1. YAZARLAR

  2. Ahmet Altan

  3. Şifreler ve muhtıralar
Ahmet Altan

Ahmet Altan

Yazarın Tüm Yazıları >

Şifreler ve muhtıralar

A+A-

Asteriks’in Romalılar için söylediği o ünlü söz bugünlerde gene aklımdan çıkmıyor, “deli bu Romalılar.”

Ben de olup bitenlere bakıp bakıp Asteriks gibi söyleniyorum.

“Deli bu Türkler.”

Önce Artvin’de biri üniversite sınavlarında bir “şifre” bulduğunu söyledi.

Sonra, o “şifrenin” yalnızca basına dağıtılan kopyada geçerli olduğu, öğrencilere dağıtılan kitapçıklarda işe yaramadığı anlaşıldı.

Normalde olayın bitmesi gerekmez mi?

En fazla, “neden basına böyle bir kopya dağıttınız ve durduk yerde böyle bir sorun yarattınız” diye sorulur, bu işi kimin yaptığı araştırılır.

Hayır, öyle olmadı, “o şifre geçerli değil ama başka şifre var,” dediler.

Televizyonlara “şifre” uzmanları çıktı.

Çeşit çeşit şifre teorileri ileri sürüldü.

Dün gazeteye geldim, bizim çocuklar “yeni bir algoritmik şifre bulundu” diye ellerinde rakamlarla beni karşıladılar.

Haydi, tutuyor mu diye önce kendimiz denedik, tutturamadık, rakamları uzmanlara gösterdik yeniden, hayır, tutmuyor, o şifre de geçerli değil.

Kalktık, bu ülkenin en tanınmış matematikçilerinden Ali Nesin’e gittik, “bizim gazeteleri hiçbir açıklama tatmin etmiyor, bir şifre olmalı diye dolanıp duruyorlar, sen ne diyorsun” dedik.

O inceledi, o da bir şifre olmadığına karar verdi.

Bakın, yüz binlerce çocuk bu tartışmaları eli yüreğinde izliyor, inanılmaz bir kuşku yaratılıyor ve kimse kesin bir kanıtla ortaya çıkmıyor.

Bir şifre bulunmuyor.

Gazeteler, “şurada şifre var” diye yazmıyorlar, bir belge, bir kanıt göstermiyorlar, sadece bir şaibe bulutu yaratıyorlar.

Bunca kanıtsız iddiaya ve inada bakılırsa bu yapılanlar siyasi bir amaç güdüyor.

AKP’yi eleştirmek istiyorsanız adam gibi eleştirin, AKP’nin başkanlık girişimini eleştirin, Kürt politikasını eleştirin, Alevi politikasını eleştirin, anayasa önerisi getirmemesini eleştirin, eleştirecek konu mu yok?

Niye çocukları alet ediyorsunuz, niye insanları üzüyorsunuz, niye bunca aileyi bir belirsizlik içinde kıvrandırıyorsunuz?

Ya kesin bir belge, kesin bir kanıt gösterin ya da efendi gibi, “bir şifre yok, bulamadık” deyin.

Biz bütün öğrencilere, bütün ailelere açıkça söylüyoruz, “biz bir şifre bulamadık, sorduğumuz uzmanlar da bulamadı, şifre olduğunu iddia edenler de bulamadı.”

Anladık kuşku gazeteciliğin doğasında var ama bu kuşkudan hareketle bir belge, bir kanıt bulmaktır gazetecilik, bir kuşkudan hareketle belgesiz bir dedikodu ve şaibe yaymak ahlaksızlığa girer.

Biz böyle şifre peşinde dolaşırken birden gazetedeki bilgisayarlardan Harbiye Marşları duyulmaya başlandı.

Genelkurmay, internet sitesine “balyoz muhtırasını” koymuştu.

Galiba “Nisan sendromu” var bizim generallerde, yağmurlar başlayınca muhtıraları azıyor ve dayanamayıp bir tane yazıveriyorlar.

“Yargı sürecine müdahale anlamına gelebilecek davranışlardan özellikle kaçınan Türk Silahlı Kuvvetleri” diye başlayıp yargı sürecine müdahale ediyorlar.

Balyoz’dan “bir darbe planı olduğu iddia edilen” diye söz ediyorlar ve generallerin tutukluluğuna itiraz ederek, mahkeme kararını sitelerine koyuyorlar.

Böyle tehditkâr muhtıralar yayınlamak yerine daha somut davranmalılar bence.

Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait Gölcük karargâhından çıkan torba torba belgenin içindekileri sitelerinde yayınlamalılar, ortada bir darbe planı olmadığını hep birlikte görmemizi sağlamalılar.

Mahkeme kararlarını “belge” olarak sitelerine koyabildiklerine göre Gölcük’ten çıkanları da koyabilirler, değil mi?

Aksi takdirde söyledikleri tehditten öte bir mana ifade etmez.

Tutuklama meselesine gelince, evet bu ülkede tutuklama süreleri hukuk ve insanlık adına yüz kızartıcı biçimde insafsızca uzun, bu süre mutlaka kısaltılmalı.

Milli Güvenlik Kurulu’nda generaller sivil amirlerine yasaların değiştirilmesini önersinler, yıllardır bir konsere, bir gösteriye katıldığı için “örgüt üyeliğinden” içeri atılıp, yargılanmadan tutulan binlerce insanın mağduriyetini de ortadan kaldıracak bir değişiklik için fikirlerini söylesinler ve tutukluk süresi bu ülkede yaşayan bütün insanlar için kısaltılsın.

Herkesi içeri atıp sonra sadece Ergenekon ve darbe sanıklarını kurtarmaya kalkmak biraz tuhaf oluyor çünkü.

ahmetaltan111@gmail.com

TARAF

YAZIYA YORUM KAT