1. YAZARLAR

  2. Yıldıray Oğur

  3. Sıkılırsanız, Bekir Coşkun’u okuyun
Yıldıray Oğur

Yıldıray Oğur

Yazarın Tüm Yazıları >

Sıkılırsanız, Bekir Coşkun’u okuyun

A+A-

İrtica ile Mücadele Eylem Planı’nda saydım tam altı yerde “haber yaptırılarak” ifadesi geçiyor.

Plan’da kırmızı ve mavi kuvvetlere ayrılmış Türkiye’de medyanın bir kısmı dost unsurlar arasında sayılmış.

İnsan düşünmeden edemiyor.

Tamam, 28 Şubat’ta medya çok kötü bir sınav verdi.

Ama bugün hâlâ medya askerin bu kadar mı elinin altındadır? Bu kadar mı “şak deriz tak haber yaptırırız” mesafesindedir?

Bu soruları, önceki gün Taraf’ta Bahar Kılıçgedik’in imzasıyla çıkan Jandarma Kriminal laboratuarının plandaki imzanın Dursun Çiçek’in imzasına benzediği yolundaki raporunun dün bir kısım medyada yarattığı tısss sesiyle birlikte düşünün.

Bu haber, plan sahte-gerçek tartışmasıyla ilgili şu ana kadar ortaya çıkmış en somut bilgiye, tek resmî rapora dayanıyordu. Şu ana kadar yalanlanmayan Jandarma raporu hem de ‘çok şüphelenilen’ Emniyet’ten değil, doğrudan askerlerin elinden çıkmaydı.

Askerî Savcılık plandaki imzayı bu araştırmayı yapabilecek Türkiye’deki dört merkezden biri olan Jandarma Kriminal’e inceletmiş ve Jandarma da emir komuta cenderesi dışına çıkıp “İmza benziyor ama fotokopi olduğu için orijinalini incelemek lazım” diye bir rapor vermişti.

Aynı gün Sabah gazetesinde çıkan Abdurrahman Şimşek imzalı haber ise bir adım daha ileri bir iddiaya yer veriyordu. Habere göre Albay Çiçek’in Askerî Savcılığa verdiği imza ile nikâhında ve bazı resmî belgelerde attığı imzalar birbirini tutmuyordu. Daha da ilginci aynı imzalar plandaki imzaya benziyordu. Yani haber çaktırmadan şöyle diyordu. Albay Askerî Savcılık’ta sahte imza atmış.

Ve resmi tamamlayan HaberTurk’ün manşeti.

Bu haber bir gece önce Deniz Baykal’ı programında konuk eden Fatih Altaylı tarafından uzun uzun müjdelendi. Baykal’ı bile heyecanlandıran Altaylı, manşetlerinin ortalığı karıştıracağını iddia etti, dayanamayıp Genelkurmay’ın yarın sert bir açıklama yapacağını da duyurdu.

Ertesi gün “Belgedeki imzanın yüzde 99 Albay Çiçek’e ait” olmadığı haberini manşetine taşıyan HaberTurk habere özenle yerleştirilmiş bir Emniyet İstihbaratı’nın başındaki Ramazan Akyürek sosuyla da ‘Fethullahçı komplo’ iması yaptı.

O gün Fatih Altaylı’nın beklediği açıklama bir türlü gelmedi. Genelkurmay tüm gün sessizliğe büründü.

Dün bu manşetle ilgili geri bastığı yazısında Altaylı haberin kaynağının Genelkurmay’daki iki üst düzey isim olduğunu açıkladı.

Anlaşılan o iki üst düzey yetkili HaberTurk’ü fena halde kandırmıştı.

Hem Genelkurmay açıklama yapacak diye haber uçurmuşlar hem de bilmemeleri mümkün olmayan Jandarma’nın imza ile ilgili raporunu HaberTurk’ten saklamışlardı.

İşte her biri ayrı skandal olan tüm gelişmeler ve ortaya çıkan Jandarma raporu, dün Hürriyet’i önceki gün tüm sürmanşetini ayırdığı eski asker yeni gazeteci Metehan Demir’in kanaatleri, Radikal’i ise önceki gün manşete çektiği editörlerinin komplo teorileri kadar ilgilendirmedi.

Plan sahteyse biz akıllara ziyan büyük bir oyuna alet olmuş durumdayız.

Ama plan doğruysa iki gündür gördüğümüz bu manzara tam da o planda yazıldığı gibi “Haber yaptırılarak” ve “haber yaptırılmayarak” sahnelenen dost unsurlar arası bir dayanışmaydı.

Tüm bunlarla kafanız karıştıysa size hararetle Bekir Coşkun’u tavsiye ederim.

Ankara’da yaşayan bozulmamış, samimi bir Kemalist’tir Bekir Coşkun.

Herkesin aklında olan ‘göbeği kaşıyan adamlar’ öyle bir safiyet ve samimiyetin dışavurumudur. Diplomatik değildir, açık sözlüdür.

Planı yalanlamaya çalıştığı yazısında bile o yüzden şöyle yazmıştır:


“TSK İç Hizmet Yasası
’nı açıp baksalardı, orada ‘koruma ve kollama görevi’ yazılıydı... (Bakınız; madde 35...)
Askerler dinci yapılaşmayı izlerler...
Raporlara yazarlar...
Araştırma yaparlar...
Oturup konuşurlar...
...

Dinci kadrolar, tarikatçılar Türkiye’yi ele geçirirken...
Askerlerin seyirci kalacaklarına inanan bir tek kişi var mı?”

Bekir Coşkun’un bile yazamadığını ise ben yazayım:

Hukuk içinde, kalıp takiyye yaparak gizliden gizliye cumhuriyetin altını oyan AKP ve Gülen cemaatine karşı ne yapacaktı yani askerler?

Sadece izleyip, rapor yazıp, oturup konuşacaklar mıydı? Yasanın kendilerine verdiği yetkiyi kullanmayacaklar mıydı? O Psikolojik Harekât Daireleri niye vardı o zaman?

TARAF

YAZIYA YORUM KAT