Seçimin Kazananı AK Parti, HDP ve Çözüm Süreci!

12.08.2014 23:00
Seçimin Kazananı AK Parti, HDP ve Çözüm Süreci!
Diyarbakır’daki içerisinde Özgür-Der'in de olduğu STK, Odalar ve Düşünce kuruluşu temsilcileri, Cumhurbaşkanlığı seçimini değerlendirdi ve ekledi.

Sait BAYRAM’ın haberi:

Diyarbakır’daki Sivil toplum örgütleri, Odalar ve Siyasi parti temsilcileri, 10 Ağustos’ta yapılan Cumhurbaşkanlığı seçiminin sonuçlarını değerlendirdi.  Seçimde kazananın AK Parti, BDP ve Çözüm süreci olduğunun altını çizen STK temsilcileri, Türkiye’nin bu seçimle birlikte yeni bir döneme girdiğini belirttiler.

HDP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Selahhatin Demirtaş’ın oyları büyük oranda artırmasına değinen STK temsilcileri, Demirtaş’a verilen oylar da daha çok Kürt sorununun barışıl, demokratik ve eşitlikçi çözümüne verilen destek olduğunu belirterek, “, Kürt siyasetinin bundan sonra izleyeceği politika anlamında Selahattin Demirtaş’ın seçim başarısı önemli bir yol haritası olmalı. Özellikle seçim dönemindeki yenilikçi ve kapsayıcı söylemleri ve tavrı toplumda karşılık buldu” dediler.

Sayar: Türkiye Demokrasisi açısından önemli

Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) Başkanı Ahmet Sayar, Öncelikle halkın direk olarak Cumhurbaşkanını seçmesinin Türkiye demokrasisi açısından çok önemli bir gelişme olduğunu vurgulayarak, “Yine Türkiye’de daha önce seçimler gergin bir ortamda yapılıyordu. Ancak özellikle bu dönemde, kısmi karşılıklı atışmalar olsa da, bana göre son derece centilmence bir seçim oldu. Yani herkes birbiri üzerinde siyaset yapma yerine daha çok kendi ilkelerini, yapmak istediklerini anlattılar. Bu da olumluydu. Herkes birbirine karşı bir centilmenlik anlayışı içerisindeydi. Bu tabi tavandan, tabana da yansıyor. Çok gergin bir seçim sürecinin olmaması önemliydi” dedi.

Türkiye yeni bir sürece girdi

Türkiye’nin bu seçim süreciyle birlikte birçok anlamda, yeni bir sürece girdiğini gördüğünü belirten Sayar, şöyle dedi:

“Son 12–13 yıldır Türkiye siyasetine bir anlamda damga vuran Sayın Başbakan Erdoğan’ın galibiyetiyle sonuçlandı. Bu aslında biraz da beklenen bir durumdu. Bana göre bu seçimin en önemli tarafı en fark yaratan tarafı, özellikle BDP’nin HDP’ye dönüşmesi ve bu çözüm süreciyle birlikte bir bölgesel partiden, bir ülke partisi politikasına bir geçiş amaçlanıyordu. Bence Sayın Demirtaş, bu HDP’nin Türkiyeleşme politikasında çok büyük bir sonuç aldı. Bu da Türkiye’deki hem Kürtlerin, hem Türkiye’deki bütün kesimlerin artık politikalarını artık yerellikten genele doğru götürmesi gerektiğini görüyoruz.

Barış isteyenler başarılı oldu

Bir diğer anlamda, çok da umut verici bir tarafı da barış isteyenlerin başarılı olmasıdır. Çözüm sürecinin bir şekilde tarafı olan hem AK Parti hem de HDP’nin liderlerinin bu seçimde başarıl olması bir anlamda toplumun büyük bir kesiminin bu çözüm sürecinin yürütücülerine verdiği bir destektir. Yani bu seçimde barışı isteyen, Türkiye’nin birliğini, bütünlüğünü, bütün insanların eşit bir şekilde inançları ne olursa olsun, o anlayışla hareket eden düşüncelerin kabul gördüğü, kazandığı bir seçim oldu. Barışı isteyenler ve Türk iye’lilik politikasını yürütenler, bu seçimde daha başarı kazandılar”

Süreç bireylerin değil,sistemin yürüteceği bir duruma getirildi

Sayar, Bir dönem barış sürecinin şahıslar üzerinde yürüdüğüne işaret ederek, “Erdoğan’ın da bu sürecin yürütülmesinde ciddi bir payı vardı. Sonra bu Meclis’te çıkan yasa ile birlikte bana göre bu seçim, bu çözüm sürecini artık bir sistematiğe bağlandı. Ve artık şahısların değil, sistemin yürüteceği bir süreç oldu. Ki yine bu işin güçlü tarafı olan Başbakan Erdoğan, seçim propagandasında süreci kararlı bir şekilde devam edileceğine yönelik ifadeler kullanıyordu. Kaldı ki Türkiye aynı zamanda bu seçim süreciyle birlikte halkın direk Cumhurbaşkanını seçmesi ve Cumhurbaşkanının Erdoğan olması, Erdoğan’ın kendi yetkilerini sonuna kadar kullanacağına dair ifadeleri, yine de bir şekilde Türkiye’deki siyasette rol almaya devam edeceği anlamına geliyor. Belki Türkiye’nin yönetim şeklinde bu seçim sonucu bir başlangıç da olacak gibi görünüyor. Yani bu belki de başkanlık sistemine veya yarı başkanlık sistemi olabilir. Türkiye’de devlet başkanlığı statüsünde bir yönetim şeklinin de başlangıcı olacak gibi görünüyor” şeklinde konuştu.

Bozyel: Türkiye yeni bir döneme giriyor

Hak ve Özgürlükler Partisi (HAK-PAR) Genel Başkan Yardımcısı Bayram Bozyel, Türkiye’de ilk kez bir cumhurbaşkanı halk tarafından seçildiğini hatırlatarak, 10 Ağustos 2014 tarihinde yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan seçmenin yaklaşık yüzde 52 oyu ile bu göreve getirildiğini söyledi.  Seçimi ve sonucunu birkaç açıdan değerlendirmenin mümkün olduğunu ifade eden Bozyel, “Birincisi, cumhurbaşkanının halk tarafından seçimi bu makamı statükocu güçlerin bir tahterevallisi olmaktan çıkardı. Cumhurbaşkanlığı seçiminin halkoyuyla yapılması ilkesel olarak olumlu bir adım ve demokratik katılıma imkân sağlayan bir gelişme. Ancak cumhurbaşkanlığına aday göstermek bakımından mevcut seçim sistemindeki kısıtlama ve engellerin, yeni düzenlemenin demokratik niteliğine gölge düşürdüğünün altı çizilmeli. Şimdi şöyle bir durumla karşı karşıyayız. Bir yanda halkın seçtiği parlamentodan çıkan bir icra organı hükümet var, diğer yandan yine halk tarafından seçilen ve güçlü bir meşruiyete sahip bir cumhurbaşkanı söz konusu. Bundan böyle ülkenin yönetiminde başbakan ile cumhurbaşkanı arasındaki ilişkiler nasıl dizayn edilecek? Erdoğan gibi yürütme erkinde aktif olmaya istekli bir kişinin cumhurbaşkanlığında, önümüzdeki dönemde nasıl bir tablo ile karşılaşacağımız sorunu başlı başına bir soru işareti” dedi.

Farklı bir rol oynamak istemesi demokratik sisteme aykırı değil, ancak

Bozyel, Seçimle gelen bir cumhurbaşkanının halktan aldığı güçlü meşruiyetle geçmişten daha farklı daha aktif bir rol oynamak istemesinin demokratik sisteme aykırı olmadığını vurgulayarak, “Ancak bunun için ülkenin idari ve siyasi yapısında acil bazı anayasal düzenlemeler gerekli. Buna da AK Parti’nin sandalye sayısı yeterli değil.

Dolayısıyla bu konuda tablonun netleşmesi için 2015 yılında yapılacak genel seçim sonuçlarını beklemek lazım. Eğer AKP önümüzdeki seçimde anayasayı değiştirecek bir çoğunlukla iktidara gelir ve gerekli anayasal değişiklikleri yaparsa, sorun aşılabilir. Değilse Türkiye’nin bundan böyle farklı bir sıkıntıyla yüz üze kalması kaçınılmaz” diye konuştu.

Başbakan koltuğuna kimin oturacağı tartışılır

Recep Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığa seçilmesinden sonra boşalan başbakanlık koltuğuna kimin ve nasıl geleceği başka bir tartışma konusu olduğunu ifade eden Bozyel, “Bu konu salt AKP’yi değil Türkiye’nin yakın geleceğini etkileyecek bir konu. Özetle Türkiye, 10 Ağustosta yapılan seçimle ve bu seçimde Başbakan Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığa seçilmesi ile yeni bir sürece girmiş bulunuyor. Bu sürecin nasıl evrileceği, yeni siyasi krizlere mi kapı aralayacağı yoksa ülkenin kabuğunu kırmasına katkıda mı bulunacağı önümüzdeki bir iki yılda netleşecek konular. Bu seçimle ilgili altı çizilmesi gereken diğer önemli bir tespit şudur. AKP’nin onca iktidar yorgunluğu ve yıpranmışlığına rağmen, Başbakan Erdoğan’ın % 52 oyla cumhurbaşkanlığına seçilmesi esas olarak hükümetin yürüttüğü Çözüm süreciyle ilgili bir durumdur. AKP’nin başlattığı çözüm süreci toplumdan destek bulmuş ve bu destek seçimde Erdoğan’a oy olarak dönmüştür. Bunun anlamı şudur, Türkiye toplumu Kürt sorununun çözümünden yanadır ve bu tablo Erdoğan’ın önümüzdeki dönemde Kürt sorununu çözmek bakımından elini güçlendirmiştir” şeklinde konuştu.

Kürt sorunun barışçıl ve eşitlikçi çözümüne verilen destek

Bozyel, Selahhatin Demirtaş’a verilen oylar da daha çok Kürt sorununun barışıl, demokratik ve eşitlikçi çözümüne verilen destek olduğuna işaret ederek, “Bu desteği HDP projesine verilen bir onay olarak algılamak yanlıştır. Öte yandan Kürdistan’da ve Türkiye genelinde seçime katlımın düşüklüğü üzerinde durulması gereken diğer bir konudur. Bu konu cumhurbaşkanlığı seçim sisteminin kısıtlayıcı niteliği ile yakından ilgilidir. Mevcut seçim sistemi üç siyasi çizgi dışındaki siyasi kesimlerin sürece katılımını, farklı görüşlerin seçim sürecinde temsil edilmesini engellemiş ve böylece demokrasinin katılımcı ilkesi ağır bir darbe yemiştir” dedi.

Coşkun: Halk, seçimde çözüm sürecine olan güvenini gösterdi

Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Vahap Coşkun, seçim sonucunun halkın çözüm sürecine bakış açısını gösterdiğini söyledi. Süreci destekleyen Erdoğan ve Demirtaş'ın seçimden başarılı bir şekilde çıktığını belirten Coşkun, "Seçimde süreci destekleyen her iki adayın da oylarını arttırdığını görüyoruz. Seçim sonucu halkın bu süreci ve aktörlerini desteklediğini gösteriyor" dedi. Seçim sonuçlarının Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Demirtaş için motive edici bir etki oluşturacağını kaydeden Coşkun, çözüm sürecinin bu sayede ivme kazanacağını ifade etti.  Coşkun, seçimin çözüm sürecinin derinleşmesi için uygun zemin ve imkanları ortaya çıkardığını anlatarak, "Sonuçlar, dağdan inecekler için yapılacak hukuki ve sosyal çalışmalara toplumun hazır olduğunu gösteriyor. Siyasi aktörlerin üzerine düşen, buna uygun hareket etmeleridir. Halk, seçimde çözüm sürecine olan güvenini gösterdi" şeklinde konuştu.

Elçi: Önemli bir fırsat yakalandı

Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi, Selahattin Demirtaş’ın dikkat çekici bir başarı gösterdiğine işaret ederek, “Sonuç itibariyle cumhurbaşkanı seçilmiştir. Dikkat çekici bir başarıda HDP’nin adayı Sayın Demirtaş göstermiştir. Bu önemli bir sonuçtur. Özellikle bundan sonrası bakımından Türkiye toplumunun farklı kesimlerinin bir arada olabileceğini göstermiştir. Önemli bir şans ve fırsat yakalandığını düşünüyorum. Eğer, bu ortaya çıkan zemin iyi bir yere verilirse önümüzdeki dönemde, yani özellikle Kürt toplumu bakımından önemli kazanımların ortaya çıkabileceğini düşünüyorum” dedi.

Seçimi galibi AK Parti, HDP ve Çözüm süreci kazandı

Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi (DİTAM) Başkanı Mehmet Kaya, Bu seçimde toplum birkaç tane mesajı siyasetten verdiğine işaret ederek, “Birincisi, Kürt siyasetinin bundan sonra izleyeceği politika anlamında Selahattin Demirtaş’ın seçim başarısı önemli bir yol haritası olmalı. Özellikle seçim dönemindeki yenilikçi ve kapsayıcı söylemleri ve tavrı toplumda karşılık buldu. Batı’daki oy oranını ikiye katladı. 30 Mart seçimleriyle karşılaştırıldığında bölgedeki başarısı yerel yönetimlere de birer mesaj niteliği taşıyor. Siyasette 1+1’in 2 etmeyeceği çatı aday formülü ile bir kez daha görüldü. AK Parti ve HDP’nin aldıkları oy oranları ile çözüm sürecine sahip çıkmaları Türkiye toplumunu çözüm süreci ile ilgili atılacak adımlara hazır olduğunun bir mesajı verdi aynı zamanda. Muhalefete verilen mesaj yeni bir şeyler denemekle, yeni bir sistem kurmakla ilgili politikaların olması gerektiği mesajıydı. Seçimi kim kazandı diye bir ifade kullanmamız gerekiyor, seçimi AK Parti, HDP ve Çözüm süreci kazandı” dedi.

Akbal: Bugünden itibaren başkanlık sistemi başlamıştır

GÜNGİAD Hakan Akbal, Her ne kadar seçim sonuçlarının YSK tarafından yayınlanmamış olmasına rağmen, Türkiye’de cumhurbaşkanının belli olduğunu vurgulayarak, “Her şeyden önemlisi resmi anlamda bir olgunluk kazanmamış olsa da, bugün itibariyle başkanlık sistemi başlamıştır. Dolayısıyla başbakanın kim olacağı yönünde polemikleri anlamsız buluyorum. Nihayetinde başbakan her kim olursa olsun, fiiliyatta başkanlık sistemi başlamış bulunmaktadır. Bu seçimin ikinci galiba Sayın Demirtaş’tır. Ve bu yeni HDP tarafından hazırlanan bu yeni politika ülkedeki diğer halklar tarafından kabul görmüştür, dolayısıyla yeni dönemde de bunun önemli bir referans olarak görüp, bundan sonar daha soft ve daha genele politika yaymak için de HDP’ye büyük görev düşüyor. Yani herkesi kucakladı ve karşılığını aldı. Bunu refarans olarak görülmesi ve buna göre yeni politikalar üretilmesi gerekir” dedi.

Ay: Kimse Demirtaş’ın bu kadar oy almasını beklemiyordu

Mazlum-Der Şube Başkanı Abdurrahim Ay, Kimse’nin Demirtaş’ın bu kadar yüksek oy alacağını beklemediğini ifade ederek, “İyimser tahminlerden bile yüksek bir oy aldı. Oylarını artırmasında, hem kendi kişisel duruşu, muteber bir dil kullanması, polemikten uzak, gerçekten temsil ettiği misyonu, ideolojileri, fikirleri iyi bir şekilde yansıtması, halkla gerçekten iyi bir şekilde kucaklaşmasının etkili olduğunu düşünüyorum. Aslında makul siyasetin ne kadar toplumda ciddi bir karşılık bulduğunun da bir göstergesi. Bu noktada aslında HDP’nin de belki DBP’nin de b çizgi de devam ederek, halkla daha çok bütünleşerek, oyunu artırması mümkün gibi görünüyor.

Çözüm süreci seçimi etkiledi

Sonuç, tabi Erdoğan kazandı. İnşallah hayırlı olur. Ülkenin daha çok demokratikleşmesine, hak ve özgürlüklerin gelişmesine katkı yapar. Çözüm sürecinin bir yansıması olarak Demirtaş’ın oylarını artırdığını düşünüyorum. Çözüm sürecinin gerçekten sadece AK Parti’nin değil, HDP’nin de, Demirtaş’ın da çok ciddi katkısı oldu. Söylem ve hareket tarzı itibariyle. Bunun da oylara çok ciddi katkısının olduğunu düşünüyoruz. Çözüm sürecinin bu şekilde seçimi etkilediği görülüyor. AK Parti’nin de Erdoğan’ın şahsından kaynaklı bir fark olduğunu düşünüyorum. Onun da yine kullandığı dil ve üslubun etkiliği olduğunu düşünüyorum” dedi.

Koç: Sonucu önceden belli bir seçimi gidildi

Özgür-Der Diyarbakır Şube Başkanı Dr. Murat Koç, Türkiye sonucu önceden belli olan bir seçime gitti ve rakipleri dahil herkesin beklediği gibi Erdoğan birinci turda seçilerek Türkiye'nin 12. Cumhurbaşkanı olduğunu ifade ederek, “Kimin seçileceğinden ziyade Erdoğan'ın yüzde kaçla seçileceği, HDP söyleminin toplumsal karşılığının ne olacağı ve çatı formülünün bir sinerji doğurup iktidar alternatifi olup olmayacağı konuları bu seçimin en çok merak edilen yönleriydi. Bu seçimin en önemli yanı Cumhuriyet tarihinde ilk defa Cumhurbaşkanının halk tarafından, aracı kullanılmadan seçilmesidir. Bu yönüyle 10 Ağustos, eski Türkiye'nin artık geride kaldığını ve siyaset üzerindeki vesayet anlayışının sona erdiğini gösteren tarihsel bir kırılma olarak görülebilir” dedi.

Erdoğan’ın aldığı oy beklentilerin altında kaldı

Erdoğan'ın aldığı yaklaşık yüzde 52'lik oy oranı beklentilerin altında kaldığını belirten Koç, “Bunun nedeni de AK Parti kurmaylarının anket sonuçlarına çok fazla güvenerek bu oranları kamuoyuyla paylaşmalarıdır. Oysa 12 yıldır iktidar olma, Gezi olayları, 17 Aralık operasyonları, kutuplaşmış toplum görüntüsü gibi Erdoğan'ın şahsında somutlaşan yıpratıcı hadiselere rağmen, alınan yüzde 52'lik oy oranı önemli bir başarıdır. Erdoğan halktan icracı bir Cumhurbaşkanı olacağını söyleyerek oy istedi, bun ne oranda yapabileceğini zaman gösterecek. Ancak herkes şunu çok iyi bilmektedir ki Cumhurbaşkanlığı makamı bu günden sonra sembolik olmaktan çıkıp siyasete daha fazla müdahil olan bir kurum olarak işleyecektir” diye konuştu.

Çatı fikri tutmadı

Dr. Koç, bu seçimlerin aynı zamanda çatı fikrinin de tutmadığını gösterdiğine işaret ederek, şunları söyledi:

“Zira çatının esas iki direği olan CHP ve MHP'nin oy toplamı yüzde 45 dolayındayken bu seçimde 14 partinin ortak olarak desteklediği Ekmeleddin Bey'in aldığı 38.5'lik oy oranını büyük bir başarısızlık olarak değerlendiriyorum. Ortak aday parti tabanları tarafından desteklenmemiş MHP'den özellikle Erdoğan'a CHP'den de Demirtaş'a oyların bir kısmı kaymıştır. Çatı önerisi, sinerji gerçekleşeceği umuduyla gündeme gelmiş, böylece ikinci turda Erdoğan'a karşı ortak adayın kazanacağı hedeflenmişti.

MHP ve CHP siyaseti iflas etmiştir

Oysa her pati kendi adayını göstermiş olsaydı belki bugün ikinci tutu konuşuyor olacaktık. Parti teşkilatları tarafından da desteklenmeyen, yalnız bırakılan bir aday olarak İhsanoğlu da zaten belli bir projesi ve temel söylemi merkeze almadığı için sönük bir seçim kampanyası geçirdi, bu da başarısızlığı pekiştiren temel saiktir. İhsanoğlu için söylenecek pek bir şey yok, ama MHP ve CHP'nin siyasetinin iflas ettiğinin altını kalınca çizmek lazım”

Kuşatıcı ve kucaklayıcı siyaset tarzı etkili oldu

“HDP projesiyle birlikte geliştirilen kuşatıcı ve kucaklayıcı siyaset tarzı, Türkiyelileşme vurgusu Demirtaş'ın kampanyasının temelini oluşturuyordu” diyen Koç, “Bu söylemin, Demirtaş'ın aldığı oy oranlarına baktığımızda destek görmeye başladığı söylenebilir. Bununla beraber Demirtaş'ın bölgede oy oranlarında pek bir değişiklik olmamasına rağmen İstanbul, İzmir ve Ankara'da önemli miktarda oy artışı yakalaması konusunda, Ekmeleddin Bey'den memnun olmayan CHP seçmeninin bir kısmının Demirtaş'ı tercih ettiğini düşünmekteyim. Demirtaş'ın kampanya boyunca mutedil ve dengeli bir dil kullanmasının da bunda katkısı yadsınamaz. Oy oranı itibariyle Demirtaş'ın partisinin oyunun yüzde 40–50 oranında daha fazla oy aldığı bunun da büyük bir başarı olduğunu belirtmek gerekir. Bu artış trendinin devam edip etmeyeceğini diğer seçimler daha sağlıklı gösterecektir. Son olarak seçime katılım oranlarının düşük olmasının en önemli nedeni toplumsal mobilizasyonun çok yoğun olduğu bir ayda bu seçimin yapılmasıdır. Yanı sıra AK Parti seçmeninin kesin kazanacakları gibi bir rehavete kapılması, CHP ve MHP seçmeninin de adaydan memnun olmaması gibi nedenler de katılım düşüklüğünün diğer nedenleri arasında sıralanabilir” dedi.

Taş: Sonuçlar tesadüf değildir

Mahalli İdareler Derneği Şube Başkanı Ömer Faruk Taş, Başbakan Erdoğan’ın seçim sonuçlarının açıklanmasından sonra yaptığı balkon konuşmasına değinerek, “Sayın Başbakanımızın konuşmasında kullandığı bir kelimeye dikkat çekmek istiyorum. Sayın Erdoğan, aynen şu ifadeleri kullandı,”77 milyonun cumhurbaşkanı olacağım, ülkesi, milleti, bayrağı için çalışan bir cumhurbaşkanı olacağım.”O konuşmadaki sadece bu kelimeler bile Sayın Başbakanımıza yönelik karalamalara karşı verilmiş en güzel cevaptır” dedi.

12 yılda Türkiye’nin geldiği nokta belli

Taş, seçim sonuçlarının bir tesadüf olmadığını belirterek,”12 yılda ülkenin geldiği noktayı vicdan sahibi herkes görüyor. Ekonomisi ile dev yatırımları ile Türkiye 12 yıl önceki Türkiye değil. Ama bu sadece bir başlangıç. Başbakanımızın Cumhurbaşkanlığı ile Türkiye yeni hedeflere doğru ilerleyecektir. Olmaz denilen, birçok şey milletimizin hizmetine sunulacaktır. Çünkü milletine hizmeti şiar edinmiş bir liderden bahsediyoruz. Seçimin Ülkemize ve milletimize hayırlı olsun” diye konuştu.

Evsen: Kazanan çözüm süreci, kaybeden statüko arayışları olmuştur.

Diyanet-Sen Diyarbakır Şube Başkanı Ömer Evsen ise, 10 Ağustos Cumhurbaşkanlığı seçimi Türkiye’de yeni bir kapı açtığını vurgulayarak, “Statükocu hegemonyayı sürdürmek isteyenler ile değişim ve dönüşüme kapı aralayanlar arasındaki mücadeleyi yenilikçiler kazanmıştır. Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın yıllardır, değişim ve dönüşüm için çabaladığı ülkemizde geri dönülmez bir yola girilmiştir; bu yol barışın,  ilerlemenin ve birbirine daha sıkı sarılmanın yoludur” şeklinde konuştu.

Kurgulanmış irade değil, Milli irade ortaya çıkmıştır

Çatı formüllerinin, halkın formüllerine karşı yıkıldığı, Halka dayatma yapılmasının geri teptiği, basın yoluyla toplumun manipüle edilip, yönlendirildiği çağ artık geride kaldığına ifade eden Evsen, “Formüllerle birilerinin belirlemeleriyle artık Cumhura Başkan seçilmesi devri tarihin tozlu raflarına kaldırılmıştır, bu devrimi yapan halktır, Halk kendi içinden gelene sahip çıkmış onu layık gördüğü yere yükseltmiştir. Recep Tayyip Erdoğan ve Selahattin Demirtaş’ın aldığı oylar toplandığında karşımıza artık bu ülkenin sorunların çözün iradesi konmuştur, Halk Kürt Sorunun çözümüne Türk, Kürt, Arap, Laz, Çerkez demeden oy vermiştir. Kurgulanmış irade değil, Milli irade ortaya çıkmıştır. Halkın koalisyonu kendini sandıklarda göstermiştir, Artık tüm taraflar halkın mesajı iyice analiz edip Türkiye’nin güçlü bir geleceğe yol alması için ellerinden geleni yapmalıdırlar. Tüm milletimize hayırlı ve uğurlu olsun” dedi.

Memiş: Erdoğan, Milletin adamı’dır

Memur-Sen Diyarbakır İl Temsilcisi Yunus Memiş de, Ülkenin, artık ‘akıllılar dövüşmeden önce kazanırlar cahiller kazanmak için dövüşürlerin bilincinde olduğunu belirterek, “Türkiye’nin akıl dolu hikâyesinde yazan, reformist sürecine, özgürleşme ve demokratikleşme iradesine, vesayetin deşifresine ve tasfiyesine öncülük eden siyasi hareketin liderliğini yapan, dünya mazlumlarının sesi ve nefesi Türkiye fotoğrafını ortaya çıkaran, zulme ve zalime karşı diplomasinin sahte nezaketine sığınmadan tepki verebilen, Türk'üyle, Kürt'üyle, Laz'ıyla, Çerkez'iyle, farklı din ve mezhebe mensup insanlarıyla güzeldi ve bu güzellik, ülkenin kalkınması, ilerlemesi için çalışan “milletin adamı” milletin oylarıyla seçilen ilk Cumhurbaşkanı, Recep Tayyip Erdoğan’ı kutluyor ve Allah yar ve yardımcısı olsun.

Özgür Haber Gazetesi

  • Yorumlar 1
    Diğer Haberler
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim