eksilten, bütünlüklerini parçalayan, kendilerini olmadıkları bir şey yapmaya zorlayan ezberlerle dolu kutsal örtüyü yırtıyor.

Hayali bir çağdaşlık, soyut ve de mitolojik tarih, kutsal milliyetçilik şimdiki zamanın, bizzat yaşananın, somutun karşısında tutunamaz hale geliyor. “Şimdi ve burada böyle, bu halimle, soluduğum kültürel havayla, insanca, insanlığıma saygı görerek yaşamak istiyorum” diyen ve en sıradan ve eksilmemiş halleriyle varlıklarını korumak ve sürdürmek isteyen insanlar yeni bir dil yaratıyorlar.

Böyle bir yeni dil zihinsel olarak örülemezdi. Altında debelendiğimiz ve bizi esir alan kutsal örtünün dilimizde yaptığı kısıtlamalarla, yeni bir dili bildiğini iddia etmek “tanrıcılık” oynamaktan başka bir şey olamazdı zaten. Ancak “şimdi”, “bugün burada bana ve benim gibi olmayanlara saygı istiyorum” diyen bir dil, bizzat yaşanan tecrübelerin içinden “yeni”yi inşa ediyor.

Hrant’ın “akleden kalbinin” belki de en somut örneklerini verdiği bu dili sahiplenenler, hayatlarını eksikliklerden kurtarmak ve başkalarındaki eksiltilmişliklere bakıp dayanışma içine girerken bu yeni dil inşa oluyor.

Yani yeni bir dil şekillenmeye başladı artık ve zamanın havası da giderek olgunlaşmaya başlayan bu dille kendini anlatmaya başlıyor...

Geçenlerde Ahmet Altan, Erol Katırcıoğlu ve Doğan Tarkan, “BDP, Has Parti, EDP ve DSİP’in seçim ittifakı yapmasıyla yepyeni bir muhalefetin doğabileceğini” dile getirdiler.

Daha ziyade Kürtlerin; daha ziyade dindarların; daha ziyade Alevilerin; ve daha ziyade işçilerin, çalışan sınıfların, çevrenin dertlerinden yola çıkan; ancak aynı zamanda başkalarını, şimdiki zamanlarını bütünlükleri içinde yaşamak isteyenleri dert edinen bu partiler aynı cümlenin içinde telaffuz edildiler.

Evet, hiçbir siyasal partinin olamayacağı gibi, bu partilerin de hiçbiri tek tek hayatın bütününü kuşatabilme kapasitesine sahip değiller. Ve evet, her biri ayrı ayrı, hayatın, şimdiki zamanın bir veçhesini konuşulabilir bir hale getiriyor. Ancak bu partiler birbirilerinin dertlerini konuştukça, kutsal örtünün yabancılaştırdığı gündelik hayattaki bizlerin içiçeliğinin şiiri mısra mısra örülüyor.

Tabii ki, bu yeni dil sadece siyasal partiler ya da siyasal gruplar düzeyinde değil; hatta sadece kültürel kimlikler ve gruplar arasında da değil; hayatın her alanına sirayet edebilirse gerçekten alternatif olacak.

Ama olacak; çünkü çok alametler belirdi...

Bu yazıyı yazdığım sırada (perşembe gecesi) okuduğum haberde olduğu gibi: Kahire’de, cuma günü (yani dün) büyük bir gösteri yapılacağı duyuruldu. Mısırlı Hıristiyanlar Cuma namazı sırasında Müslümanları polisten koruyacaklarını, namaz sonrası birlikte yürüyeceklerini açıkladı...

ferhatkentel@gmail.com

TARAF

YAZIYA YORUM KAT