1. YAZARLAR

  2. Hadi Uluengin

  3. Silivri hezimeti
Hadi Uluengin

Hadi Uluengin

Yazarın Tüm Yazıları >

Silivri hezimeti

A+A-

ULUSALCILAR önceki gün büyük, ama gerçekten çok büyük bir hezimete uğradılar!

Silivri’de düzenlenen provokasyonun tam bir fiyaskoyla noktalanmasını kastediyorum.

FİYASKOYLA noktalandı, çünkü topu topu sen, ben, bizim oğlanı toplayabildiler.

Oysa burada önemli olan yegâne nokta Trakya’ya taşınacak insan sayısıydı.

Zaten de bütün strateji ve taktiklerini “kelle hesabı” üzerine kurmuşlardı.

Elebaşı durumundaki neo-Nazi Maocular en başta, haftalar boyu “geldik, geliyoruz / yıktık, yıkıyoruz” diye dehşet çığırtkan bir propaganda yürüttüler.

Pazar gecesinden itibaren de Türkiye’nin her yerinden Silivri’ye otobüs kaldırdılar.

Öz güçlerini, militan kadrolarını, zinde kuvvetlerini a’dan z’ye kadar seferber ettiler.

Ek olarak da parlamenter muhalefetteki ulusalcı kesim temsilcilerinden “Ata’ya tapınma derneği”(!) putperestlerine, bilumum “yol arkadaşları”nı kervana kattılar.

Sonuç bir hiçtir ve sıfıra sıfır elde var sıfırdır!


ÖYLEDİR, zira bu kadar tantanadan, bu kadar vaveyladan, bu kadar cazgırlıktan sonra Cezaevi önüne giden kalabalık devede kulak bile sayılmaz. Cim karnında nokta olarak kalır.

Dolayısıyla toplanabilen sayı, tıpkı bağımsız adaylarının seçimlerde bozguna uğraması gibi, “azılı azınlık”ın niceliğini sergilemek açısından yeni bir delil sundu.

Kendi tuzaklarına kendileri düştüler ve tam tersini bekledikleri hâlde dehşet marjinal kaldıklarını tekrar teşhir ettiler.

Bunun açığa çıkması önümüzdeki günlerde iç hesaplaşmalara yol açacaktır.

Şu an yekpare gözüken blokun “Silivri dersi”den sonra çatlaması artık kaçınılmazdır!


ÖTE yandan, kolluk kuvvetlerinin asayişi soğukkanlı biçimde sağlaması ulusalcı avenenin en baştan beri arzuladığı “kafa göz yaracak arbede” girişimini de akim bıraktı.

Militan güruhun saldırısına rağmen güvenlik güçleri provokasyona gelmediler.

Fakat daha önemlisi, bir yandan Ergenekon davasının ilânihaye uzamasını eleştirmek; ama diğer yandan da mahkemenin oturumu yine ertelemesine çanak tutan yeni bir eyleme yeltenmek ister istemez “sokaktaki adam”da derin soru işaretleri yarattı.

Eh o “sokaktaki adam” aptal değil, aynı haklı eleştiriye katılıyor olsa bile tabii ki bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu dedi ve kışkırtıcılığın esas amacını saptamakta zorlanmadı.

Zaten bütün bunlar göz çıkarttığı içindir ki de sahibinin sesi birkaç varakpare hariç ulusalcılarayakın duran medya bile dün Silivri balonunu “şişirmekten” kaçındı.


DOLAYISIYLA tekrarlıyorum: Fiyasko ulusalcılar açısından çok kötü bir milâttır!

Bozgun sözkonusu blokta er veya geç kırılmaya yol açacaktır.

Nispeten “ılımlı” (!) sayılanlar belirli bir “arınma” ihtiyacını hissedeceklerdir.


ÖZELLİKLE de CHP içindeki ulusalcılar yeni bir Silivri tongasına basmamak için, başta tüm şirretliğine rağmen cüssesinin tüy sıklet olduğu tekrar ortaya çıkan karanlıkçı Maocular’dan olmak üzere, neo-Nazi ve neo-faşist unsurlardan uzaklaşmak gereksinimi duyacaklardır.

Daha ihtiyatlı davranacak ve “azılı azınlık”la kendileri arasına mesafe koyacaklardır.

Evet, 8 nisana not düşelim, organik ulusalcılık bugün dünkünden daha çok tecrittir!


FAKAT bu gelişme demokrasi güçleri açısından büyük olumluluk arzediyor diye aynı Ergenekondavasındaki haksızlığı onaylayamayız. Bitmez tükenmez çileyi kabullenemeyiz. 

Biz ulusalcılardan farklı bir ahlaka sahip olduğumuz içindir ki, onların Silivri hezimetine rağmen aynı Silivri’deki vicdani adaletsizlikle uzlaşamayız ve uzlaşmamalıyız!    

hadiuluengin@taraf.com.tr

TARAF

 

YAZIYA YORUM KAT