Savaşa Karşı İtidal ve Barış İsteyen Kim?

08.10.2012 01:30
Savaşa Karşı İtidal ve Barış İsteyen Kim?
Barış çağrısı adı altında Baas vahşetini ve Esed’in oluşturduğu kan gölünü seyretmeye davet ediliyoruz.

Kenan ALPAY

Savaşa Karşı İtidal ve Barış İsteyen Kim?

Suriye’de giderek tırmanan Baas-Esed katliamlarının ‘sınırları aşan’ bir mahiyet kazanmasıyla şahit olduğumuz vahamet karşısındaki sorumluluğumuz değişmez. Ancak Akçakale’ye düşen top mermilerinin öldürdüğü anne ve çocuklarının maruz kaldığı vahşet üzerinden hepimize sıçrayan kan biraz daha yakınlaşır, yoğunlaşır ve sorumlu kılar.

Hükümet’in Meclis’ten tezkere çıkarmasına vesile olan Akçakale ile Telabyad arasında nasıl bir ilişki var? Akçakale’nin Arapçası veya Telabyad’ın Türkçesi nedir? Sakın ikisi de aynı anlama geliyor olmasın! İkiye bölünmüş, ayrıştırılmış olan sadece isimler değil üstelik. Aynı dinin, aynı coğrafyanın aynı tarihin insanlarını ayrıştıran, farklılaştıran ulus devlet siyaseti şimdi neredeyse “Ortadoğu bataklığından, Arap kan gölünden bize ne!” duygusunu bir deli gömleği gibi giydirecek üzerimize.

Bir demiryolunun altı ve üstü arasında işlenen cinayetler karşısında üzerimize düşen sorumluluklar ne kadar farklı olabilir ki? Akçakale/Telabyad’da Esed-Baas rejimi tarafından öldürülen insan sayısını “ikisi kadın, üçü çocuk toplamda beş kişi” diye bildiren haber ajansları bizi önce bir mantık hatasına sonra da bir vicdan kararmasına sürüklemesin sakın. Çünkü haberin dili ve kurgusu hayatınızın rotasını ve işleyişini tayin edecek kadar ehemmiyetlidir.

İnsani, ahlaki, hukuki ve siyasi açıdan bizi bağlayan ilke şudur: Telabyad’ı bombalamak ve masum insanları öldürmekle Akçakaleyi bombalayıp masum insanları öldürmek arasında hiçbir fark yoktur. Bu bağlamı Halep-Antep, İdlip-Hatay vd. diğer şehir ve bölgeler için de rahatlıkla söyleyebiliriz.

Despotizmin Yeni Mezesi:  Barış ve İtidal

Savaşa karşı olmakla, emperyalist, despotik, zalim savaşa karşı olmak arasında şöyle böyle değil derin bir fark var. Bu farkı fark edemeyen veya farkı kabul etmeyenlere söyleyecek fazla bir sözümüz olamaz. Lakin işkence, tecavüz, katliam, yıkım politikalarıyla bekasını sürdürmeye kararlı despotik iktidarlara karşı açılan bir savaşa nasıl karşı olunur, neden karşı çıkılır?

Suriye’de işlenen cinayetleri meşrulaştırmak, kuruluşundan bu yana bir cinayet şebekesi olarak işleyen Baas-Esed rejimine karşı çıkanları kirletenler hep aynı argümanlara sarıldılar. Mezhep savaşı çıkar korkusu yayıp barış ve itidal elden bırakılmasın çağrısı yapıldı. Baas rejimine karşı çıkanların ABD-NATO adına hareket ettiği şaibesi yayıldı. Laik Arap-sosyalist Esed rejiminin yerine Müslüman Kardeşler tarafından İslamcı bir rejim kurulmasıyla iç savaş ve bölgesel savaş senaryoları yaşanması olasılığı en yüksek kâbus sahneleri olarak anlatıldı.

Akçakale’ye atılan top mermileri sonrasında Meclis’ten çıkarılan tezkere işte bu tezlerin bir kez daha ama daha yüksek perdeden seslendirilmesi için bir vesile oldu. Ama bu tezkere üzerine söylenen sözler, yapılan eylemler utanç tarihine düşülecek kara lekeler olarak düştü bile.

Yazının Devamı…

  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim