1. YAZARLAR

  2. Mümtazer Türköne

  3. Şiddet ne kazandırdı?
Mümtazer Türköne

Mümtazer Türköne

Yazarın Tüm Yazıları >

Şiddet ne kazandırdı?

A+A-

BDP'li politikacıların zor durumda olduğu aşikâr. Başbakan onlara mesaj veriyor, PKK ile aralarına mesafe koymalarını söylüyor.

Avrupa'dan gelen mesajlar aynı istikamette. Kürt siyasetini yakından takip edenler onları inisiyatif almaya zorluyor. PKK ve ürettiği şiddet ile legal demokratik siyaset arasına sıkışmış vaziyetteler. Satır aralarına yerleştirilmiş sade suya tirit mesajlarla durumu idare etmeye çalışıyorlar. Önlerinde top yok, ama orta sahada top çevirdiklerine inanmamızı bekliyorlar.

Kürt siyaseti karmakarışık bir denklem. Bu denklem içinde BDP birden fazla parametreyi temsil ediyor. Görünen tablo, BDP'liler 14 Temmuz'da Silvan'da başlayan PKK şiddetine teslim olmuş vaziyetteler. Askerî dikta dönemlerindeki ara hükümetler kadar bile hükümleri yok. Bu durumdan memnun olmaları imkânsız. KCK komiserleri karşısında BDP'li milletvekillerinin veya belediye başkanlarının hiçbir değeri yok. Yanlış bir şey söyleyen sorgulanıyor. Talimatlara uymayan sıkıştırılıyor. Ancak sorgulayanların da, talimat verenlerin de kafası karışık. PKK'nın tezi basit: "Elde ettiğimiz her şeyi silahlı mücadele ile kazandık. Pazarlık masasında silahımız olmazsa devlet bizi kale almaz. Silvan'dan sonra başlattığımız savaş son dönemeçte elimizi kuvvetlendirecek. Sivil ve legal siyaset de bu silahlı stratejiye uygun adımlar atacak." PKK'nın bu tezi esaslı bir mantık hatası ile malul. PKK silahlı kalkışma ile devletin kontrolsüz güç kullanmasına zemin hazırladı. Kürtler mağdur oldu. Bu mağduriyet Kürt siyasetine kitlesel bir güç verdi. Sonuçta bu kitlesel güç BDP'ye 36 milletvekili kazandırdı. Bugün PKK'nın masa başındaki gücü BDP'nin aldığı oyla ölçülüyor. Kürtleri silah değil BDP'liler temsil ediyor. Bir soru: BDP'liler seçim kampanyasında Kürtlere PKK'nın seçimden sonra yeni bir saldırı başlatacağını söyleseydi, acaba bu kadar oy alabilir miydi?

BDP'li politikacılarla PKK'nın komiserlerini yan yana getirin. Elindeki silahla kişilik bulmuş, sadece şiddetin dilinden anlayan PKK'lı, siyasetin zengin alternatifleri ile karşı karşıya duran BDP'li politikacıya ne yapması gerektiğini söylüyor. BDP'li politikacı da yutkunarak onun söylediklerini itiraz etmeden dinliyor. Kilometrekareye düşen örgüt sayısının insandan daha çok olduğu bu bölgede politika yapmak kolay mı? Kürtler ve Kürt politikacıları siyaset konusunda hiçbir şey atlamıyorlar. Olup bitenlerin farkındalar. Canları yandığı için gündemi en yakından takip edenler, özellikle PKK'dan gelen dedikoduları can kulağıyla dinleyenler onlar. Son şiddet dalgasının sebebini ve varacağı yeri de bu yüzden gayet iyi biliyorlar. PKK'nın başlattığı ve sürdürdüğü son şiddet dalgasının 'Pazarlık masasında elimizi güçlendirmek için' gerekçesine inanmaları mümkün değil. Kürt siyaseti içindeki iktidar mücadelesini ve savaş lordlarının yaptığı hesabı doğru okuyorlar. PKK'nın -Taha Özhan'ın tabiri ile- Kürtlere ait olmayan bir savaşı 'vekâleten' yürüttüğünün farkındalar. BDP'li politikacıların bize çok kişiliksiz ve inisiyatifsiz görünen sessizliklerinin ve çaresizliklerinin sebebi, bu durumu çok iyi bilmelerinden kaynaklanıyor.

AK Parti hükümetinin 'demokratik açılım'ı, silahın sonucu değildi. Tam tersine demokratik hükümet önce askerî vesayeti kaldırdı ve sonra asimilasyon politikalarını reddederek Kürt sorununu demokrasi ve hukuk içinde çözmeye kalkıştı. Şimdi benzer süreç Kürt siyasetinde yaşanıyor. PKK'nın silahlı vesayeti, Kürt siyasetini ve BDP'yi esir almış durumda. Kürt sorununun muhatabı artık askerler değil, bütünüyle sandıktan çıkmış bir hükümet. PKK'nın bu meşru güç karşısında hiçbir şansı yok. Üstelik silahla bir netice alamadıklarını söyleyenler yine PKK şefleri değil miydi? Demek ki Kürt siyasetinde bir sivilleşme ve silahlı vesayetten kurtulma çabası gerekiyor. BDP'liler -hiç olmazsa bir kısmı- bu cesareti bulabilir mi?

ZAMAN 

YAZIYA YORUM KAT