1. HABERLER

  2. İSLAM DÜNYASI

  3. SURİYE

  4. Şehit Ömer’in Ardından
Şehit Ömer’in Ardından

Şehit Ömer’in Ardından

Yılmaz Bilgen, yazısında IŞİD'den ayrıldıktan sonra Sultan Murad Tugayında cihada devam eden Hacı Ömer'in mücadelesini anlatıyor.

A+A-

Yaşarken de şehid olduğu vurgulanan Ömer'in, arkadaşları ile birlikte Esed çetesiyle girdiği bir mücadelede şehid olan dört isimden biri. 

***

Yılmaz Bilgen/ISLAH-HABER

Şehit Ömer’in Ardından 

Zayif bedeniyle tüm dünyanın yükünü taşıyor edasiyla koşuştururken tanımıştım cephede kendisini..

Asıl adı Tevfik Soyadı ise Hanadi idi.

Çobanbey ilçesine bağlı Sandı köyünden doğan ve köyü,evi istila edilmiş halepli bir Türkmen çocuğu idi arkadaşlarının hitabıyla Şeyh Hacı Ömer.

Savaşın ölüm ve öfke kustuğu karanlık bir Halep gecesinde yeniden kesişti yolumuz, sessizliginde büyük bir öfke gizleyen şehit bakışlı ömer kardeşle.

Sanki birisi bana yaşayan şehit görmek istiyorsan Ömer’e iyi bak diye fısıldıyor du durmadan. Ve ben adeta her halinde kurban olmaya gönüllü kınalı bir kuzuyu hayranca izlerken yakalıyordum kendimi.

Vakit akşam olup  mucahitler namaza durduğunda  abdest alıp gecikmeli geldiğim mescidin kapısında beklerken gordum O’ nu. ‘Ahi’  dedi bekleyelim bitiriyorlar sonra biz cemaat olur kılarız. Bu tavsiye ile karışık direktif karşısında tebessüm ederek olur dedim. Birkaç dakika sonra tıpkı şehadetiyle olduğu gibi imametiylede öncülük ederek, cihad ayetleriyle örülü enfes bir namaz ziyafeti yaşattı bize. Sonra hayli yorucu geçen ribata rağmen oturup sohbet etti bizimle birkaç saat. Davası ve kavgası büyük bir adam edasıyla anlattı  3 yıldır cihad meydanlarinda gördüklerini ve yaşadıklarını.

Cihad onun temiz fıtratına artılar katmıştı. Tane tane ve hikmetli bir tonda  özetledi Suriye savaşını.

İlk olarak Nusra cephesinde savaşa katıldığını sonra ise Irak şam islam devletinde kaldığını soyledi.

Sonra ne sormak istediğimi anlamışcasına sustu bir süre.  Ve (İşidi kastederek) ‘biliyorum ahi, Şam ehline zulmediyorlar’ dedi ve mahcup bir eda ile başını öne eğip bekledi sessizce bir müddet daha.

Güneşi çalınmak istenen bir ülkenin ak benizli , şehit yurekli cocuguydu Ömer.  Ve ısrarla kirletilmek istenen ‘ pak bir savaşın’  inadina direnen asil evladı.

Birkaç günlük birlikteliğimiz bir kac asırlık aşinalık tadi birakmisti bende. Az konuşuyor,  az uyuyor ve hep içine doğru yol alan bir yolcu edasıyla geçiriyordu zamanını.  Bir akşam karargaha döndüğünde; ‘ ahi, bugün kafirler bize tuzak kurmuş nöbet değişiminde, müthiş saldırdılar ama elhamdulillah püskürttük’ dedi ve heyecanla tüm olup bitenleri anlatıverdi. 30 lu yaşlara merdiven dayayan Şehit Ömer, kendisine evlen diyen arkadaşların ısrarına karşın, ‘bunca varilin altinda ve zorlu savaşın içinde evli olduğumu , birde hanım ve çocuk mesuliyeti taşıdığımı düşünemiyorum bile’ dedi hafif mutebessim bir eda ile. Orada bulunan mücahitlerden birisi bana hitaben ‘ Yılmaz abi Şeyh Ömer böyle söylüyor ama bak gecen gün ne yaptı ‘ diyerek girdi soze. Ve devam etti. ‘Ahi Ömer kendi tabancasını 1.500 türk parasi civarina sattı.  Getirip hepimizin içerisinde bu parayı evlenmek isteyen kim varsa ona infak ediyorum diye ilan etti. Başıyla şehit Ömeri işaret ederek, bak şimdi ne diyor, mübarek, madem bu havada evlenmek akıl mantık işi degil niye bizi ateşe atıyorsun’ dedi gülerek. Ömer  mahcup bir edayla, ‘ben içinizde harama düşme tehlikesi olan varsa onlar icin yaptım bunu’ sözleriyle açıklamaya çalıştı durumu.

Bizim dönme hazırlığına giriştiğimizde ise O  yine gömülmüştü hangi cephede kime ne lâzım meşgalesine. Kelimenin tam anlamı ile bir joker gibiydi. Ahraru şam, Nusra Cephesi, Ahfadu-s Sahabe, Sultan Murad ve diger tüm cihad gruplarının yardimina koşuyordu adeta bölünerek ve çoğaltarak kendisini.

Hattabın Oğlu Ömer (radıyallahu anhum) in fethettiği toprakları 1380 yıl sonra yiğitçe yeniden fethe koyulmuştu Halepli Ömer. O gün olduğu gibi dünyanın tüm azgınları vardı yine hakikat hadimlerinin karşısında.

Dönüşümüzün hemen ertesinde Sanayi bölgesinde yer alan ve İşid’in kontrolündeki Muhbile köyünden İşid askerlerinin savaşmaksızın ve aniden çekilmesi sonucu 100 kadar Esed askerinin köye girdiği bilgisi Halep’e ulaşır.

Köyü yeniden özgürleştirmek için koşan isimler arasında Ömer de vardır.Uzak bir bölgede toplanan mücahitleri yoğun bir bombardıman altına alan Rejim askerlerinin bir kaç saat süren saldırısının ardından Şehit olan 4 mücahit arasında Şeyh Ömer’de Rabbine yürür.

Kurtlar sofrasında iri menfaatlerin, çirkin pazarlıkların şirretinden habersiz,  imanının emri gereği Cihada lebbeyk diyereksaf niyetli cihad erleri arasında izzetli  yerini çoktan aldı aziz şehit Ömer.

Şehit olmadan önce orada bulunan arkadaşları, Şeyh Ömer’in sürekli sukunet telkin ettiğini ve telsizden kendilerine taktikler verdiğini belirtiyorlar. En son olarakta ön saflarda bir duvarın dibinde siper aldığını söylüyorlar.

Top sesleri, füze gürültüleri arasında sessiz bir isyan tüm imkansızlıklara rağmen üstün geliyordu zulme karşı. Süfli olandan vazgeçerek ebedi kazancın gerçekliğine şehadet ediyordu soylu bir Mümin tavrıyla Şehit Ömer.

Ciğerlerine kadar masum kanına bulanmış Esed ve Şii kan içiciler kadeh kaldırdılar yeniden şevkle ve ihtirasla bu üç Şehidin kanı için.

Tıpkı diğer Yüzbinler gibi.

Nizamın (Esed) Cezaevi bölgesine gelmesine çok üzülüyordu. ‘Bunları buradan sökmeliyiz ahi yoksa Allah korusun Halep elden gider’ diyordu sürekli. Şimdi tüm sözde direniş destekçilerinin kayıtsızlığı ile Humus’tan sonra Halep’te düşmanın eline düşüyor. İnandıkları için ölen Şehitler elbette Rablerine verdikleri sözde sebat ederek kazananlar hanesine yazdırdı isimlerini.

Peki ya biz ?

Miyonların haykırışı karşısında kayıtsızlığı seçen milyarlar bu yakıcı ateşin inlettiği mazlumların ahından hisse almayacakmı ?

İmsak vaktini ana gündem konusu yapanlar, veyahut  Ekmeleddin İhsanoğlumu, Tayyip Erdoğanmı çetelesi tutanlar, varilmi, Kannasmı yoksa tankla, havanla veyahut füzeylemi katledileceğini bilmeden bekleşenlerin ızdırabından mesul olmayacakmı ?

Ömerlerin, Alilerin, Abulkadirlerin, Halidlerin,yarının münbit Suriyesi için kanıyla suladıkları topraklarda yeni yiğitler boy verecek elbette. Ve hesap soracaklar küfrün azgın önderlerinden.

Zorda olanda darda kalanda biz olacağız bu gidişle.

Eğer icabet etmez isek masum çığlıkların acı feryatlarına

 

HABERE YORUM KAT