1. HABERLER

  2. ETKİNLİK

  3. Sermayedarlar, İşçi Sendikaları ve Resmi İdeoloji
Sermayedarlar, İşçi Sendikaları ve Resmi İdeoloji

Sermayedarlar, İşçi Sendikaları ve Resmi İdeoloji

Özgür-Der Bağcılar Temsilciliği 14 Mayıs Cumartesi gecesi dernek binasında gerçekleştirdiği programla Türkiye’nin Oluşumu üst başlıklı seminerlerini devam ettirdi. Programın konuşmacısı Bahattin Urlu idi.

A+A-

Bahattin Urlu, Türkiye'nin ulus devlet olma sürecinin önemli bir parçasını gayrimüslimlerden yerli burjuvaziye yapılan sermaye aktarımı olduğunu belirterek 1942 yılında gayrimüslimlere yönelik çıkarılan Varlık Vergisinin bu aktarımın birinci ayağını oluştururken 6-7 Eylül olaylarının ikinci ayağı oluşturduğunu ifade etti. Urlu, vergisini ödeyemeyen 1229 gayri-müslim işadamının Erzurum Aşkale'deki çalışma kamplarına gönderildiğini söyledi. Urlu, 1923 yılında yapılan İzmir İktisat Kongresinin İstanbul-İzmir burjuvazisini ve toprak ağalarını egemen kıldığını ifade ederek, Türkiye'nin ilk kapitalistlerinin devlet eliyle oluşturulduğunu vurguladı.

Bahattin Urlu, konuşmasının İşçi Sendikaları ile ilgili bölümünde ise şu görüşleri dile getirdi: Osmanlıda ilk işçi örgütü Amele Perver Cemiyetidir. Osmanlı'da ilk grev 1872 yılında Kasımpaşa tersanesinde yapılmış olup, 1908 yılında yapılan 30 grev İttihat-Terakki tarafından kanla bastırılmıştır. İlk iş yasası 1936 yılında çıkarılmıştır. Örgütlenme ve toplu sözleşme hakkını içermeyen bu yasa grevi de yasaklıyordu. 1947 yılında Sendikalar kanunu çıkarıldı. Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş) 1952 yılında kuruldu. 1966 yılında Paşabahçe Şişe Cam fabrikasında yapılan grev Türk-İş içindeki tartışmaları yoğunlaştırdı ve grevi destekleyen sendikalar Türk-İş'ten ihraç edildiler. İhraç edilen sendikalar 13 Şubat 1967 yılında Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu'nu (DİSK) kurdular.

Urlu, basın ve resmi ideoloji konusunda ise şunları söyledi: Resmi ideoloji prensipleri basın yoluyla ifade edilmektedir. Gazete haberleri darbe koşullarını olgunlaştırmıştır. Buna aykırı hareket edenler cezalandırılmıştır. 4 Mart 1925'te çıkarılan Takrir-i Sükun kanunu ile muhalif basın organları süratle kapatılmış, birçok gazeteci İstiklal Mahkemelerinde yargılanmıştır. Tek parti döneminin basına bakışını dönemin İç İşleri bakanı Şükrü Kaya şu sözlerle anlatmaktadır: "Matbuat yaşadığı muhitin siyasi rejimine intibak eder, her rejim kendisine muvafık vatandaş tipi aradığı gibi matbuat tipi de arar."

Program dinleyicilerin soru ve katkılarıyla sona erdi.

Haber: Murat Yürükoğulları

HABERE YORUM KAT