Seçilmiş insanlar topluluğu!

06.01.2009 14:24

Elif Çakır

 “Seçilmiş” insanlardan müteşekkil bir devlet.

Kendilerinin öyle olduğuna inanıyorlar. (Hepsi olmasa bile...)

En kadim faşist duyguları yüreklerinde kabartırlar.

Anlaşma yapar, anlaşmaya uymazlar.

Onlar istediğini yapar, istediğini yapmaz.

Soramazsınız...

Kendileri hiçbir nükleer anlaşmayı imzalamazlar.

Her istediklerini üretirler.

Başkası yapmaya kalktı mı feveran ederler.

Yaygara koparırlar.

Bütün dünya, onları yok etmek istiyordur...

Tıpkı 90’lardaki konjonktür gibi...

Türkiye Cumhuriyeti’ni de etrafının düşmanlarla dolu olduğuna inandırdılar.

İran rejim ihraç edecek: düşman, Suudi Arabistan Rabıta yoluyla şeriat getirecek: düşman, Suriye PKK’yı besliyor, Apo var: düşman, Mısır’da İhvan-ı Müslimin var, düşman...

Daha bilmem neler işte...

En iyi müttefiki olduk bu düşünceleri sayesinde.

Kendileri de bol bol silah sattılar, Konya’yı kendi toprakları haline getirdiler, bol bol modernizasyon ihalesi aldılar.

Neyse lafı dolandırmayalım.

Filistin konusunda da durum farksız.

Ateşkes yaptılar.

Hamas’ın ateşkes yaparken temel bir şartı vardı:

Abluka kalkacak, Gazze her türlü ekonomik özgürlüğüne kavuşacaktı.

Ama İsrail bu anlaşmaya hiç uymadı.

Bilakis günden güne arttırdı. (Mısır gibi bir “hizmetkâr” sayesinde.)

İnsanlar zorunlu ihtiyaçlarını bile karşılayamaz hale geldiler.

Hastalık, açlık ve korku kol geziyordu Gazze sokaklarında...

Şimdi kendisi uymadığı bir anlaşmayı Hamas’ın ihlal ettiği bahanesiyle Gazze’de katliama girişti.

Duygusal olmamak mümkün değil ki, soğukkanlı bir şekilde “efendim işte Ortadoğu şöyledir böyledir” türünden laflar edeyim.

Yüreğinde acı olanların soğukkanlı davranması kolay bir şey değil.

O yüzden meseleleri acı yaşatmadan çözmek gerekiyor.

Yoksa, “sende o kuyruk acısı bende bu evlat acısı oldukça” diye gireceğiz hep söze...

Öyle görülüyor ki, İsrail, mesele çözmekten ziyade, varlık sebebini şiddete dayandırıyor bu yaptığıyla...


Biji TV 6

“Kürtçe biliyor musun?”

“Hayır.”

“O zaman niye ağlıyorsun?”

“Bu türküye ağlamak için Kürtçe bilmek mi gerek?”

Bu diyalog tanıdık geliyor değil mi?


Gönül Yarası
filminden...

Aynur’un “Keça Kurdan” albümünde de yer alan ‘dar hejiroke (incir ağacı)” türküsünü okuduğu sahnede, Meltem Cumbul’la Şener Şen’in arasında geçen konuşma.

TRT 6’nın açılış programının da Ak Parti Van Milletvekili Gülşen Orhan’ın okuduğu “Dotmam” türküsünü dinlerken bu sözler çınladı kulaklarımda.

Aynur, Nilüfer Akbal ve Rojin zaten beğenerek dinlediğim sanatçılardı.

TRT 6’nın açılış gecesini izlerken de bir taraftan internetten bulduğum Kürtçe-Türkçe sözlükten kısmen anlamaya çalışarak takip etmeye çalıştım.

AKP iktidarı bugüne kadar geç kalınmış önemli bir adım attı.

İster seçim yatırımı desinler isterse başka bahaneler ileri sürsünler, bu önemli bir adımdır.

Elbette ahkâm kesmeyi sevenler yine çıkıp “ama”larla konuşacaklar.

Bu “ama”cılar yıllardır ahkâm kesiyorlar.

Başörtüsü dersin “ama kamusal alan” derler, Kürtçe dersin “ama birlik ve beraberliğimiz” derler.

Birlik beraberlikten bahsederler ancak her zaman bu topraklarda kardeşçe yaşamayı engellemek için ellerinden geleni yaparlar.

Onlar da bunu bildikleri halde üç maymunu oynamak işlerine geliyor.

*

Eksikleri olacak, tamamlanacaktır elbette.

Bu önemli bir adım.

Bu adımın önüne güneydoğudaki yoksulluk, eğitim, öğretmen sorunlarını çıkarmak yerine bu önemli adımı atan iktidara gerekli desteği verip teşvik etmek gerekiyor.

Ben de zaman zaman eleştirsem de, başbakanın eskilerdeki “Tayyip Abi” yönünü gördüğüm zaman mutlu oluyorum.

İktidar iyi adımlar attığı zaman onun da mutlu olduğunu görüyorum. Kürtçe “hayırlı olsun” üzerine yaptığı espriler bunun bir göstergesi.

“En azından açılış programı için Türkçe altyazı olsa ne şahane olurdu” diye düşündüm sadece...


Özür beyanı!

Hayır fiili olarak yapılmış bir hatanın özrü değil bu.

Saadet Partisi’nin pazar günü Çağlayan’da düzenlediği o muhteşem “Filistin’le Dayanışma” mitingi hakkında suizanda bulunduğumdan.

Filistin için toplanılacak “bakın biz ne kadar iyiyiz”e dönüştürülüp AKP eleştirileri ve sloganları attırılacağı konusunda yanılmışım.

Seçim arifesinde olmasına rağmen “hükümet protestosunun zamanı mı” sözleriyle Numan Kurtulmuş, ucuz siyaset ya da acı üzerinden politika yapmayarak gerçek bir lider gibi davranmıştır.

Kurtulmuş “Bu bölgede Müslümanlar, Hıristiyanlar ve Yahudiler birlikte yaşıyor. Sorun bu değildir. Sorun bütün insanlara tepeden bakan zihniyettedir. Yeniden bu topraklarda herkes için adaletin hâkim olmasıdır” sözleriyle Filistin’de yaşananların “sadece Müslümanlık değil bir insanlık dramı” olduğunu vurgulamıştır.

Çağlayan Meydanı’nı “Bizans’ın çocukları” ayıbından kurtarmıştır.

TARAF

  • Yorumlar 1
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim