1. YAZARLAR

  2. Salih Tuna

  3. Severek okuduktan sonra sayfalarını öfkeyle yırttığım kitap hakkında
Salih Tuna

Salih Tuna

Yazarın Tüm Yazıları >

Severek okuduktan sonra sayfalarını öfkeyle yırttığım kitap hakkında

A+A-

Oysa bundan 10 yıl mukaddem okuduğumda nasıl da sevinmiştim!

Garaudy neler söylemiyordu ki bu kitapta!

Mesela, Amerikan öncülüğündeki “pazar tektanrıcılığı”nın nihai gayesi, bizleri sahte bir hayata bağlamaktır diyordu.

Sahte hayata, yani, hayata anlam kazandırma arayışından mahrum bir hayata.

Nihilizme…

Cinayetlere…
İntiharlara…
Uyuşturucu bataklığına…
Para putperestliğine…

Velhasıl-ı kelâm, topyekûn ahlaksızlığa…

Garaudy “Çöküşün Öncüsü ABD” adlı bu kitabında, bir ülkenin ihtiyaçları ile o ülkeye yapılan yabancı yatırımlar arasında doğrudan bir bağlantı olmadığına işaret ediyordu:

“Özelleştirme, liberalleştirme, düzensizleştirme: Yüzyılımızın sonundaki bu tılsımlı kelimeler büyümeyi kamçılıyor; fakat bu daha büyük bir fakirlik, daha göze batan bir eşitsizlik ve daha yüksek bir işsizlikle kol kola yürüyen bir büyümedir…”

Bunları herhangi biri söylese, “bize maval okuma” der geçeriz.

Lakin “Siyonizm Dosyası” adlı eseri nedeniyle dışlanan, daha sonra da “holocaust”u inkâr ettiği gerekçesiyle aforoz edilen, 82'de Müslüman olan yüzyılımızın en büyük filozoflarından biri, Roger Garaudy söylüyor bunları; bigane kalamayız.

Dahası, üzerinde iyice düşünmek zorundayız.

Tamam, Fazlurrahman'dan temessül ettiği oldukça haddi aşan teolojik yaklaşımlarına dönüp bakmayalım, ama, her sözüne de değil.

Aman ha!

Topyekûn ret veya topyekûn kabul, toptancıların işi, “hikmet”in peşinde olanların değil.

Bakın ne güzel söylüyor hazret: “Bu pazar tektanrıcılığının, bu totaliter 'liberalizmin' en belirgin yanı, insan hürriyetini hor görmesidir…”

Bu sese kulak verilmez mi?

İktisat alanında Nobel ödülü alan Maurice Allais'in “Para hareketleri, günde ortalama bir trilyon yüz milyar dolarlık bir yükseliş kaydeder; yani, ticari ödemelere denk düşen para hareketi tutarının 40 kat fazlası. Böyle bir sistem müdafaa edilemez..” tespitinden hareketle de, bul karayı al parayı üçkağıtçılığının ipliğini pazara çıkarıyor.

Spekülasyon (kazanç elde etmek gayesiyle pazarın iniş çıkışlarından istifade eden mali işlem) marifetiyle, reel sektöre nazaran 40 kat daha fazla kazanç sağlayan bu üçkağıtçı sisteme “pazar tektanrıcılığı” diyor.

Üstad müthiş celadetli. Dur durak bilmiyor.

Küreselleşme adına ne varsa teker, teker kılıçtan geçiriyor; liberalizmler, kalkınma hızları, yabancı yatırımlar…

Hışmından demokrasi de nasibini alıyor tabii:

“Demokrasi, köle sahiplerinden para babalarına kadar, daima bir azınlığın kamuflajı olmuştur…”

ABD Dışişleri Bakanlığı'nın, 1937'de, faşizmin karmaşaya geçit vermeyen disiplininden övgüyle bahsetmesini hatırlattıktan sonra da bi güzel dalgasını geçiyor.

“Demek ki, ABD Dışişleri Bakanlığı, faşizmi, 1937'de, Amerika'nın ekonomik çıkarlarına, yani 'demokrasi' anlayışına uygun buluyordu...”

Böylece, 11 Eylül saldırısının ardından Irak'tan girip Afganistan'dan çıkarcasına demokrasi yerleştirmeye soyunan ABD'nin, demokrasi tutkusunun ta 1937'lere kadar dayandığını üstadın sayesinde öğrenmiş oluyoruz.

Daha sonra pazar tektanrıcılığına ve para putçuluğunun rahiplerine bir şarlıyor, bir şarlıyor ki; okusanız, yüreciğinizin yağları erir.

Amerika'nın Birleşmiş Milletler veya Avrupa Birliği'ni menfaatlerine göre nasıl kullandığını da öyle anlatıyor ki, Charlie Chaplin'in “The Great Dictator” adlı filminde, balondan bir dünya haritasıyla oynadığı sahne gelir aklınıza.

Lafı daha fazla uzatmayalım; üstadın kıymet hükmü şundan ibarettir:

Amerikan pazar tektanrıcılığı çöküşe mahkum olacaktır.

Kitabı okuyunca, oh be, demiştim, yeryüzünün bütün mazlumları adına.

Oh be!..

Çöksün, batsın Amerika; batsın, ne kadar batacaksa.

İmdi, diyeceksiniz ki:

Bu denli “oh” çektiren bir kitap, nasıl olur da zulmeder okuyana?

Hele, böyle bir kitaba öfkelenmek niye?

YENİ ŞAFAK

YAZIYA YORUM KAT