SEKAM'ın Aile Sempozyumu Sona Erdi

04.04.2011 14:05
SEKAMın Aile Sempozyumu Sona Erdi
SEKAM'ın aile araştırmasından ilginç bir sonuç; Türkiye'de dindar insanların evliliklerinde bile, ilk beş yılında boşanmalar arttı.

Sosyal Ekonomik Araştırmalar Merkezi'nin (SEKAM) Türkiye'de ailenin durumunu konu alan 'Savrulan Dünyada Aile' Sempozyumu hafta sonu İstanbul'da yapıldı. SEKAM'ın yaptığı aile araştırmasının verilerinin değerlendirildiği sempozyumda; modernitenin aile yapısını bozduğunu, insanı yalnızlaştırdığını anlatan yazar Ali Bulaç, "Kreş eken huzurevi biçer' dedi. Ailenin kişiyi çevreden koruduğunu ve değer üretmeyi sağladığını vurgulayan Bulaç, "Aile son sığınaktır, karargahtır; aile dirilme ve direnme yeridir" şeklinde konuştu. Modern ailelerin yetiştirdiği çocukların doğal olmadığını öne süren Ali Bulaç, bu çocukların narsist, diğerlerini ezen ve diğergamlıktan uzak olduğunu söyledi.

Türkiye'de aile konusunda problemler olduğunu, Batı'nın sorunları kendi çerçevesinde çözdürmek istediğini, zinanın evlilik öncesi ilişkinin yüceltildiğini ve anneliğin küçük gösterildiğini vurgulayan Bulaç; " Bunlar tesadüfi değildir. AB desteğiyle, STK'lar ve AB fonları aracılığı ile yapılıyor. Bu Büyük Ortadoğu Projesinin hazırlanmasıdır" dedi.

BAŞÖRTÜLÜ FEMİNİSTLERİN TEZİ İNANDIRICI DEĞİL

Son zamanlarda türbanlı feministler ortaya çıktığını, bunların tezlerinin Kur'an-ı erkek yorumluyor gelenek kadını eziyor şeklinde olduğunu söyleyen Bulaç, bu tezlerin inandırıcı olmadığını vahyin dilinin cinsiyetçi olmadığını savundu. Liberal demokrasinin kadını evden çıkardığını söyleyen Bulaç, evle kadının arasının parçalandığını, bundan kadınların zarar gördüğünü dile getirdi. Erkeklerin de eşitliği savunduğunu dile getiren Bulaç, erkeğin kadının sorunu üstlenmekten kaçtığını, zinanın arttığını ve kadınların da annelikten kaçtığını sözlerine ekledi.

DİNDARLARDA EVLİLİĞİN İLK 5 YILINDA BOŞANMA ARTTI

Aile içi ilişkide ahlakın önemini anlatan SEKAM Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Can, Yusuf Hemedani'nin  "İnsanın tüm ilişkilerini Allah'la aramızdaki ilişkisi belirler" sözünü hatırlattı. İnsanın fıtratına uygunluğun aileyi ayakta tuttuğunu belirten Burhanettin Can, "Ahlak yapımız yüksek olsaydı, mahkemelerde boşanmak yerine sorunlarımızı aile içinde, büyüklerimizin yardımlarıyla çözerdik" dedi.

Sekülerizmin dini dışladığını, kadınla erkeği birbiriyle rekabet ettirip yarıştırdığını söyleyen Can; İslam'ın ise kadın ve erkeği birbirinin eksiklerini tamamlayan varlıklar olarak tanımladığını dile getirdi. Kadın ve erkeğin fıtrat olarak farklı olduğunu hatırlatan Can, sekülerizmin fıtratı değişmeye zorladığı, bunun sonucu olarak da ailenin olumsuz etkilendiği tespitinde bulundu.  Feminist dalganın kırılması gerektiğini söyleyen Can, dindar ailelerde evliliğin ilk yılında boşanma oranın arttığı bilgisini aktardı.

DEĞER KAYBINDA TELEVİZYON ETKİLİ

Kadın sorunlarının kadından kaynaklanmadığını iddia eden Doç Dr. Ayşen Gürcan, çözümlerin de sadece kadınların çabasıyla sağlanamayacağını, erkeklerinde çözümün içinde olması gerektiğini söyledi. Türkiye'de aile yapısında dinin önemli bir etken olduğunu araştırmaların gösterdiğini söyleyen Gürcan, Dini önemseyen aileler de problemin daha az olduğunu söyledi.  Son yıllarda keyfi boşanmaların artığının tespit edildiğine değinen Gürcan, boşanmaların yüzde 45'inin evliliğin ilk 5 yılında gerçekleştiğini dile getirdi. Aile değerlerinin yıpranmasında televizyonun etkili olduğunu hatırlatan Gürcan, 24 televizyon dizisinden 17'sinde nikahsız yaşama, evlilik öncesi ilişki konu edinildiğini, baş kahramanlar aracılığı ile evlilik dışı yaşamanın yüceltildiğini belirtti.

ÇOCUKLARDAN BEKLENTİLER AYNI

Oryantalizmin dünya kamuoyunu etkilediğni söyleyen Doç. Dr. Kadir Canatan, çocuk algısında bu bakış açısının belirleyici olduğunu anlattı. 'Biz kültürü'nde çocuğun grubın üyesi ve edilgen görüldüğü imajının varolduğunu dile getiren Canatan, çocuktan namus, şeref ve ödev duygusu beklendiğini; bunlar olmadığında utangaçlığın başladığını hatırlattı.

Canatan, Batılı düşüncenin ürünü' ben kültürü'nde çocuktan, bağımsızlık, dürüstlük özgünlük beklendiğini, gerçekleşmediğinde ise suçluluk duygusunun hakim olduğunu söyledi. Yapılan araştırmalarda çocuklardan batılılar ve müslümanlar tarafından sorumluluk başkalarına saygı ve bağımsızlığın beklendiğini müslümanlar da farklı olarak dindarlık beklentisinin de olduğunun ortaya çıktığını aktaran Canatan, beklenti benzerliğinin moderniteden etkilenildiğini gösterdiğini söyledi.

Araştırmaların müslüman toplumlarla diğer toplumların ideal çocuk sayısının (2,7) aynı olduğu ortaya koyduğunu anlatan Canatan, "Müslümanların çok çocuk istediği algısı yanlış" dedi. Türkiye'de ideal çocuk sayısının (bir ailenin ideal çocuk sayısı) 2,7, fiili çocuk sayısının (bir ailenin mevcut çocuk sayısı) 2,3 olduğunun altını çizen Canatan, şartlar elverdiğinde çocuk fiili çocuk sayısının artabileceğini söyledi. Canatan, "Evlerimiz bile çok çocuğa müsaade etmiyor. Fiziksel olarak sınırlandırılıyoruz, evler 2 + 1 ya da 3 + 1. Modernizm de çocuk sayısını sınırlandırıyor" dedi.

(Kaynak: Dünya Bülteni)

  • Yorumlar 1
    Diğer Haberler
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim