1. HABERLER

  2. HABER

  3. Sedat Ergin "Vandalizm"den Çok Korkmuş!
Sedat Ergin "Vandalizm"den Çok Korkmuş!

Sedat Ergin "Vandalizm"den Çok Korkmuş!

“Gezi Ruhu”nu iyi tefsir eden; o ruhun 7 Haziran gecesi AK Parti’yi bitirecek olmasından mutluluk duyduğunu belirten, Sedat Ergin, “Demokrasiye inanıyorsak şiddetle aramıza mesafe koymamız lazım” diye buyurmuş .

A+A-

HAKSÖZ-HABER

Hürriyet gazetesine yönelik protestodan on dakika sonra Ahmet Hakan’ın programına katılarak açıklama yapan Sedat Ergin;

"Önce Cumhurbaşkanı’na sonra Başbakan’a sonra da İçişleri Bakanı’na bir çağrı yapılsın. Bize yapılan saldırı kınansaydı bugün bu saldırganlar tekrar gelip basma cesaretini bulamazlardı. Polis yetersiz" diye konuşmuş.

40 yıllık gazeteci olduğunu, ancak ilk kez can güvenliğinin olmadığını hissettiğini ifade eden Ergin şöyle devam etmiş: 

“Giriş katında nereye kaçacağız? Bina içerisine girdiklerinde can güvenliğimiz ne olacak. Merdiven boşluğuna girdik ve bir kat çıktık. Kadın görevliler, temizlik çalışanları, emekçiler herkes panik içerisinde. Dışarıdan sesler gelişiyor. Kapıya geldiler ve sesler geliyor dışardan.

Demokrasiye inanıyorsak şiddetle aramıza mesafe koymalıyız dedik. 48 saatte iktidardaki Ak Parti şiddetle arasına bu mesafeyi koymak konusunda bu saldırıları kınamak konusunda eksik kaldı.”

“Gezi Ruhu”nu iyi tefsir eden; o ruhun 7 Haziran gecesi AK Parti’yi bitirecek olmasından mutluluk duyduğunu belirten, Demirtaş’ı İMC TV’de dinlerken heyecanlanan Sedat Ergin, “Demokrasiye inanıyorsak şiddetle aramıza mesafe koymamız lazım” diye buyurmuş ya; işte o nokta önemli.

“Gezi Ruhu” müfessirlerine aynı tefsir mantığıyla sormak gerekmez mi;

“Acaba protestocular, Erdoğan ve AK Parti ile ilgili iftira kampanyalarının bardağı taşıran son damla olduğunu düşünüp “Edi Bese!” mesajı vermiş olamazlar mı?” diye.

Acaba aynı protestocular Türkiye’nin normalleşme çabaları yerine, HDPKK’nın söz ve eylemlerini normalleştirmeye, cilalamaya, hakkında güzellemeler karalamaya varan icraatlarına, Ahmet Hakan vb.’lerinin ikiyüzlülüklerine, hakaretlerine samimi duygularla bir cevap üretmiş olamazlar mı?

Birkaç camın kırıldığı küçücük bir protesto olayını Türkiye siyasasının merkezinde gerçekleşen bir deprem gibi sunan Hürriyet yazar ve yöneticileri Gezi vandalizmine yapılan methiyelerin sonuçlarını, söz konusu kendileri olduğunda ne de çabuk unutuyorlar!

Polise, güvenliğe, hükümete, demokrasiye ve şiddet karşıtlığına ihtiyaç varmış! Bu ne pişkinlik ve ikiyüzlülük böyle. Aynılarına Gezi vandalizmi esnasında ihtiyaç yok muydu?

“Haklı postmodern direniş” diye yutturdukları Gezi hadiseleriyle Hürriyet protestosunu karşılaştırmak bile zul ama şuuraltını deşmek gerek!

Akit gazetesine yapılan devlet operasyonu ve faili meçhul (!) saldırıları Hürriyet’in nasıl gördüğünü hatırlamak bile kafi gelir aslında ama dedik ya karşılaştırmak bile zul diye.

Evet vandalizm kötüdür; hukuksuz şiddetin ucu açıktır, sonu hak gaspı ve hukuksuzluğa, kargaşaya, toplumsal kaoslara, ölümlere varabilir. Bu yüzden hukuk ve hukuk devleti herkese lazım. Onu savunacak olgunluk, cesaret, güç, yürek ve dil de. Ona zarar verecek olanlara karşı takınılacak tavır da. Hele ki artık kuvveden fiile çıkmışsa, topluma, ülkeye verdiği zararlar günden güne artmaktaysa.

Topluma korku salmada, legal-illegal güçlerle toplumu korkutup sindirmede, topluma düşmanlık eden güçleri kollamada sicili gayet açık olan Hürriyet’in bile bu hukuka ve güvenlik hissine ihtiyacı var. O halde halkların kaderiyle, geleceğiyle bu kadar kolay oynanmayacağını iyi bellemeli Hürriyet. Bu ülkede doksan yıldır bedel ödeyenleri 12 Eylüller ve 28 Şubat’larla, bilahare “Gezi Ruhu” ve “Kobani Ruhu” ile sopalamaya çalışanların; evlatlarının hayatlarını hiçe sayanların, gün gelip camlarının kırılmasından daha büyük bedelleri hukuk karşısında ödeyecekleri izahtan varestedir.

Halkların geleceğini terörize edenleri allayıp pullamanın; sırf Meclis’te bulunan legal bir partisi var diye dağdaki örgütü aynı demokrasi dili içerisinde kullanmanın; terörün karşısında ancak “dostlarını” memnun edecek kadar bir irade sergilemenin, o terörden musdarip olanları keyfe keder gündem yapmanın; demokratik retoriklerin ardına sığınıp düşmanımın düşmanı dostumdur siyasetini gütmenin elbette bir bedeli olacaktır. Çocuklar birkaç cam kırmışlar; sizin yıllardır ülke insanının aleyhinde yediğiniz herzelerin, yayınlarınızla kırıp geçirdiğiniz hayatların yanında esamisi mi okunur!     

HABERE YORUM KAT

2 Yorum