1. YAZARLAR

  2. Mehmet Öztunç

  3. Ses veriyorum: Bir iki üç - De Stranên Xwe Bêjin
Mehmet Öztunç

Mehmet Öztunç

Yazarın Tüm Yazıları >

Ses veriyorum: Bir iki üç - De Stranên Xwe Bêjin

A+A-

Dil bizim annemizdir, belki sütü ile değil; ama şefkati, bilinci ile varoluşumuzu biçimlendiren dahası tamamlayan annemiz.

Kulağımıza çarpan ilk ninnilerden tutun da ölünce ardımızdan yakılan ağıtlara kadar dil bize annelik eder. Annemize karşı ne kadar duygusalsak ana dilimize karşı da o kadar duygusalızdır. Söz konusu olan Kürtçe ise durum hepten duygusal, dramatiktir. Biz Kürtler ne zaman ana dilimizle göz göze gelsek oracıkta çözülür, hisleniriz. Çünkü on yıllar var ki ana dilimizden yoksun kaldık. Bu dile ait en küçük bir iyi niyetli temas bile bize çok başka dünyaların kapısını aralar.

Yazık ki Kürtçe bizim on yıllardır hapis yatan, onsuz büyüdüğümüz annemizdir. Ancak görüş günlerinde karşılaştığımız, acısına rağmen bizi teselli eden, demir parmaklıkların ardından saçlarımızı okşayan, başımıza dokunan, hayatından on yılları yok yere alınmış annemiz. Kimse bilmez belki ama biz çocukluğumuzdan beri bir mezara girer gibi çekiliriz yataklarımıza ve hapisteki annemizin yokluğunda geceler boyu sessiz; ama derinden ağlarız. Ağlar, yine onun ufkumuza dokunan varlığında teselli buluruz. Kürtler, yaklaşık yüz yıldır süren travmalarında Kürtçeye sarılmamış, Kürtçenin şefkatine sığınmamış olsalardı, yaşayacakları travmalar bir daha sağalmayacak kadar şiddetli olabilirdi. Yasların bizi çırılçıplak, çaresiz bıraktığı karanlık akşamlarda, yaktığımız Kürtçe ağıtlar örttü çıplaklığımızı. Mehmed Uzun, Rojek ji Rojên Evdalê Zeynikê kitabında: "Eger ev gotinên kurdî nebûna, min ê çi bikira?" (Eğer o Kürtçe anlatılar olmasaydı ben ne yapardım?) Evet, eğer bu dilin merhametle, bağışlamakla, sevmekle, adanmakla biçimlenmiş hafızası ellerimizden tutmamış olsaydı, çok daha derin acılara gark olabilirdik.

Kürtçe müziğin özgürlük alanı her zaman için Kürtçenin de özgürlük alanı için bir ölçer olarak gösterildi. Sözgelimi 12 Eylül'ün haraca bağladığı, Kürtçe için kullanılan her kelime için 1 kuruş istendiği günlerde tablacılarda arzı endam eden Kürtçe müzik de derdest edilmiş, hayata dönmesin diye evlerin karanlık, kuytu odalarına hapsedilmişti. 12 Eylül hayatın bütün alanlarında kaybetti belki ama Kürtçe hususunda kazandı. Kürtçe özelinde bir politik bilinç var etse de bu politik bilinç Kürtçeden mahrum bir şekilde biçimlendi. Bugün Kürtçenin içinde olduğu duruma sanırım en doğru teşhisi Sami Tan koydu: "Kürtçe, Türkiye'de artık ana dil olmaktan çıkıp nene-dil olmuştur." Çünkü bugünkü Kürt analarının birçoğu artık ya Kürtçe konuşamayan; konuşsa da Kürtçeden kopmuş, Kürtçeyi yeni nesillere taşıyamayan annelerdir.

Sami Tan'ın içimize kor gibi düşen bu tespiti, bizi derin bir umutsuzluğa duçar etmişken TRT Şeş'in yarışma programı Strana Xwe Bêje'de (Şarkını Söyle) dinlediğimiz körpe hançereler ruhumuza yeniden umut etmemiz için hâlâ bazı nedenlerin olduğunu gösterdi. Gencecik insanlar Ermeni asıllı büyük Kürtçe dengbêjî Kerabatê Xaço'dan, Kürtçe müziğin en büyük sesi Şakiro'dan, modern Kürt müziğinin emektarı Aram Tigran'dan, yıllardır Kürtçenin küllerine üfleyip bu dili hayatta tutan Şivan Perwer'den, Kürtçenin yanık sesi Ayşe Şan'dan ne dediklerinin tastamam farkında olarak Kürtçeyi yeniden sahneye taşıdılar. Bugün biz dengbêjlik müessesesinin bittiğini sanırken o tok ve yanık sesler birer müjde fişeği gibi düştüler ufkumuza.

TRT Şeş hem Türkler hem de Kürtler için yeni paradigmalar oluşturuyor. Eğer bir dilin hayatta bir karşılığı yoksa hayatı kolaylaştırmıyorsa hayata tutunması da mümkün olmaz. Belki de bunun için "Niçin Kürtçe bilmiyorsunuz?" diye azar tonunda sorduğum Kürt çocuklarından "bir işe yaramıyor ki!" cevabını defalarca almışımdır. Bu yarışmada şarkı söyleyen çocuklar içi, bizim için Kürtçe yeniden işe yarar bir dil oluyor. Strana Xwe Bêje, Kürt gençlerine umut etmek için hâlâ bazı nedenlerin olduğunu da gösteriyor. Erivan Radyosu'nun cızırtılı sesinden dinledikleri müziklere karşı hâlâ vefa duyan Kürt halkı için bu program eminim çok derinlerden gelen bir vefa duygusu ile hatırlanacaktır.

Madem Kürtçe müzik, Kürtçenin özgürlük alanı için bir ölçerdir; öyleyse Strana Xwe Bêje sadece bir yarışma programı değil, aynı zamanda Kürtçe için varılan yeni özgürlük alanlarının da göstergesidir. Bu dil için açılan özgürlük alanının ileride ülkeyi böleceğini söyleyenlere de en güzel cevabı her hafta Strana Xwe Bêje'nin elemelerine katılan Türk sanatçılar verdiler. Oradaki dolaysız birliktelik dibinde çok yönlü, güçlü mesajlar barındırıyordu.

Bu son haftasında Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in yarışmaya jüri üyesi olarak katılacağını okuduğumda daha birkaç yıl önce Diyarbakır'da bir afet sonrası yaşlı bir kadınla Kürtçe konuştuğu için ulusalcılar tarafından linç edilen Mehdi Eker'i hatırladım. Bu ulusalcılarla iş tutmaktan hayâ etmeyen, Kürt sorununda yaprak dahi kımıldadı diyenlere sanırım bu fotoğraf, kat edilen mesafeyi göstermesi bakımından çok şey söylüyor.

Niye duruyoruz? "De em stranên xwe bêjin." (Haydi! Şarkınızı söyleyin.)

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT