1. HABERLER

  2. HABER

  3. MEDYA

  4. Şener ve “Mesleği Bırakırım Sözü”
Şener ve “Mesleği Bırakırım Sözü”

Şener ve “Mesleği Bırakırım Sözü”

Şener, katıldığı tüm programlarda, kendisiyle Avcı'nın kitabını ilişkilendirenlere açıkça meydan okuyor ve 'ispatlarsanız mesleği bırakırım'a varacak boyutta iddialı açıklamalarda bulunuyordu.

A+A-

Alıntı ve etik / M. Nedim Hazar

Eğer Nedim Şener cezaevinden Mehmet Baransu'ya mektup yazmasa ve Baransu bu mektubu Taraf gazetesindeki köşesinde yayımlamasa, bu yazıyı kaleme almayacaktım. Zira bir gazetecinin her ne sebeple olursa olsun tutukluluk durumunda polemik konusu olmasına razı değil gönlüm. Dileğim, Şener en kısa sürede çıkar ve hem kendisi, hem de ailesi adına yaşanan bu mağduriyet biter.

Ne var ki, dün yazımın son kısmında belirttiğim gibi hakikatin de ortaya çıkması gerekiyor. Er ya da geç...

Hanefi Avcı'nın meşhur Haliç'te Yaşayan Simonlar kitabıyla ilgili milyon tane şey yazıldı, çizildi. Bence bu kitabın Türk kamuoyuna lanse edilişiyle ilgili sıkıntılı birtakım durumlar vardı ancak işin uzmanı gazeteciler yeterince yazdıkları için aynı konuda yazıp, tekrara düşmeyi gereksiz gördüm. Ne ki Şener, katıldığı tüm programlarda, kendisiyle Avcı'nın kitabını ilişkilendirenlere açıkça meydan okuyor ve 'ispatlarsanız mesleği bırakırım'a varacak boyutta iddialı açıklamalarda bulunuyordu.

Kitapla ilgili iki gazetecinin tavrı bidayetinden beri dikkatimi hep çekti. Nedim Şener ve Ruşen Çakır bu kitapla ilgili epey yazı kaleme aldılar, TV programı yaptılar. Bana göre gerek Şener'in, gerekse Çakır'ın yazılarında sorunlu bir durum vardı.

Araştırmacı gazeteci olmanın belli hassasiyetleri taşımak gibi bir sorumluluğu olmalı. Bir gazeteci en sıradan haberinde bile alıntı yaptığı kaynağın orijinaline sadık kalmak durumundadır. Hele ki uluslararası ödüller almış bir gazeteci iseniz ve alıntı yaptığınız kaynak bir kitap ise, alıntılarınıza sayfa numarası, baskı sayısı filan eklemek durumundasınız. Ne Nedim Şener'in ne de Ruşen Çakır'ın yaptığı alıntılarda böylesi bir hassasiyeti görmemiştim ne yazık ki!

Açıkçası tuğla kalınlığında bir kitaptan yapılan alıntı konusunda, bu iki önemli araştırmacı gazetecinin aktardıklarına inanmak durumundaydık. Ne zamana kadar? Baransu'nun, Şener'in kitapla ilgili yaptığı haberleri ve köşe yazılarıyla kitabı karşılaştırmalı araştırmasına kadar. Baransu, yaptığı bu araştırmayı geçtiğimiz hafta yayımladı. Enteresan bir durum ortaya çıkmıştı. Şener, birçok yerde orijinal metne sadık kalmak yerine eklemeler ve çıkarmalar yapmıştı. Dürüstlüğüne inandığım birtakım gazeteci dostlarım, bu durumu çok önemsemeyip, "Ne olmuş canım, okur daha iyi anlasın diye edit etmiştir." şeklinde savundular bu durumu. Oysa bizzat Şener'in kendisi Baransu'ya yolladığı mektupta, 'sonuna kadar haklı olduğunu' ve ortaya çıkan çelişik durumun, Avcı'nın kendisine verdiği kitabın 'Word' dokümanındaki editoryal müdahaleden önceki nüshasından kaynaklandığını anlatmış.

Gerçi sorun sadece bu değildi. Şener alıntı yaparken farklı sayfalardan alınıp kolajlar da yapmıştı. Yapılan alıntıların 400 küsuruncu sayfadan 500 bilmem kaçıncı sayfaya zıpladığını görmek mümkündü.

Her neyse... Şener yazdığı mektupta bir de iddiada bulunuyordu: "Kitabın basılı tek örneği bana gelince o akşam haber yaptım. Kitabı yazıişlerine bırakıp ertesi gün röportaj için Avcı ile Merter'deki Polis Konukevi'ne gittim. O akşam ve ertesi sabah gazetedekiler benden kitap istediler. Ben de görüşmede Hanefi Avcı'dan istedim. O da "Kusura bakma, yok. Sınırlı sayıda basıldı. Ama ay sonunda yeni baskılar çıkacak." dedi. Ben de "Okumak için hiç olmazsa elinizde bilgisayar ortamında varsa verin." dedim. Avcı da Word ortamındaki örneğini verdi. Benim kitap yazıişlerinde kaldığı için Avcı'nın verdiği Word örneği üzerinden kitabı okuyup altını çizdim. Bu sırada kitap hakkında yazdığım yazılarda o örnekten yararlandım..."

Birden aklıma Şener'in bahsini ettiği röportajın yayımlandığı Milliyet gazetesinin nüshası geldi. Foto eşliğinde yayımlanan röportajda, ikilinin arasındaki masanın tam ortasında Haliç'te Yaşayan Simonlar kitabı duruyordu. Kitap ortada dururken, Avcı'nın 'bende kitap yok' demesi, Şener'in bu kitabı fark etmeden, dijital nüshasını talep etmesi ve Avcı'nın cebinden çıkardığı "flash bellek" ile Şener'e takdim etmesi bana biraz enteresan geldi. Acaba Şener'in ve Çakır'ın sayfa numarası vermemesinin nedeni Word dokümanındaki sayfa no'suyla kitabın sayfa no'sunun birbirini tutmama durumu muydu?

Sevgili Nedim Şener'in meslekten istifa etmesine gerek yok, durumu bizim de anlayacağımız şekilde izah ederse minnettar kalırız.

 ZAMAN

HABERE YORUM KAT