Sevim: Tüketim Kültürü Müslüman Aileyi Vuruyor

05.07.2014 19:27
Sevim: Tüketim Kültürü Müslüman Aileyi Vuruyor
Batman’da öğretmenlik yapan eğitimci yazar Şefik Sevim, Müslüman aileyi, sorunlarını ve bu sorunların nasıl aşılabileceğini anllattı.

“En değerli “sermayelerimizin” şekillendiği, umutlarımızı ve korkularımızı özgürce yaşadığımız, hayat görüşlerimizin temellerini aldığımız rahmanî bir okuldur aile.”

RÖPORTAJ: Zehra Türkmen / Milat Gazetesi

Müslüman ailenin inşasında önemli referansların bulunduğunu aktaran Batman’da öğretmenlik yapan eğitimci yazar Şefik Sevim ile Müslüman aileyi konuştuk.  Değerlerden yola çıkarak ideal ve model Müslüman aile tanımının yapılabildiğini bildiren Sevim, “Aile, ebeveynlerin hak ve sorumluluklarının bilincinde olduğu, aile fertlerinin arasında hikmetli bir iletişimin belirleyici olduğu, rol dağılımında hakkaniyetin hâkim olduğu emin bir mekândır. Kuşkusuz, her sistemin merkeze aldığı değerler üzerinden bazı disiplinleri, kurumları tanımlaması doğaldır. Bu gerçeklikten hareketle Müslümanların aileyi tanımlarken İmran ve İbrahim aileleri üzerinden bir tanım yapmaları gerekir” dedi.

"Çocuk Eğitimi ve Aile” adlı kitabınızda özellikle de İslami ailenin nasıl olması gerektiği üzerinde duruyorsunuz. Bize kısaca aileyi tanımlar mısınız?

sefik-sevim.jpgKuşkusuz, her sistemin düşüncenin merkeze aldığı değerler üzerinden bazı disiplinleri, kurumları tanımlaması doğaldır. Bu gerçeklikten hareketle Müslümanların aileyi tanımlarken İmran ve İbrahim aileleri üzerinden bir tanım yapmaları gerekir diye düşünüyorum. İmran ve İbrahim ailelerinde ön plana çıkan nitelikler olan iman, sorumluluk bilinci, aşk ve adanmışlık bizlere En değerli “sermayelerimizin” şekillendiği, umutlarımızı ve korkularımızı özgürce yaşadığımız, hayat görüşlerimizin temellerini aldığımız rahmanî bir okuldur. Değerlerimize hayatiyet kazandırdığımız “bize ait” en özgür alanlardır aile ortamları. Gazali’nin deyimiyle, “yabani ısırgan otları ayıklayan bahçıvanların faaliyet alanıdır.” Fıtrata uygun en tabii ortamdır. İblisin ilk vukuatı çıkarma girişiminde bulunduğu alandır ve aile son elçinin de vahyi ilk aldığında uğrama ihtiyacı hissettiği bir sığınaktır. 

MODERN HAYATIN EVSİZ BİREYLERİ

Modern hayatın aile tanımıyla, İslam’a göre aile tanımı arasında en önemli fark nedir?

Modern hayat, ‘Olan Anı’ merkeze alan bir hayattır. Bu hayatta geçerli olan öncelikler, bencillik ve bireyselciliktir. Aynı zamanda modern hayat haz ve hıza ayarlı mekanik bir gerçekliğin işgali altındadır. Hak ve sorumlulukların bilinmediği veya bilindiği halde yerine getirilmediği bir hayattır. Rol karmaşasının yaşandığı, özellikle kutsallarla sorunlu ve fakat kendi kutsallarını ötekilerin yerine ikame eden bir hayattır. Modern hayatın bu tanım ve gerçekliğinden hareketle modern ailenin de ne anlam ifade ettiği anlaşılır. Modern ailede aynı fiziki ortamı paylaşmalarına rağmen herkes ayrı odacıklarda veya adacıklarda farklı dünyaları yaşamaktadır. Modern ailenin tanımında sorumsuzluk ve sınırsızlık vardır. Belirleyici olan içgüdülerdir. Meşru örf yoktur. Sahih bir gelenek yoktur. İncelikler ve öncelikler yoktur. İzin istemek ve almak, hesap vermek hissi ve düşüncesi gibi. Kısacası modern hayatın bireyleri evsizdir. İslam’a göre aile ise, ilk soruda da yaptığımız tespitlere ilaveten sevginin, şefkatin, merhametin, nezaketin, acımanın, sorumluluk bilinci ve paylaşımın merkeze alındığı bir ortamı ifade etmektedir.

Biliyoruz ki her insan için ailesi değerli ve önemlidir. Bu değer ezbere mi, yoksa kişinin aileye yüklediği anlama mı dayanıyor? Bu durumu nasıl değerlendirmek lazım?

Öncelikle şunu kabul edelim ki geçmişten tevarüs eden bir alışkanlığımız var. Buna ezber mi denir bilmem ama işin tabiatında, ruhunda zaten bu var. Yani aileyi değerli görme refleksi var. Zaten insan doğduğu ve doyduğu yere kendisini ait hisseder. Yazarın ifadesiyle kişinin göbek bağının gömüldüğü toprağa tabii bir bağlılığı gelişir. Aile için de benzer bir ilişki kurulabilir.

Esas olan bu ezbere sahip olmamız değil, bu ezberi bilinçli bir hukuka dönüştürmemizdir. Ama pratikte sorunuzda ifade ettiğiniz gibi fıtrî olan bu aile bağına yeterince değer de verilemediği gözlenmekte. Bu duruma temelde şu faktörlerin neden olduğunu düşünmekteyiz; toplumsal göçün, kentleşmenin, ekonomik özgürlüğün, çetrefilleşen gündelik sorunların, bilgi müstağniliğinin veya kirliliğinin, bir yazarın tabiriyle “zihinsel obezitenin” vb. sosyopsikolojik unsurların bu duruma etkisi göz ardı edilemez. Bu sosyopsikolojik sebeplerin yozlaştırıcı, yabancılaştırıcı, elimine edici, ayrıştırıcı etkisi yakıcı bir şekilde kendini hissettirdiği gözlenmektedir. Bu hal insanın kendi iç dünyasında da çelişki içine düşürmektedir. Fıtraten değerli hissettiği aileye pratikte saydığımız nedenlerle değer vermemesi insanı bu çelişkinin kucağına itmektedir. İnsanımızın kendi özüne yabancılaşması, göstermesi gereken en hassas süreç ve olaylara duyarsızlaşması belki de bu gibi hallerdendir. Bu konuda en mütevazı ifadeyle bu açmazımızla ilgili çözüme dair somut bir adım nasihatleşmedir. Nasihatleşme yani “Emri bil maruf nehyi anil munker” ruhuyla aidiyetlerimiz tekrar şekillenebilir. 

Z.T.: Günümüzde aile üzerinde ciddi değişimler söz konusu.  Aile içi huzursuzluk ve boşanmalarda ciddi artışlar gözlemleniyor. Sizce bugün aileyi tehdit eden unsurlar nelerdir ve bu tehditlere karşı ne tür çözümler üretebiliriz?

Ş.S.:   Aileyi en temelde tehdit eden unsurlar bizce şunlardır:

Ailenin saç ayaklarının zayıflaması yani inanç, bilgi, bilinç eksikliği;

Modern teknolojik araç-gereçlerin her an herkesin her şeye ulaşması, hatta neredeyse herkesin her şeyi yaşıyor olması;

mahremiyet ve saygınlığın buharlaşması;

“Kem alatla, kemalat olmaz” yani kötüye kullanılan araçlarla, mükemmellik olmaz;

ekonomik özgürlüğün insani erdemleri aşındıran gerçekliği;

Türkiye’nin sosyolojik gerçekliği olarak özelde yaşadığım bölgede genel anlamda da hemen tüm ülkede gittikçe belirginleşen seküler ideolojik işleyişin yaygınlık kazanması.

İşte bu ideoloji kendi içerisinde yeni, kutsallardan arındırılmış, bir yaşam tarzı, bir aile formu, ilişki ağı ve bir dil sunmaktadır; çarpık kentleşmenin çarpık kişilikler üretmemektedir.

Çözüm önerileri olarak ise:

Öncelikle Müslüman aile ve cemaatlerin alternatif eğitim damarını güçlendirmeleri gerekiyor;

evlilik müessesesi ile ilgili cari olan kıstaslarımızın gözden geçirilerek İslamî hassasiyetlerin belirleyici kılınması;

bu kıstaslarımıza da yansıyan zaaf hali aslında, kişiliğimizin yeterince vahiyden nasiplenmediğinin ispatıdır.

Bu bağlamda yeri gelmişken değinmek isterim ki Aile Bakanlığı gibi bir bakanlık kurulup, işlevsel hale getirilmesi eksiklerine rağmen önemli bir adım olarak görülmelidir.

Z.T.: Yer küreyi ve tüm yaşantımızı küresel kapitalizm kuşatmış durumda. Ve günümüzde Müslüman ailede bir erozyon eşiğinde. Kapitalist yaşam ve tüketim kültürü ile fıtri, adil ve vahyi olan arasındaki çekişmede Müslüman aileyi etkileyen başlıca dalgalar nelerdir?

Ş.S.: Tüketimin bir kültüre dönüşmesi ve ekonomik özgürlüğün sınırları zorlayan bir bozguna kapı aralaması tüm insanlığı olduğu gibi Müslümanları da vurmaktadır. Kitle iletişim araçlarının üretilmiş olan pop, haz ve tüketim merkezli kültürü insan nesline yegane ve kaçınılmaz bir yaşam tarzı olarak sunması hatta bu araçların girdiği her evin bu operasyona maruz kalması olayı daha vahim bir noktaya taşımaktadır. Bu operasyon ürün ve tüketim zorunluluğu üzerinden sürdürülmektedir. Tüm insanlar yani potansiyel tüketiciler üretilmiş olan her ürünü tüketmek zorunda olduğuna inandırılarak bu pazara dahil edilir. İhtiyaç ve ihtiraslarımızı ayırt edemez olduk. Tükettiğimiz ürünleri sergilemeyi alışkanlık haline getirdik. Kazanmadan harcamaya, harcarken yarışmaya başlar hale geldik. Tüm bu sorunlar doğal olarak yakıcı bir şekilde aileyi de vurmaktadır.

Z.T.: Sonuç olarak sizce Müslüman bir ailede olması gerekenler nelerdir. Ve özellikle örnek bir aile modeli nasıl oluşturulur?

Ş.S.: Model aile oluşturmada dikkat edilmesi gereken temel noktalar bizce şunlardır:

Mekânda uhrevilik önemlidir.

İlişki ve eşya düzeyinde sadelik, mütevazılık.

İletişimde doğallık ve samimiyet.

Aile içi ve aile dışı ilişkilerde şeffaflık; hesap verebilirlik.

İçerisinde yaşamış olduğu toplumsal örfü gözeten aile yapısı. Kürtçe deyimle: “Malbateke dinya dîtî-bi rûmet û şareze” yani “Güngörmüş, erdemli, büyük aile.”

İstişari mekanizmayı aile yapısında da işletip, gelenekselleştiren veya kurumlaştıran bir aile yapısı.

 

  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim