1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Silivri-Anıtkabir Cumhuriyeti’ne Özgürlük!
Silivri-Anıtkabir Cumhuriyeti’ne Özgürlük!

Silivri-Anıtkabir Cumhuriyeti’ne Özgürlük!

Ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütün olan “Devlet”in asli sahiplerini bayram sevinçlerinden mahrum etmek ayıptır, günahtır, zulümdür.

A+A-

Kenan ALPAY

Silivri-Anıtkabir Cumhuriyeti’ne Özgürlük!

Ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütün olan “Devlet”in asli sahiplerini bayram sevinçlerinden mahrum etmek ayıptır, günahtır, zulümdür. Cumhuriyet Bayramı için ilan edilen bazı programların Hükümet tarafından yasaklanması hem mantıklı hem de faydalı değil.

Bayrama yüklenen anlam ve önemi, bayram sevincini yaşama ve ilan etme tercihini Hükümetin ‘istihbari’ gerekçelerle yasa dışı ilan etmesi normal şartlarda bir özgüven ve hukuka saygı göstergesi olarak okunmaz. Aksine bu yasak toplum nezdinde hiçbir zaman meşruiyet elde edememiş, çökertilip yargılanan askeri cuntalarla iyice zayıf düşürülmüş devlet sınıflarına karşı halkın yarısının desteğini arkasına almış Hükümetin anlamsız zaaf ve korkusu olarak algılanmaya daha müsait.

Kağnılı Seferberlik Cumhuriyeti

Kibir ve gurur dolu nutukları, tehdit ve sindirme amaçlı propagandaların yerinde çoktandır yeller esiyor. Şerefli subayların, ihtiraslı Atatürkçülerin, tam bağımsızlıkçı yurtseverlerin bir mağduriyetten diğerine savrulan kötü kaderleri üzerine kurulan dramatik mizansenleri şimdilerde çok moda. Besbelli ki Onuncu Yıl ve Harbiye Marşı’yla teselli bulup, eşleri ve çocuklarının hüzünleri üzerinden halka kan kusturmak üzerine kurdukları tuzakları unutturmaya çalışıyorlar.

Darbeler üzerinde yükselttikleri yolsuzluk rejimiyle zenginleşenlerden hesap sorulsun istenmiyorlar. İslam ve ahlak karşıtı bir toplum inşa etmek üzere giriştikleri psikolojik savaş operasyonları deşifre edilsin istemiyorlar. İşledikleri işkence, faili meçhul, sabotaj ve provokasyonun yanlarına kar kalmasını bekliyorlar. Ama nafile.

Hesap sorulmalı, zorbalıklar engellenmeli, gasp edilen hakların iadesi için yollar açılmalı ancak Kemalist bayramlar engellenmemeli. Atatürkçülük adına girişilen bayram kutlamaları, Anıtkabir ziyaretleri, Silivri seferleri bir tehdit olarak algılanıp yasaklanmamalı. Aksine ‘ulusal’ bayramların ‘sivil’ kişi ve kurumlarca coşkuyla kutlanmasının önü açılmalı, teşvik edilmeli. Hiçbir ulusal bayrama yasaklama getirilmemeli Anıtkabir’e çıkmalarına, Ata’larının huzurunda ulusal bayramların coşku ve sevincine gark olmalarına hiçbir gerekçeyle mani olunmamalı.

Çok iyi bildiğimiz Kemalist kafa yapısının tipik tezahürü olacak bu bayram kutlamaları esasen devlet planlaması ve desteğinden mahrum olarak kendi özgücünü ve ufkunu ortaya koyacaktır. Baksanıza Cumhuriyet Bayramı için “Seferberlik Yürüyüşü” ismini uygun görmüşler. Kemalist ideoloji ve kadrolar Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana kimlere karşı ‘Seferberlik’ ilan etmişlerdi? Evet, yanılmadınız Türk ulusal kimliğine geçit vermeyen İslami kimliğe yani “İç Düşman”a karşı 1000 yıl sürecek bir seferberlik ilan etmişlerdi!

Bu ülke insanlarının yüz yıldır acılarına kaynaklık eden askeri kafa, askeri ideoloji, askeri yaşam tarzı, askeri söylem, askeri harekât vesaireyi ihtiva eden her ne varsa hepsini birden ihtiva eder Kemalist Seferberlik Cumhuriyeti. Hepimiz çok iyi biliyoruz ki yoksulluğun, yolsuzluğun, ayrımcılığın, ötekileştirmenin yolu seferberlik mantığıyla meşrulaştırılmış, seferberlik söylemiyle maskelenmiştir.

Sembolleri Kağnı Değil İdam Sehpasıdır

Cumhuriyet Mitingleri, Bayrak Yürüyüşleri, Laikliğe Bağlılık Gösterileri gibi Seferberlik Yürüyüşü de Atatürkçü/Kemalist sınıfların bu toplum ve ülke üzerindeki hâkimiyet iddiasıdır. Bugüne kadar olduğu gibi bugün de otoritenin meşru kaynağı, devlet ve toplumun asli sahibi “biziz” diyorlar. Ama bir farkla. Köprünün altından çok sular aktı. Ergenekon ve Balyoz davalarından sonra roller değişti. Artık kimsenin anasını ağlatmalarına müsaade edilmeyecek.

Yazının Devamı…

HABERE YORUM KAT

1 Yorum