Savaş kararı alabilir, Anayasa'yı değiştiremez!

04.03.2010 06:07

Erhan Başyurt

Yargı reformu ağırlıklı "mini Anayasa reform paketi" daha gündeme gelmeden tartışmalar başladı.

CHP lideri Deniz Baykal, "demokratik açılım" çalışmalarında olduğu gibi, içeriği görmeden uzlaşma arayışlarına kapıları kapadı.

Yetmedi, referandumu hükümeti erken seçime götürmek için kullanacaklarını açıkladı.

Demokratik açılım paketinin içerisindeki her şeyin geçmişte CHP tarafından talep edildiği ortaya çıkmıştı.

Korkarım Anayasa değişiklik paketinde de aynısı olacak.

***

Ancak CHP bütün stratejisini hükümetin "ak" dediğine "kara" demek üzerine kurduğu için içeriğin ne olduğunun, Türk demokrasisinin gelişmesine nasıl katkı sağlayacağının da bir önemi yok.

Baykal, Anayasa değişikliği için varlık sebebini bile inkâr yoluna gitti.

"Bu Meclis yasa değişikliğine gidemez..."

İyi de neden?

Bu Meclis savaş kararı alabilir mi?    

Cevap "evet."

Peki, bu Meclis ülkeyi savaşa sokacak en kritik kararı almaya yetkiliyken, bir darbe anayasasını değiştirmeye neden yetkili olmasın?

Dokunulmazlıkları kaldırmaya yetkiliyken, HSYK'yı yeniden yapılandırmaya neden olmasın?

CHP'nin tavrı, Anayasa değişikliğine 'hayır' demenin dolambaçlı yolu...

Yeni seçilecek Meclis üyelerini mevcut vekillerden üstün kılan ne?

Kaldı ki bu Meclis yeni oluştuğunda, uzmanlar tarafından hazırlanan sivil Anayasa çalışmasına da karşı çıkmıştı CHP ve Baykal.

CHP, demokratik olmasa da mevcut darbe anayasasının sürmesini açık şekilde tercih ediyor.

**

Dolayısıyla Anayasa değişikliği sürecinde MHP ve BDP'nin tavrı daha belirleyici olacak.

Oylama gizli olacağı için bu iki partiden pakete destek ihtimali daha yüksek.

CHP'den de demokratik Anayasa yanlısı "fireler" olabilir.

Bu durumda, yasanın direkt geçmesi zor olsa da, referanduma gitmesi yüksek ihtimal gibi görünüyor.

Başbakan Erdoğan "referandumlara alışacağız" diyerek, siyasi tıkanmalara yeni bir nefes borusu açacaklarının sinyalini aylar önce verdi.

Referandum bir halk oylamasıdır. Güven oylaması değil.

Şayet Anayasa reformu paketi halkın onayına sunulursa, çıkacak sonuç hiçbir şekilde hükümeti bağlamaz.

Yüksek oy oranıyla onaylansa da düşük oy oranıyla reddedilse de halk oyunu reform paketi için kullanır.

Siyasiler kutuplaşmaları besleyip bu durumu istismar etmeyi planlasa da, halk bu siyasi bilince sahip.

***

İşte size son 3 oylamada sandıktan çıkan çarpıcı sonuçlar...

22 Temmuz 2007 Genel Seçimi'nde AK Parti yüzde 47 oy aldı.

21 Ekim 2007'deki "Cumhurbaşkanı'nı halk seçsin" referandumunda yüzde 69 "evet" çıktı.

29 Mart 2009 Yerel Seçimleri'nde AK Parti'nin oy oranı yüzde 39'da kaldı.

Türkiye'nin demokratik kültür birikimini ve halkın sandık bilincini küçümsememek lazım.

Yerel seçimlerde birçok ilde, İl Genel Meclisi dağılımı ile başkan adaylarına verilen oy dağılımı çok farklı.

Bu bile tek başına seçmenin ne kadar bilinçli hareket ettiğini gösteriyor.

O halde anayasal kurumlar mevcut yasalar nedeniyle tıkanmış ve değişim konusunda toplumsal bir talep varsa, Meclis'te oy yeterliliğine sahip olunsaydı bile değişim paketinin halka sunulması daha doğru olurdu.

Erdoğan, referandumları hayatımıza sokarak doğrusunu yapıyor.

Siyasiler kutuplaşsa da halk uzlaşmayı başaracaktır.

BUGÜN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim