Selefîler

14.02.2013 00:55

Hayrettin Karaman

Yalnız İslam dünyasında değil, dünyanın hemen her yerinde kendi İslam anlayışlarını yaymak için çaba gösteren selefîlerin silahlı veya silahsız olarak siyasete girenleri son zamanlarda daha sık anılır oldular. En son gündeme gelmeleri de Mali'deki olaylar sebebiyle oldu.

Birkaç yazıda bunların kökenini, inanç ve yöntemlerini, Osmanlı döneminde ve cumhuriyete geçiş yıllarında bizdeki temsilcilerini tanıtmak faydalı olacağa benziyor.

Selef geçmişler, halef ise onlardan sonra gelip onların yerine geçenlerdir. İslamî kaynaklarda selef ikiye ayrılır: Öncekiler (mütekaddimîn), sonrakiler (müteahhirîn).

Önceki selef İslam'ın örnek asırlarında (özellikle ilk üç nesilde) yaşayan alimler, örnek kişilerdir. Bunların fazilet ve rehberlikleri ittifakla kabul görmüştür. Konumuz bakımından özellikleri 'sünnete bağlılık ve inanç konularında tevil yerine 'nasıllık ve nicelik belirlemeden' naslarda nasıl geçmiş ise öylece kabul etmek, iman etmek, teslim olmak ve bu konuları tartışmamaktır.

Sonraki selefîlerin imamı İbn Teymiyye ve onu örnek alan Muhammed b. Abduvehhab'dır.

İbn Teymiyye'den başlayalım:

Hicrî 661 tarihinde Harran'da doğan İbn Teymiyye, Tatar istilâsı üzerine pederiyle Şam'a gelerek orada yetişmiştir. Pederinden fıkıh ve fıkıh usûlü okumuş ve Şemsüddin, Zeynüddîn-i Sencâ, Muhammed b. Asâkir gibi zevâttan hadis öğrenmiştir. Üstadlarının adedi iki yüzü mütecâviz olduğu haber veriliyor. Kütüb-i Sitte ve Müsnedleri defalarca okumuştur. Kitâbu Sibeveyh'i hem okumuş ve hem tenkit etmiştir. Tefsirde, ferâizde, hesap ve cebir gibi matematikte, kelâm ve felsefede en üstün dereceye vâsıl olmuştur. Zekâsı, hâfıza kuvveti, ifade kudreti cihetiyle fıtratın bir hârikası idi. Öğrendiklerini asla unutmak bilmeyen bu hafıza ve zekâ numûnesinin bu birikimini, tam zamanında ve yerli yerinde talâkatle sarf ve sevkettiğini Hâfız Zehebî hayrânlıkla yâdeder. Yirmi yaşına varmadan tedrîs ve iftâya başlamıştı. Menkul ve mâkûlde, selef ve halefin mezâhibine vukufta misli görülmemiş bir seviyyede idi. Tefsire, hadise, fıkha, usûle dâir eserlerinin ve sapık mezhepler hakkındaki reddiyyelerinin, müşkil meseleleri hall için yazdığı risâlelerinin adedi üç yüze ulaşmıştır.

Sekizinci hicrî asırda cereyan eden bu İbn Teymiyye bahsi ve tartışmasında ona karşı olanların başında, o devrin ricâlinden Hâfız Sübkî (756) ile oğlu Tâcüddin Sübkî (776), İzzüddîn Muhammed İbn Cemâa (766), müfessir Ebu Hayyân (745) görülür. Onu savunanlar ise bunlardan mâada ehl-i ilimdir. Bu saffın başında da İbn Kayyim (751), Zehebî (748), İbn Kesîr (774), Muhammed b. Kudâme (774) , Ahmed b. Kudâme (771), Muhammed b. Müflih (763), gibi Şeyhin güzîde tilmizleri ve o devrin hadîs hafızları bulunmaktadır. Bunları da İbn Hacer Askalânî (852), Bedrüddin Aynî (855), Süyûtî (911) gibi hadis hafızları tâkip etmişlerdir. Daha sonra İbrahim Şihâbüddîn Şehrizûrî (1101), Aliyyülkarî (1014), Âlûsî (1170), Şah Veliyyullah Dehlevî (1176), Şevkânî (1250), Sıddîk Hasen Hân gibi muhaddisler zinciri takip etmiştir.

(Devam edeceğim)

YENİ ŞAFAK

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim