"Şehidlere Vefa Mirasını Yaşatmakla Mümkündür"

11.05.2015 19:21
"Şehidlere Vefa Mirasını Yaşatmakla Mümkündür"
Konya'da düzenlenen Şehidlere Vefa Gecesi, Suriye başta olmak üzere İslam dünyasındaki direnişlerin selamlandığı bir atmosferde yoğun bir katılımla gerçekleşti.

"Şehidlere Vefa Gecesi" coşkulu ve yoğun bir katılımla gerçekleşti. Dar-ul İlim Derneği tarafından organize edilen geceye Suriye'den Çeçenistan'a kadar İslam dünyasının farklı bölgelerinde şehid olan gençlerin anne-baba ve eşleri de katıldı.

Kur'an tilavetinin ardından Dar-ul İlim Derneği adına Fevzi Yılmaz açılış konuşması yaptı. Yılmaz, ABD ve İsrail gibi İslam düşmanları tarafından Suriye, Filistin, Çeçenistan ve Afganistan gibi coğrafyalarda ümmetin namusu ve İlayı Kelimetullah için savaşan mücahidlerin terörist gibi gösterilmeye çalışıldığını, cihad ve izzetin Müslümanların zihinlerinden silinmeye çalışıldığını vurguladı.

"Müslümanlar şehidlerine ve emanetlerine sahip çıkmalı"

İMKANDER Genel Başkanı Murat Özer'in konuşmacı olarak katıldığı gecede coşku ve hüzün bir arada yaşandı. Özer şehidlere vefa göstermenin neden gerekli olduğu ve vefanın nasıl gösterilebileceğini anlattığı konuşmasında, Türkiye'de Deniz Gezmiş, Mahir Çayan gibi solcu gençlik liderlerinin "adam kaçırma, hırsızlık, güvenlik kuvvetleriyle çatışma" gibi meri kanunlara göre çok sayıda suç işlemiş olmasına ve aradan geçen 42 yıla rağmen hala medyadan meclis kürsülerine kadar pek çok platformda savunulduğunu söyleyerek: "Bizler, hiçbir suça karışmamış, kimseyi incitmemiş, sadece işgal altındaki topraklarımızı savunmak için hiçbir menfaat beklentisi olmadan yollara düşen ve bu uğurda şehid olan kardeşlerimiz için gıyabi cenaze namazı kılarken dahi binlerce kez düşünüyoruz. Onlara vefa göstermek öncelikle kardeşlerimizin kutlu bir yolda olduklarına inanmak ve bunu etrafımıza olabildiğince güçlü bir şekilde anlatmakla mümkündür" dedi.

"Ehli Sünnet müdafaası yaptığını söyleyenler Suriye'de katliam varken neredeler?"

Murat Özer, Osmanlı Devleti'nin dağılmasıyla başlayan ümmetin makus talihinin 1979 Afgan-Rus Savaşı ile değişmeye başladığını vurgulayarak: "Afganistan direnişi, herhangi bir ordusu ve kalkanı bulunmayan ümmetin kaderini gençleri vasıtasıyla kendi eline almanın başlangıcıdır. Milli kurtuluş savaşlarından sonra zaferlerini Batıcı kadrolara kaptıran ümmet, bu tarihten sonra kurtuluşun ancak ümmeti yeniden inşa edecek zihinlerdeki "ulusal sınırları" yıkan bir anlayışla mümkün olabileceğini anlamıştır. Bugün Cisr Şugur'da, İdlib'de, Afganistan'da yada başka bölgelerdeki kazanımlarımızın ve mücadelemizin önünde 3 engel bulunmaktadır. Bunlar; Safevi-İran yayılmacılığı, tekfircilik fitnesi ve ümmetin küresel egemenlerin kölesi olarak yaşaması için uğraşan çağdaş bel'amlardır. 1979 İran devriminin etkileri İslam dünyasında "devrimci" bir rüzgar estirdiğinde "bunlar sünni değil, şiiliği yaymak istiyorlar" diyerek hareket eden çevreler, Irak'ta 1,5 Milyon, Suriye'de ise 350 bin sünni vahşice katlederken kıllarını kıpırdatmadılar. Bu çevreler, o gün İran devrimine karşı çıkarken de, şimdi Suriye devrimine muhalefet ederken de aynı noktada duruyorlar. Onların hedeflerinde olan tek şey İslam'ın hakimiyetine set çekmek. Bu çevreler savundukları muharref ve hurafeci din anlayışlarıyla, ümmetimizin sömürgecilerin kölesi olarak yaşamaya devam etmesini istiyorlar. Tüm bu tehlikelere dikkat ettiğimiz oranda şehidlerimizin mirasına sahip çıkmış oluruz" dedi.

Şehidlere Vefa Gecesi, İskilipli Atıf'tan, Seyyid Kutub'a, Rabia Meydanı şehidlerinden Suriye şehidlerine kadar uzun bir mücadele tarihinin anlatıldığı sinevizyon gösterimi ile son buldu.

murat_ozer1.jpg

murat_ozer2.jpg

murat_ozer3.jpg

  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim