Şehid Şeyh Said Diyarbakır’da Anıldı

01.07.2012 00:02
Şehid Şeyh Said Diyarbakır’da Anıldı
Mustazaflar Cemiyeti Diyarbakır Şubesi Şeyh Said ve 47 arkadaşını anmak amacıyla Diyarbakır’da bir etkinlik düzenledi:

Merkezi Batman'da bulunan Mustazaflar Cemiyeti Diyarbakır Şubesi, İstiklal Mahkemeleri tarafından şehid edilen Şeyh Said ve 47 arkadaşının kabirlerinin ortaya çıkarılması ve onlara uygulanan zulümleri haykırmak amacıyla, Diyarbakır'ın merkez Bağlar ilçesi Batı Kent Meydanı'nda kitlesel bir basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasında İstiklal Mahkemelerin Müslümanlara reva gördüğü zulümlere vurgu yapıldı.

Şeyh Said ve 47 arkadaşının idam edilerek şehit edilmelerinin 87. Yıldönümünde Mustazaflar Cemiyeti Diyarbakır Şubesi tarafından yapılan kitlesel basın açıklaması için Diyarbakır Batıkent Meydanı'nda toplanan binlerce kişi, İstiklal Mahkemelerinin zulümlerini tel'in etti ve haksızlığa uğramış Müslümanlara Fatihalar okuyarak onları rahmetle yâd etti.

Devlet Ulus Devlet Anlayışı ile Herkesi Türk Yapmaya Kalkıştı

Mustazaflar Cemiyeti Diyarbakır Şubesi'nin yaptığı kitlesel basın açıklaması, Kur'an-ı Kerim tilaveti ile başladı. Kur'an-ı Kerim'den sonra Mustazaflar Hareketi sözcüsü Av. Hüseyin Yılmaz, zalimler için yaşasın cehennem sloganları eşliğinde kısa bir açılış konuşması yaparak, 87 yıl önce bu coğrafyada, Diyarbakır'da Şeyh Said ve dava arkadaşlarının istiklal mahkemelerinin keyfi ve hukuksuz kararıyla idam edildiğini hatırlattı. Yılmaz iktidarı elinde bulunduran şahısların makamlarını sağlamlaştırdıktan sonra yapılan gizli anlaşmalar neticesinde halka ve halkın inancına düşmanlık yapmaya başladıklarını belirterek konuşmasını şöyle sürüdü: "1924 anayasası ile devletin dini İslam'dır ibaresi anayasadan çıkarıldı. Bu anayasa ile ulus devlet anlayışı ve laiklik kabul edildi. Ulus devlet anlayışı, asimilasyon ve inkâr politikaları ile devlet herkesi Türk yapmaya kalkıştı. Bu coğrafyada Türklerden başka kimse yoktur dediler."

Devlet, Allah'ın Ayetlerinden bir Ayet Olan Dilimizi İnkar Etti

Allah'u Teala'nın doğuştan herkese her kavme ve her insana vermiş olduğu hakların olduğunun altını çizen Yılmaz, etnik ve kavmi kimliğin de bu haklardan bir hak olduğuna vurgu yaparak şöyle devam etti: "Hiçbirimiz kendi ırkımızı ve kavmimizi kendimiz seçmedik sistem Allah'ın bu ayetlerini bizim için eziyete dönüştürerek Allah'ın ayetlerinden olan dilimizi inkar etti. Doksan yıldır bu zulüm hala devam ediyor. Bu zulüm okullarda ucube denilen andımız ile devam ediyor. Hiç kimsenin varlığı hiç kimseye armağan edilemediği gibi hiçbir kavmin varlığı başka bir kavme kurban edilemez."

Kardeşliğin Olabilmesi İçin Devlet İlk Önce İslam ile Barışmalıdır

İslam kardeşliğinin olabilmesi için devletin ilk önce İslam ile barışması gerektiğini belirten Yılmaz, Şeyh Said'in sistemin bu politikalarını gördüğü için bu zulme karşı direndiğini söyledi. Başka bir alternatif kalmadığı için Şeyh Said'in kıyam ettiğini de vurgulayan Yılmaz son olarak, Şeyh Said'in davası sadece torunlarının davası değil ümmetin davası olduğunu kaydetti.

Herkes Elini Vicdanına Koyarsa Kemalist Rejimin Ne Olduğunu Bilecek

Av. Yılmaz'dan sonra bir konuşma yapan Şeyh Said'in torunu Abdulillah Fırat, Müslümanların vereceği mücadelede ihlâsın ve ilahi rızanın esas olması gerektiğini belirti. Fırat, Şeyh Said'in Hasan ve Hz. Hüseyin'in torunu olduğu söyleyerek dedeleri gibi zulme ve küfre karşı mücadele etiğini söyledikten sonra şöyle dedi: "Bugün herkes elini vicdanına koyarsa Kemalist rejimin ne olduğunu bilecektir. Mustafa Kemal, İslam mukaddesatını, şeriatını, ahkâmını ve Arap harflerini, Erzurum Kongresinde hemen sonra kaldırdı. İslam'a ve Müslümanlara karşı bir kıyım hareketi başlattılar. Bundan dolayı Şeyh Said ve arkadaşları bu zulme başkaldırma kararı aldı. Tıpkı dedesi Hz. Hüseyin gibi kıyam etti."

Fırat son olarak dedesi Şeyh Said'in mazlumca şehid edildiğini söyleyerek mezar yerlerinin tespit edilmesi için tüm Müslümanların seferber olmasını istedi.

Fırat'tan sonra basın açıklaması için mikrofonu eline alan Av. Şaban Dalgın, emniyet güçlerinin kendilerine ses düzeni için izin verilmediğini belirterek basın açıklamasının sabote edildiğini vurguladı. Dalgın ses düzeninin bozukluğundan n dolayı basın açıklamasının sadece sonuç kısmını okudu.

Devletin Geçmişi İle Yüzleşmeli ve Suçunu Kabul Etmelidir

Av. Dalgın açıklamasında devletin geçmişi ile yüzleşmesi ve suçunu kabul etmesi gerektiğini söyleyerek, devletin, mağdur ailelerinden ve halktan özür dilemesi ve mağduriyetlerini gidermesi gerektiğini belirti.

Dalgın devlet, halkının dini ve dili ile barışılmalı, red, inkâr ve asimilasyon politikasından vazgeçilmelidir diyerek basın açıklamasını şöyle sürdürdü: "Müslüman halkın inancı ve etnik kimliği üzerindeki yasaklar ve kısıtlamalar kaldırılmalıdır. İslam'ın tüm halklara tanıdığı İslami ve insani hakların aynısı, Müslüman Kürt halkına da tanınmalıdır. Ulus devlet anlayışından vazgeçilmelidir. Hak ve adalet ölçüsünde, kardeşliğin esas alındığı bir devlet yapısı oluşturulmalıdır. İstiklal Mahkemeleri tutanakları, TBMM arşivi, Genelkurmay arşivi biran önce açılmalıdır. O dönemdeki katliamlarla ilgili maddi gerçekler tüm yönleriyle ortaya çıkarılmalıdır. Müslüman Kürd halkı nezdinde saygınlığı olan Şeyh Said ve arkadaşlarının hain ve isyancı olarak tanıtılmasından vazgeçilmeli, saygınlıkları korunmalıdır. Şeyh Said ve arkadaşları ile Bediuzzaman Said Nursi başta olmak üzere kabirleri halktan gizlenenlerin, mezarlarının nerede olduğu açıklanmalı ve halkın ziyaretine açılmalıdır."

Öte yandan halkın yoğun ilgi gösterdiği basın açıklamasında, okunan açıklamanın alana gelenlere ulaşmasını engellemek için ses düzeninin kurulmasına izin verilmemesi tepkilere neden oldu. (İLKHA)  

44664.jpg

  • Yorumlar 1
    Diğer Haberler
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim