Savaş lobisi bu kez kazanamaz

10.12.2009 02:17

Şahin Alpay

PKK lideri Abdullah Öcalan'ın on yıl sonra tecritten kurtulacağı yeni cezaevindeki odasını beğenmemesi üzerine yandaşlarınca güvenlik kuvvetlerine ve sivillere karşı başlatılan molotof kokteylli saldırılarla tırmanan şiddet, Tokat'ta 7 askerimizin alçakça düzenlenmiş bir pusuyla katledilmeleriyle sürdü. (Doğum yerlerine bakılacak olursa şehitlerin yarısı PKK'nın temsil ettiğini iddia ettiği Kürtler.)

Bu alçakça saldırının zamanlaması son derece profesyoneldi. Anayasa Mahkemesi DTP'yi kapatma davasını esastan görüşmeye başlamıştı; Başbakan Erdoğan Washington'da Başkan Obama ile (başka konular yanında) Türkiye'de barış ve huzurun sağlanması için alınabilecek ortak önlemleri konuşuyordu. Barıştan yana hemen herkesin görebildiği gibi, 2009'da 7 erin katledilmesi olayıyla, 1993'te 33 erin katledilmesi olayı arasında menfur bir benzerlik var. Son saldırı, 16 yıl önceki gibi, Kürt sorununu çözme ve ülkeye barışı hakim kılma girişiminin kundaklanıp son bulması anlamına gelecek midir? Şimdi akıllardaki soru bu.

Savaş lobisinin güçlü olduğunu biliyoruz. Bu lobinin çok çeşitli unsurları var. Bu lobide Türkiye'nin askeri bir diktatörlükle yönetilmesini isteyenler, Türk ve Kürt ırkçı milliyetçileri, Kürt ayrılıkçıları, barış girişiminin akamete uğramasından oy kazanma hesabında olan siyasiler, hükümetin devrilmesinden medet uman sermaye çevreleri, silah tacirlerinden uyuşturucu kaçakçılarına kadar uzanan kirli eller ve bunların dış müttefikleri mevcut. Dolayısıyla barış girişiminin kolaylıkla başarıya ulaşamayacağı, bunu baltalayanların çok olacağı bilinmiyor değildi. Benzer sorunlarla uğraşan ülkelerin tecrübeleri de bunu gösteriyordu.

Evet, savaş lobisi yerinde, ama 1993'te başardığını bu kez başaramayabilir. Neden? Çünkü 2009'da Türkiye'nin iç ve dış koşulları 1993'ten çok farklı. Bu koşulların başlıcalarını şöyle sıralayabiliriz: İktidarda (süreci ne denli ustalıkla sürdürdüğü tartışılabilir ama) barışı hakim kılmaya kararlı bir hükümet var. Hükümetin "analar artık ağlamasın", savaş için harcanan kaynaklar kalkınma için, sivilleşme-demokratikleşme için seferber edilsin, ülke içte ve dışta güçlensin niyeti tartışmasız. TSK'nın komutanları PKK'nın yalnızca askeri alanda yürütülen mücadele ile etkisiz hale getirilemeyeceğini büyük ölçüde anlamış bulunuyor. Türkiye Kürtlerinin giderek genişleyen bir kesimi, savaşın ve şiddetin bitmesine, sorunlara demokratik-barışçı yoldan çözüm aranmasına, gayretlerin kalkınmaya yönelmesine giderek artan destek veriyor. Ankara'nın dostluğuna muhtaç Irak Kürtleri de açıkça bunu istiyor.

1993'te hemen bütün komşularla sorunumuz vardı ve hemen hepsi şu veya bu ölçüde PKK'ya destek veriyordu. AKP hükümetinin belki en büyük hizmeti, bu durumu tersine çevirmeyi başarmış olması. 1993'te Soğuk Savaş'tan henüz yeni çıkmıştık. Henüz insan hakları ve demokrasi idealleri yaygınlık kazanmamış, Türkiye'yi de etkisi altına almamıştı. Türkiye'de demokrasinin yerleşmesi ne ABD'nin, ne de AB'nin fazla umurundaydı. Tek istenen Türkiye'de Batı yanlısı istikrardı. Bugünkü ABD yönetimi, Türkiye'de Batı yanlısı istikrarın ancak demokrasinin yerleşmesiyle sağlanabileceğini görebiliyor. AB üyelerinin en azından çoğunluğu, Türkiye'de demokrasinin yerleşmesinin bölge ve dünya barışı açısından değerini biliyor.

1993 dünyasına göre 2009 dünyasının başlıca iki açıdan farklı olduğu söylenebilir. İnsanların zihinlerinde demokrasi dışı yönetimlerle, silahla ve savaşla netice alma ideolojileri hakimiyetini yitirdi. Geçen gün Bahçeşehir Üniversitesi'nde Britanyalı sosyolog Dennis Smith'in konuşmasını dinledim. Haklı olarak bugün dünyada temel mücadelenin artık ideolojiler (ya da uygarlıklar-dinler) arasında değil, kalkınma için ihtiyaç duyulan doğal kaynaklar için verildiğine, temel davanın kalkınma davası olduğuna dikkat çekiyordu.

Yukarıda kısaca sıraladığım nedenlerle, denebilir ki Türkiye'deki savaş lobisi bu kez kazanamaz.

ZAMAN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim