1. YAZARLAR

  2. Yalçın İçyer

  3. Sevgili Halepçe Seni Unutmayacağız!
Yalçın İçyer

Yalçın İçyer

Yazarın Tüm Yazıları >

Sevgili Halepçe Seni Unutmayacağız!

A+A-

Sakın, Allah'ı zalimlerin edip eylediği şeylerden habersiz sanma; O sadece, onlara, gözlerin dehşetle bakakalacağı Gün'e kadar zaman tanımaktadır.‘ (İbrahim Suresi: 42)

Tarih 1997 idi. Halepçedeyiz. 16. Mart 1988 tarihinde Kimyasal Ali’ye mal edilen ama onun piyon olduğu müstekbir güçlerin ve çağımız zalim ve katillerin yaptıkları jenoistin bıraktığı eserleri seyrediyoruz. Bizi gezdiren komutan bizzat yaşamış olduğu olayları bize canlı canlı anlatıyor. Yaklaşık bir dönüm genişliğinde kazılmış bir çukurun başındayız. En az onar kişinin gömüldüğü beşyüz kişilik toplu mezarın başındayız. Ve bize o günü anlatıyor. Kurban bayramına ve Kurban kesimine gitmiştik. Dille kolay anlatım ama yaşamak bambaşka şey. Bizi bir havuzun başına götürdü. Ve anlattı havuzu. Kimyasal zehiri yutan insanların ağrılara dayanmayarak gelip kendilerini suya nasıl attıklarını ve serinlemek veya acıdan kurtulmak istediklerini. Uzun bir yola çıktık ve bize orayı anlattı. Yolun acılar içinde kaçan ve yolda pat pat düşen insanlarla nasıl dolduğunu. Kurtulmak için kaçıyorlar. Uçaklar bu sefer onlara yöneliyor ve toplu olarak üstlerine karabulut yağdırıyor. Hepsini yolun ortasına cansız cesetlerle yıkıyor.  Ve Halepçe‘nin tepesine çıktık. Bir anıt mezarı yapılmış. Tabi BM yapmış. Hem öldürürler ve hem de sahip çıkma adına şov yaparlar. Saddam’ı besleyen onlar değilmiş gibi. Kendisini İslam dünyası olarak tanıdığımız hiç bir ülkenin eseri yoktu orada.

Hatıralarımda İmam Humeyni‘ye (arh) en ağır sözlerimi o gün yazmıştım. Sonra acaba haksızlık mı yaptım diye üzüldüm. O gün anlatılanları dinlerken ve sonra Şeyh Osman’ın (arh) ona yazdığı mektupları okuduğumda haksızlık yapmadığımı anladım. Şeyh Osman buraya girmeyin biz zaten İslam cumhuriyetinin emrindeyiz. Ona bağlıyız. Bütün İslami hareketlerin merkezi buradadır. Şayet buraya girerseniz Saddam burayı yakıp yıkar demiş. Ama imam dinlememiş. Veya anlatamamış. Ve onların Halepçe‘ye girişi bahane edilerek Halepçe kimyasalla imha edilmiş. Bizi gezdiren o zaman ki İslami Hareketin üst düzey sorumlusu bizzat İran sorumlularıyla yaşadıkları bazı canlı örnekler verdi. Bizi dehşete soktu. Bu konu üzerinde durulması gereken bir konudur. Ama benim konum olmadığı ve şu an fazla faydasını görmediğim için üzerinde durmayacağım. Ama hep söylemişim bu ümmet asr-i saadette ki evrensel mesajı yakalamadıkça çok acılar yaşayacağız. Yine imamın şu sözlerini hatırlatmak isterim. ‘La sunniye vela şiiyye İSLAMİYYE İSLAMİYYE’ Şiiciliğe hayır, sünniciliğe hayır İslami İslami’ye evet.’

Halepçe, tarihsel olarak Kürdistan’ın kuzeyi, emperyalist isimlendirmeğe göre Kuzey ırka bölgesinin en büyük yerleşim kentinden birisi. Etrafı İran’a dayanan iki dağ sırasıyla çevrili. Güneydoğusu uçsuz bucaksız bir ova olan oldukça verimli topraklar üzerine kurulmuş düzlük bir kent. O güne kadar Saddam ve batılılaşmamın hiç etki etmediği tamamen İslami geleneğin hakim olduğu bir kent. İçkini kumarın ve açıklığın girmediği kent. Bir mahallesi tamamen ermeni olmasına rağmen İslami geleneğe tabi olan bir kent. O güne kadar tüm İslami hareketlerin merkezi olan bir kent. Saddam rejimine hiç bir zaman baş eğmemiş. Batılı fesat güçlerinin İran’ın üzerine o bölgeden fesadı yaymak için kurdukları uydu radyo ve televizyonları yok etmiş ve İran’ı büyük bir fesad saldırısından kurtarmış kentin sakinleri. Onun için Saddam(Allah ona rahmet etmesin) orayı tamamen yok etmeği canı gönülden bekliyordu. İran’a oradan kültürel darbe vurma fırsatını elde etmeyen batı oraya hep diş biliyordu. Kürdistan bölgesin şerr güçlerinden kurtararak bölgede intifada -İslami başkaldırı- olarak bilinen ulema hareketinin başladığı noktaydı Halepçe. Tarihsel olarak kanıt olarak tam bir şey söyleyemeyeceğim ama oradaki yetkilinin ifadesine göre üç sahabinin mezarının bulunduğu şehit kent Halepçe. İngilizlerin ve Fransızları Barzani ve Talabani’yi destekleyerek yirmi bin kişilik bir güçle saldırdıkları bölgede yenildikleri nokta Halepçe. Emperyalistler bu bölgede üç sefer yenildiler. İran’a saldırmak için Halepçe’nin düşmesi gerekiyordu. Çünkü İran İslam devrimin en kolay darbe vurulmasına uygun sınır buradaydı. Tüm Kürt hareketleri, solcusu, sağcısıyla devrimin düşmanıydı. Sadece İslami hareket devrimi destekliyordu. Onun merkezi de Halepçe idi. O halde haritadan silinmesi gerekiyordu. Kimyasal Ali Allah’ın laneti onun üzerine olsun, uluslar arası oynanan satrancın piyonuydu. Düşünüyor musunuz Halepçe’yi vuran kimyasal Almanya’dan gidiyor. Rivayetlere göre. Halepçe’nin Afganistan’da ki emperyalist güçlere karşı verilen mücadelenin direniş gücüyle ne ilgisi var dersiniz? Abdullah Azzam’la(rha) beraber İslami mücadeleyi kuran beş kişiden biri Halepçeli idi. Bu insan dört beş yıldan beri Norveç’te göz hapsindedir. ABD’nin tutuklamak istediği beş kişiden biri. Bunu da biliyordu emperyalistler. ABD Irak saldırısının Türkiye’den başlatmak istemesinin sebebi de yine Irak toraborası denen İslami hareketin orada olması ve emperyalizmin orada darbe yemesinden korkmasından idi. Afganistan’a gönderilen silahların gidiş yolu oradan geçiyordu. Yeraltı ve yerüstü zenginlikleri halen ham bir şekilde yataklarda bulunan zengin bölgedir o bölge. Haçlıların mağlup edildiği bölge yine o bölge idi. Saddam(al) enfal kuvvetleri dediği ve bir iki gecede onbinlerce insanın yok edildiği bölge orasıydı. Ve daha neler neler.

Senin unutmadık sevgili Halepçe.

Bu ümmet bugün seni unutsa bile biz unutmadık seni. Allah(cc) senin başına felaket yağdıranları bu dünyada cezalandırdı.

Hayatlarının sonun da ölüm korkusuyla tövbe ettiklerini söyleyenlerden Allah’ın habersiz olduğunu sanma sevgili Halepçe.

Sevgili Halepçe sen ümmetin intifadasının acılı şarksısısın.

Ah Halepçe meydanı, Selahaddin’in erleri tarihin bir seferinden kopup seni selamlayacaklar.

İnleme, ahlanma, yetimim deme yetimlerin sahib Allah’tır.

Bak sana kimyasal yağdıran kimyasal Ali o cezalandırıldı. Senin çocukların kabirde onları alay ediyor.

Ve birgün dağların Selahaddin’e kavuşacak işte o gün benimde seninde bayramın olacak.

Allahım kavuştur sevgili Halepçe’yi beni o güne.

Kavuştur beni biz o güne. Yetimlerin sahibi sensin. Zalimlerden habersiz değilsin.

YAZIYA YORUM KAT

1 Yorum